Yerel seçimin nabzı da haber 7'de
YEREL SEÇİMLER ÖNCESİ ANKARA KULİSLERİ
Şehirler Başkanını Arıyor 1
Sunuş
Değerli Haber 7 okuyucuları, bugünden itibaren yerel seçimler hakkında kapsamlı bir yazı dizisine başlıyoruz. Bu yazı dizisinde kapsamlı dosyalar, derin kulis bilgileri ve ayrıntılı siyasal analizlerle yerel seçimlerin nabzını tutmaya çalışacağız. Mümkün olduğunca tüm partileri tek tek değerlendirip seçim tahlilleri yapacağız.
Kimi zaman sizin şehrinize misafir olacağız kimi zaman sizi uzak diyarlara götüreceğiz. Hazırladığımız dosyalarla size ayrıntılı değerlendirmeler ve analizler sunacağız. Türkiye’ye mal olmuş efsane belediye başkanlarını ve bunların seçim kazanma stratejilerini ve yerel seçim tarihinden ilginç öyküleri sizlerle paylaşacağız.
Bu yazı dizisinde sizinle Anadolu’nun ücra yerlerine misafir olacağız. Siz değerli okuyucularımızın beğeneceğini sandığımız keyifli bir yazı dizisi sizi bekliyor.
Yerel Seçimler Yaklaşırken Siyasi Nabız Hızlanıyor
29 Mart 2009 tarihinde yapılacak yerel seçimlere altı aydan az bir süre kaldı. Metropollerde siyasi nabız henüz hızlı atmaya başlamasa da küçük yerlerde gündemin birinci maddesi yerel seçimler. Dost meclislerinde, kahvehanelerde demli çaylarla koyulaştırılan sohbetlerin ana konusu belediye başkanının kim olacağı.
Ramazan ayının bitmesi ve bayramın geride kalmasıyla siyasi kulislerin hızlanacağı görülüyor. Ramazan, bayram, yılbaşı derken günler hızla akacak ve bir de bakmışsınız ki seçimler gelmiş.
Dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de yerel yönetimlerin önemi her geçen gün artıyor. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Avrupa Kentsel Şartı gibi uluslararası metinler incelendiğinde görüldüğü üzere yerel yönetimlere hergeçen gün daha fazla ağırlık veriliyor.
Kamu hizmetinin halka en yakın birim tarafından verilmesi hizmette etkinlik, verimlilik ve sürat sağlıyor. Bu noktada yerel yönetimlerin artan görev ve sorumluluklarına bağlı olarak yerel yöneticilerinde sorumlulukları artıyor.
Nasıl Bir Yerel Yönetim Modeli?
Artan yerel sorunlar karşısında merkezi idarenin etkinliği azalırken buna yerel yönetimlerin etkinliği hergeçen gün daha fazla artıyor. Burada yeri gelmişken idare-i maslahat yapan yerel yöneticilerin Türkiye’nin geleceğinde yerinin olmadığını hemen ifade edelim. Günümüzde siyaset hamaset üzerinden değil projeler ve gelecek vaadi üzerinden yürütülüyor. Bu noktada siyasetçinin farkını ortaya koyması gerekiyor.
Türkiye gibi gelişmekte olan bir memlekette bütün sorumluğu üzerine alan merkezi idarenin ülkenin tüm sorunlarına yetişmesi ve rasyonel çözümler üretmesi mümkün değil. Bu anlamda Ankara’nın sırtındaki sorumlulukların en azından bir kısmını yerel yönetimlere delege etmesi gerekiyor. Ülke çapında yeni bir kalkınma hamlesinin başlaması için bu anlayışın yerleşmesi gerekiyor.
Bu noktada seçilecek yerel yöneticilerin liyakat esası çerçevesinde belirlenmesi gerekiyor. Aksi takdirde Ankara hem ülkenin genel sorunlarına çözüm bulmaya çalışırken hem de o ilin veya ilçenin belediyenin yapması gereken yol, su, ulaşım vb. gibi mahalli sorunlarını düşünmek zorunda kalacak. Bu yönetim tarzı zaman ve kaynak israfına yol açan irarsyonel bir yönetim anlayışı ve tüm dünyada terk edilmiş durumda.
Burada önemli bir diğer husus aday belirleme sürecinin “Belediye başkanı kim olmalı” sorusunun ipoteğinden kurtarılıp “Belediye başkanı nasıl biri olmalı” sorusu etrafında müzakere edilmesidir. Kim yerine nasıl sorusunu tartışmaya başladığımız zaman yerel kalkınma hamlesi de başlatılmış olacak.
