Hüseyin Yayman
Hüseyin Yayman
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

AK Parti kapatılacak mı?

GİRİŞ 29.07.2008 GÜNCELLEME 29.07.2008 YAZARLAR

 “Bütün dünler, bugünleri aydınlatan fenerlerdir.” Shakespeare

 Türk modernleşmesi ve yakın dönem Türkiye araştırmalarıyla bilinen Zürcher’in ifadesiyle “Türkiye modern tarihinin ana temaları iki yüz yıl sonra yerli yerinde durmaktadır.” Ülkede ciddi bir sistem ve yönetim sorunu yaşanıyor. Türkiye uzun zamandır aynı sorunlarla boğuşuyor ve bunları çözemiyor/çözmüyor.

Son dönemde yaşananları hatırlayın, neredeyse her yeni güne yeni bir gündemle uyandık. Bu olayları hatırlasak ülkenin son iki yıldır yüksek tansiyon ve yüksek ateşle yaşamaya çalıştığını görüyoruz. Bu irrasyonel durumun daha ne kadar devam edeceği bilinmiyor ancak ülkenin böylesi yüksek ateşe uzun süre dayanamayacağı açık. Türkiye hızla kendi kontrolü dışında bir inisiyatifin yönlendirmesiyle bilinmeyen bir yere doğru sürüklenmek istiyor. 

Bazı yorumcular kapatma davasının sonuçlanmasıyla ülkenin görece bir istikrara kavuşacağını ileri sürseler de yakın dönem Türkiye tarihine bakıldığında bu tezlerin iyimser yorumlar olduğu aşikar. Görünen odur ki Türkiye’de yaşanan sosyolojik değişimin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu türbülanslar bir müddet daha devam edecektir. Türk modernleşmesi sancılarıyla devam ediyor.

Bu yıl İlan-ı Hürriyet’in yüzüncü senesi ama maalesef Türkiye hala hürriyet meselesini konuşmaya devam ediyor. 1908’de II. Meşrutiyeti diğer ifadesiyle anayasal monarşiyi ilan eden Türkiye bu olayı nedenleri ve sonuçlarıyla tartışmadan kendini önce Trablusgarp sonra Balkan ve son olarak ise I. Dünya savaşlarının içinde buldu.1908’le başlayan süreç ülkenin küçülmesi ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden oldu. 

Bugüne Tarihin Penceresinden Bakmak

Türkiye çok partili hayata II. Dünya savaşının sona ermesiyle girdi. 7 Temmuz 1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisi bu dönemde kurulan ilk parti oldu. Onu Demokrat Parti ve diğerleri izledi. Demokrasi süreci 27 Mayıs 1960 darbesiyle kesildi, DP kapatıldı ve ülkenin Başbakanı iki bakanıyla birlikte idam sehpasına çıkarıldı. Bu kapatma daha sonra kapatılacak yirmi beş partinin ilki oldu. DP’nin yerine kurulan Adalet Partisi, 1965 seçimleriyle iktidara gelip yönetimi yeniden ele aldığında kendisini “DP misyonunun” devamı olarak görüyordu.  

Tarihin garip bir cilvesidir ki Anayasa Mahkemesi’nin ele aldığı ilk parti kapatma davası Milli Nizam Partisi davasıdır. Necmettin Erbakan tarafından kurulan ve mecliste tek sandalyesi bulunan MNP’ye, “laikliğe aykırı fiil ve sözlerinden” dolayı Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan kapatma davasını açıldı. Davanın açılmasından itibaren partinin kapatılmayacağını ifade eden Erbakan, aksini düşünen dava arkadaşlarının karamsarlığını dağıtmaya çalışıyordu. Anayasa Mahkemesi’nin çok yakınında bulunan parti binasından dava salonuna yürüyerek geçip partisini büyük bir samimiyet ve ihlasla savunan Erbakan, “iddianame delilsizdir, iddianamede delil diye ileri sürülmek istenen şeylerin hakiki mahiyeti, hakikatle alakası olmayan bir takım muharref derlemelerdir” demekteydi. Necmettin Erbakan’ın, “Milli Görüş Geleneği” içerisinde manifesto sayılacak bu savunması İsmail Hakkı Ketenoğlu başkanlığında toplanan Anayasa Mahkemesi üyeleri tarafından dikkate alınmamış ve MNP kapatılmıştır.

12 Mart 1971 Muhtırası fiili bir darbe olmasa da Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç liderliğinde verilen bildiriyle AP hükümeti istifa etmek zorunda kalmıştır. Muhtıra sonrası 1973 yılında yapılan seçimlerde MNP’nin yerine, emanetçisi Süleyman Arif Emre liderliğinde kurulan Milli Selamet Partisi büyük bir başarı sağlamış ve seçimlerden hükümet ortağı olarak çıkmıştır. İlk yapılan kongrede genel başkanlık koltuğuna oturan Erbakan Hoca, siyasi mücadelesine kaldığı yerden devam etmiştir. MSP 1973 seçimlerinde % 11.8 oranında bir oy almış ve 48 milletvekili çıkarmıştır. 1977 Seçimlerine gelindiğinde  % 8.6 oranında bir oy alan MSP, Türk siyasal hayatında kalıcı bir parti olduğunu göstermiştir.

12 Eylül müdahalesi sonrasında tüm siyasi partilerin kapatılması sonucu MSP’de kapatılmıştır. MSP geleneğinin devamı olarak 19 Temmuz 1983 yılında Ali Türkmen başkanlığında kurulan Refah Partisi, bazı kurucu üyelerine uygulanan vetolar sonucu 1983 seçimlerine girememiştir. RP ilk defa 1984 yerel seçimlerine girmiş ve kısmi bir başarı elde etmiştir. 1984 Yerel yönetimler seçimlerinde RP, il genel meclisi seçimi düzeyinde % 4.4 oy almıştır. RP bu seçimlerde sadece on dört yerleşim yerinde belediye başkanlıklarını kazanabilmiştir. RP yalnızca Van ve Şanlıurfa olmak üzere iki ilde belediye başkanlığını kazanabilmiştir.  

1980 sonrası dönemde yapılan ilk seçimlerde % 4.4 oranında bir oy alan RP, 1995 seçimlerine geldiğinde oylarını on yılda beş katına (% 21.3), milletvekilini sayısını ise 158’e çıkarmıştır. Bu durum RP’yi “defacto” olarak hükümeti belirleme noktasına getirmiştir. Kısa süreli ANAYOL hükümetinden sonra kurulan REFAHYOL hükümetiyle başbakan olan Necmettin Erbakan, Türk siyasal hayatında Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit kadar sahici bir lider olduğunu göstermiştir.

REFAHYOL Hükümetinin “laikliğe aykırı eylemleri ve sözleri” nedeniyle 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı yaşanan krizin habercisi olmuştur. 21 Mayıs 1997 tarihinde RP hakkında açılan kapatma davası ve “28 Şubat süreci” olarak tanımlanan dönem sonrası REFAHYOL Hükümeti düşürülmüş ve bir “post modern darbe” dönemi yaşanmıştır.

Muhtar Bile Olamaz Demişlerdi

RP’nin kapatılmasıyla yerine kurulan Fazilet Partisi, Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a getirilen siyasi yasaklar nedeniyle Recai (Abi) Kutan önderliğinde Türk siyasal hayatındaki yerini almıştır. Erbakan Hoca’nın yasaklanmasıyla parti içinde başlayan liderlik yarışı partide bir ayrışmaya neden olmuş ve bu arada FP hakkında kapatma davası açılmıştır. FP içinde başlayan “gelenekçi-yenilikçi” ayrışması MNP geleneğin ilk defa bölünmesine neden olmuş, gelenekçiler Recai Kutan öncülüğünde Saadet Partisi’ni, yenilikçiler ise Recep Tayyip Erdoğan’ın yasaklı olması nedeniyle Abdullah Gül öncülüğünde Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurmuşlardır. 

12 Eylül 1980 öncesi dönemde MSP Gençlik Kolları’nda yöneticilik yapan, 1980 sonrası dönemde önce RP’nin Beyoğlu İlçe Başkanlığını sonra İstanbul İl Başkanlığını yapan Erdoğan, 1994 Yerel Yönetim Seçimlerinde Zülfü Livaneli, İlhan Kesici, Bedrettin Dalan’la yarışarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanmıştır. Seçim öncesi propaganda döneminde “evinin ruhsatının olmadığı” öne sürülen Recep Tayyip Erdoğan güçlü rakipleri karşısında adım-adım başkanlığa yürümüştür. Bu dönemde RP’ye karşı yürütülen ve Tempo Dergisinin 3 Mart 1994 tarihli sayısında kullanılan “RP, PKK Kadar Tehlikeli” yaklaşımı basındaki genel havayı gösteren önemli bir cümleydi.

Recep Tayyip Erdoğan, “28 Şubat sürecinde” İstanbul Belediye Başkanlığından uzaklaştırıldı ve siyasi yasaklı hale getirilerek hapse gönderildi. Adalet ve Kalkınma Partisinin kuruluşuna öncülük eden Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimlerine yasaklı olduğu gerekçesiyle sokulmadı ve hatta “muhtar bile olamaz” denildi. Erdoğan’sız partinin ve hükümetin tez zamanda dağılacağı ileri sürüldü. 2003 yılında yapılan ara seçimlerde Siirt’ten milletvekili seçilip partinin başına geçen Erdoğan, partisini bu tarihten itibaren başarıdan başarıya taşıdı. Önce 2004 yerel seçimleri daha sonra 2007’de yapılan genel seçimlerde partisini, Türk siyasetinde rakipsiz hale getirdi.

Peki AK Parti Kapatılacak mı?

Son günlerin aktüel sorusu olan “AK Partinin kapatılacak mı?” meselesine geldiğimizde herkesin farklı bir cevabının olduğu görülüyor. Bu bağlamda,

- Siyasi partilerin ayrı bir cevabı ve hesabı var.

- Kanaat önderlerinin duruma göre değişen ayrı bir cevabı ve hesabı var.

- Dış dünyanın ayrı bir hesabı ve cevabı var. 