AK Parti Yerel Seçimlerde Favori
Başbakan Recep Tayip Erdoğan 22 Temmuz 2007 seçimlerinden hemen sonra "Türkiye partisi olduğumuzu tescillemek için yerel seçimlerde İzmir, Çankaya, Trabzon, Diyarbakır ve Tunceli'de belediye başkanlıklarını almamız lazım." dedi ve partisinin hedeflerini belirledi. AK Parti bu seçimlere en iddialı hazırlanan parti.
Araştırmaların gösterdiği biçimde genel seçimlerden sonra yerel seçimlerin de favorisi AK Parti. Direksiyonda Tayyip Erdoğan markası olduğu müddetçe AK Parti’nin kaybetmesi pek mümkün görünmüyor. Bu bağlamda yerel seçimlere en sorunsuz giren parti iktidar partisi.
AK Parti’nin “siyaset yerelden başlar” ilkesiyle başlattığı ‘siyaset akademisi programı’ dahi başlı başına bir olay. Yetkililerin verdiği bilgiye göre ilk etapta otuz beş ilde yapılan programa on bin kişi katılmış. Ramazan sonrası başlayacak yeni dönemde ise en az bir o kadar daha katılımın olması bekleniyormuş. Başbakan’ın ifadesiyle AK Parti’nin bundan sonra yerel siyasetçilerini siyaset akademisi programından seçecek olması akademiye ilgiyi artırıyor.
Muhalefetin işi ise gerçekten zor. AK Parti’nin siyaset tekelini kırmaları için daha fazla bir performans göstermeleri gerekiyor. Muhalefet partilerinin içinde bulundukları yerden çıkmaları için yapmaları gereken şey aslında çok basit. Muhalefetin yapması gereken en büyük rakipleri konumunda olan AK Parti’yi aynen taklit etmek ve o ne yapıyorsa aynısını yapmak. Bu formülün çok yaratıcı olmadığı muhakkak ama maalesef muhalefet inisiyatifi ele alacak hiçbir açılım yapamıyor.
Şöyle geriye yaslanın ve bir düşünün muhalefet partileri içinden aklınıza gelen başarılı kaç belediye başkanı var? İşte bu soruya verdiğiniz cevap 2009 seçimlerinin de gayrı resmi cevabı olacak aslında.
Yerelden Ulusala Uzanan İktidar Talebi
Muhalefet partileri ülke yönetimi için bir alternatif olacaklarsa bunu önce yerel yönetimlerde gösterecekler. 1989 yerel seçimlerinde SHP yerel yönetimlerde iktidarı ele aldı, 1991 genel seçimlerinde ise ulusal düzeyde iktidar ortağı oldu. Aynı biçimde 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi önce yerel yönetimlerde iktidar tecrübesi kazandı daha sonra 1995 seçimlerinde ülkede iktidarı ele aldı.
Aynı olay 1970’li yıllarda Karaoğlan kaptanlığında CHP’de olmuştu. Fakat bugün ne o Karaoğlan; ne de o özgürlükçü ve halkın içinden gelen bir CHP var.
‘Belediyecilik sosyal demokratların işidir’ sözü 1980 sonrasında değişti. Köprülerin altından çok sular aktı ve sosyal demokratlar bu seçimlerde kaleleri olan yerleri bile kaybetme endişesi içindeler.
RP’li belediyeler yerel yönetimler alanında yeni bir çığır açtı. RP’li belediyecilik anlayışı literatürde pek irdelenmese de yerel yönetimler için önemli bir laboratuar oldu.
Sadece şu kadarını ifade edelim ki 1994’te İstanbul, Ankara gibi Büyükşehirlerde yaşanan seçim zaferleri bir yana, RP Başbakan Mesut Yılmaz’ın memleketi Rize’de dahi belediye başkanlığını kazandı. Refah Parti’sinin yerel yönetimlerdeki başarısı AK Parti iktidarını getirdi.
Ankara Havası Nereden Esecek?
Bu uzun peşrev faslından esasa geldiğimizde. Ankara’da sosyal demokratlar birleşip tek adayla seçime girseler dahi artık Büyükşehir’i kazanmaları zor görünüyor. Bu seçimde Ankara Büyükşehir’in favorisi diğer on beş Büyükşehir de olduğu gibi AK Parti. Ancak AK Parti’deki temel mesele adayın kim olacağı. Asıl sıkıntı ve yarış burada yaşanıyor.
Bu seçimlerde AK Parti eğer ciddi hatalar yapmazsa açık ara önde görülüyor. Son kamuoyu yoklamalarında da görüldüğü üzere partinin yerel seçimlerdeki muhtemel oyu % 60’lara yaklaşmış durumda. AK Parti’nin iktidar tekelinin yerel yönetimlerle pekişerek devam edeceği gözlenirken bunun en somut göstergesi 2007 seçimleri ve sonrasında yapılan referandum oldu.