- TSK’nın bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz bir cevabı ve tavrı var.

- Bu süreçte ciddiye dahi alınmayan vatandaşların zaten belli olan bir cevabı var.

- Anayasa Mahkemesi üyelerinin yakında verecekleri bir cevabı var.

- Son olarak tarihin bir cevabı ve hükmü var.

Bu uzun analizden sonra başlıkta sorduğumuz soruya yeniden geldiğimizde aslında cevabı metin içinde verdik. Bu sorunun ama ile başlayan birçok cevabı var aslında. Bizim cevabımıza gelindiğinde ise son tahlilde demokrasi işlerse parti kapatılmayacaktır. Ancak tarihi tecrübelerin bize gösterdiği odur ki son dönemde aksi yönde bir kanaat gelişmiş olsa da Adalet ve Kalkınma Partisi kapatılacak ama “bu şarkı burada bitmeyecektir.”. Türkiye’nin içine girdiği düzen arayışı ve 367, Türban davası kararları yeni bir 9-2 sonucunun veya daha iyimser bir yaklaşımla 7-4 neticesinin sürpriz olmayacağını ortaya koymaktadır.  

SON DÖNEMDE YAŞANAN BAZI TARTIŞMALAR

- ABD’nin Irak’ı İşgali

- Büyük Ortadoğu Planının açıklanması

- 1 Mart tezkeresi

- Danıştay Baskını

- Şemdinli Olayları

- Cumhurbaşkanlığı krizi

- 367 tartışmaları,

- 27 Nisan e-muhtırası,

- DYP-ANAP ittifak senaryoları,

- CHP-DSP ittifakı,

- 22 Temmuz’a seçim kararı alınması,

- 22 Temmuz 2007 seçimi

- Yeni hükümetin kurulması

- Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi

- Dağlıca Baskını

- YÖK Başkanı tartışmaları

- Türban tartışmaları

- Ergenekon soruşturması

- 14 Mart 2008 AKP hakkında kapatma davası açılması

- Terör olaylarının tırmanması

- Ergenekon kapsamında bazı generallerin gözaltına alınması

- Ergenekon Davası iddianamesinin açıklanması

- Kıbrıs müzakerelerinin hızlanması

- ABD-İran krizinin yükselmesi

 Hüseyin YAYMAN
huseyinyayman@gmail.com

YORUMLAR 5
  • ugur dag 17 yıl önce Şikayet Et
    AK PARTİ KAPATILACAK. çünkü akparti bu halkın partisi ve millet sağı solu dincisi dinsizi gavuru herkesimin oyunu alan bir parti ve karşısında atatürkten sonra gelen inönü ve ekibinin yaptığı kadrolaşma yüzünden hala bürokrasi askeryargı bu hükümete kadar hep CHP lilerin elinde kalmış bize inönücülüğü atatürkçülük olarak yedirmişler bu ellerinde ki imkanları kaybetme noktasına gelen bu kesimler ülke de kaos olacakmış ülke batacakmış hiçte umurlarında değil MİLLETE RAĞMEN AK PARTİYİ bu yüzden kapatacaklar
    Cevapla
  • ismail mutlu 17 yıl önce Şikayet Et
    kapanmaz akp karlı çıkar. kapanmaz çünkü abd,ab,israil,zenginler,yabancı yatırımcı herkes böyle istiyor.akp öyle bir savunma!yaptıkı gel beni kapat dedi.ama dedimya ağır abiler kapatılmasını istemiyor....bu kadar destek hiçbir hükümete nasip olmamıştır.olsaydı ilk önce bu akp'li kesim."gördünüzmü bunlar yabancı uşağı" derdi.bugün ise çıtları çıkmıyor.......
    Cevapla
  • Teomete Hansarayli 17 yıl önce Şikayet Et
    Yani AYM üyeleri davaya tamamen siyaseten bakıyor.... ...ve siyaseten kapatsam mı daha iyi,kapatsamam mı diye bocalıyor. Karar ne durumda olursa olsun kazanan şimdinin ve eskinin AKP'si olacaktır.
    Cevapla
  • Teomete Hansarayli 17 yıl önce Şikayet Et
    yanılıyorsunuz çünkü çok basit bir. AKP kapatılmayacaktır çünkü kapatılmayı Anayasa mahkemesi üyelerinden çok daha fazlasıyla arzulayan AKP,Başbakan ve kurmaylarıdır.Bu isteği iddianameye santrançta ilk öğretilen ve herkesin bildiği "Çoban Matı" gibi aleni bir hamle ile "cevap" vererek bu arzusunu AYM üyelerine ayan etmiştir.AYM üyeleri bu hamleyi gördü ama belli ki siz bu hamleyi ve ne anlama geldiğini görememişsiniz.Temennim AKP'nin kapatılması,BKP ile yola devam edilmesidir.Saygılarımla.
    Cevapla
  • TAMER ÖZDEMİR 17 yıl önce Şikayet Et
    KANAATİM AKSİ YÖNDE.... EDİTÖR’ÜN NOTU: Lütfen yorumlarınızda küçük harf kullanın. Selamlar
    Cevapla