Muhalefet Cephesinde Değişenler/Değişmeyenler
Ana muhalefet partisinde ise işler hayli zor görünüyor. 1994’te Melih Gökçek’e kaptırılan Büyükşehir yönetiminin üzerinden üç seçim geçmesine rağmen bir türlü geri alınamadı. Bu gidişle de alınması zor görünüyor.
Sosyal demokratların gönüllerindeki belediye başkanı Murat Karayalçın henüz adaylığını deklare etmese de son iki seçimde olduğu gibi muhtemelen yine aday olacaktır. Ankara’yı kapı kapı dolaşan Yılmaz Ateş açıkça isteyemese de içinden Büyükşehir’i geçirdiği muhakkak.
CHP kulislerinde adı dolaşan isimlerden bir diğeri ise ODTÜ’nün eski rektörü Ural Akbulut Hoca. Henüz ortada somut bir gelişme olmasa da Ural Hoca’nın ismi bazı mahfillerde sıkça telaffuz ediliyor. Ural Hoca Anavatan Parti’sinden aday olan Rüştü Yüce’nin akıbetini biliyordur herhalde.
Herhangi bir özgün projesi, seçmenin yüreğini hoplatacak bir vaadi ve seçim kazanacak adayı şimdilik olmayan sosyal demokratları görünen o ki Ankara’da yeni bir hüsran bekliyor.
On beş yıldır yapılmayan bu hazırlıkların son beş ayda yapılmasını beklemek iyimserlik olmaz mı?
Fakat unutmamak da gerek ki siyasette yirmi dört saat uzun bir süre. Tarihi tersine çevirip bu seçimlerde de geçmişte solda olduğu gibi sağ’dan güçlü adayların çıkıp oyları bölmesi iyi bir aday ve iyi bir hazırlıkla CHP’yi favori yapabilir. Siyasette umut bitmez bekleyip göreceğiz.
2004’te Büyükşehir ilçe belediyeleri içerisinde sadece Çankaya’yı alan CHP’nin bu seçimde ne yapacağı sadece sosyal demokratların değil tüm Türkiye’nin merak konusu. Cumhurbaşkanlığı makamını Abdullah Gül’e devreden Ahmet Necdet Sezer’den sonra belediye başkanlığını da el değiştirecek mi?
MHP ise bu seçimlerin şimdilik en sessiz ve derinden giden partisi. Görünen o ki MHP yerel seçim stratejisini rakiplerine daha doğrusu AK Partiye göre belirleyecek.
HÜSEYİN YAYMAN - HABER 7
huseyinyayman@gmail.com
-
Mesut Ciloglu 17 yıl önce Şikayet EtKanmayin!. burda "ben Akp birdaha oy vermem" diyenler zaten akpli degillerBeğen
-
Serkan KANĞ 17 yıl önce Şikayet EtAklın Yolu Birdir. İdrak sahibi olan herkes bilirki, bu ülkede iki dönem vardır. Ak Parti öncesi ve Ak Parti sonrası. Belediyecilikte olsun, genel yönetimde olsun Türkiye Cumhuriyeti Ak Parti döneminde çağ atlamıştır. Onun için yola devam...Beğen
-
Mustafa Bacak 17 yıl önce Şikayet EtMuhtar Paşa. Muhsin Yazıcıoğlu nerenin adayı bir bildiriver Bak sen belliki BBP teşkilatında görevlisin partini temsilen kibar cevap ver. :)Beğen
-
Mustafa Bacak 17 yıl önce Şikayet EtÇok basit örnek !!!. İstanbul büyükşehir belediyesi (AKP'li) söğütteki misafirlere iftariyelik gönderdi. Söğüt belediye başkanı (MHP'li) bunun dağıtımını engelledi. Daha ne diyeyim. Ahmet birşey veriyor mehmet engelliyor ben Ahmeti seviyorum Mehmet benide sev diyor. Yahu kardeşim hiçbirşey yapmasanız sevecemde sen nefret ettirmek için elinden geleni yapıyon. Ama nalet olsun içimdeki insan sevgisineki nefret etmiyom sizdenBeğen
-
Mustafa Bacak 17 yıl önce Şikayet Etmuhalefet kadar olmasada bende AKP yi desteklerim.. Adamlar kendileri söylemiyormu kömür dağıtıyor diye. Türkiyenin her yeri bunların sayesinde asfaltlandı. 22 Temmuzda laiklikten dem vuruyordunuz, bunların siyaestlede fazla ilgisi yok. Ben vermek istemesemde muhalefet zorla Akp'ye yönlendiriyor beni.Beğen