AK Parti’nin yerel seçim stratejisi
GİRİŞ 21.01.2009
GÜNCELLEME 21.01.2009
YAZARLAR
29 Mart 2009 Tarihinde yapılacak yerel seçimlere toplam 76 gün kaldı. AK Parti ve MHP adaylarının çoğunu açıklarken CHP “bekle gör” taktiği güdüyor ve adaylarını son anda açıklayacağı izlenimi veriyor. Gittikçe ısınan siyasi havaya bakıldığında partiler kampanyalarını bu seçimde daha erken başlatacak.
Yerel seçimler sadece belediye başkanlarının belirlendiği seçimler değil aynı zamanda genel siyasetin yönünü tayin eden seçimlerdir. Türk siyasal hayatı içerisinde yerel seçimleri kazanan partilerin bir sonraki genel seçimleri de kazanıp iktidar oldukları, seçimleri kaybedenlerin ise bir sonraki genel seçimleri de kaybettikleri görülüyor.
Bu tarihsel gerçeklikle ışığında yerel seçimleri salt başkanların ve meclis üyelerinin seçildiği bir seçim olarak görmek hata olacaktır. Bu anlamda yerel seçimlerçoğunlukla partiler için ‘erken uyarı sistemi’ vazifesi gören bir misyonkazanırlar. Yerel seçimler genel seçimlerden sonra yapıldığında iktidar partisi için bir güven oylamasına dönüşürken, genel seçimler öncesi yapıldığında büyük bir kamuoyu araştırmasına dönüşürler.
Muhalefetin yerel seçimleri, bir genel seçime ve bir güven oylamasına dönüştürmek istediği göz önüne alındığında siyaseten doğru bir hamle içinde oldukları tespit ediliyor. AK Parti’nin muhalefetin bu stratejisi karşısında iyi bir karşı strateji belirlemesi ve seçimi iyi yönetmesi gerekiyor.
AK Parti için bu seçimler önümüzdeki iki seçimin garanti altına alındığı bir seçim olabileceği gibi alınacak başarısız bir sonuçla AK Parti iktidarının sorgulanmaya başlandığı yeni bir dönemin kapısını da açabilir.
Muhalefet, 29 Mart 2009 yerel seçimlerini 26 Mart 1989 seçimlerine çevirip Anavatan iktidarına fiilen son verdiği gibi AK Parti iktidarına da son vermek istese de işinin görünenden zor olduğunu ifade edelim.
AK Parti % 40’ın altına düşer mi?
AK Parti 2004 yerel seçimlerinde il genel meclisinde % 41.6 oranında bir oy aldı ve büyük bir seçim başarısı elde etti. AK Parti 2004’te 16 Büyükşehir Belediyesinden 12’ni, 65 İl Belediyesinden 46’nı kazandı. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde çıtayı bir adım daha ileri taşıdı ve her iki kişiden birinin oyunu aldı. Bu sonuçlar AK Parti’yi bu seçimlerde de favori haline getiriyor ve çıtayı aşağı düşürmemesini zorunlu kılıyor.
Son seçimlerde % 46.7 oranında oy alan AK Parti’nin, % 40’ın altına düşeceği her puan hararetli tartışmaların yaşanmasına neden olabilir. Bunun yanında AK Parti’nin elinde bulunan İstanbul, Ankara gibi büyük metropollerden birini kaybetmesi veya 12 Büyükşehir’den dördünü veya beşini kaybetmesi partiyi moral-motivasyon bakımından ciddi biçimde etkileyecektir.
Son yapılan kamuoyu araştırmalarında 22 Temmuz 2007 benzeri bir tablonun olduğu görülüyor. AK Parti % 39 -% 44 bandında hareket ederken ana muhalefetin oylarını bir türlü artıramadığı tespit ediliyor. MHP oylarında göreceli bir artış gözükse de bu artışın tabanı tatmin edecek düzeyde olmadığı öne sürülüyor. 29 Mart gecesinde benzer bir sonucun alınması AK Parti’nin elini güçlendirirken muhalefete varoluş problemi yaşatabilir.
Bu noktada yerel seçimlere henüz daha uzun süre olduğunu ve özellikle ekonomik krizin derinleşmesine bağlı olarak seçmen tercihinde önemli değişiklikler yaşanabileceğini belirtelim. Bu noktada asıl önemli olan iktidarın oylarının düşmesi kadar muhalefetin alacağı netice önümüzdeki dönemin yönünü belirlemiş olacak.
Muhalefetin yaşanan bunca iç ve dış soruna rağmen umut vermemesi üzerinde ciddi olarak düşünülmesi gereken bir husus. Seçimler öncesinde muhalefetin yeni bir siyaset dili geliştirmesi ve toplumla yeni bir mutabakat yapması gerekiyor.
AK Parti’nin yerel seçim stratejisi var mı?
Bu noktada partilerin kendilerine iyi bir yerel seçim strateji belirlemesi gerekiyor. Şuana kadar AK Parti’nin yerel seçim stratejisinin “eklektik, çok parçalı, pragmatik, kişi odaklı ve mevcudu korumayı” öngören bir strateji izlediği görülüyor. Bunda AK Parti’nin seçmen tercihi bakımından doğal sınırlarına ulaşmasının önemli bir tesiri var.
Gelinen noktada parti yönetiminde aksine beyanlar olsa da AK Parti bu seçimlerde yeni yerler kazanmak yerine mevcudu korumayı amaçlıyor. Özellikle yoğun rekabetin yaşandığı yerlerdeki aday tercihlerine bakıldığında partide görünmez bir iradenin buraları rakiplere bıraktığı izlenimi doğuruyor.
Muhalefet ise tüm stratejisini AK Parti’nin hataları üzerine kurmuş durumda. AK Parti’den aday yapılmayan bazı adayların bu partilerden aday gösterilmesi bunun tipik göstergelerinden biri. Bu seçimler özellikle Numan Hoca ve SP için simgesel anlam taşıyor. SP’nin alacağı seçim neticesi bir anlamda geleceğini de tayin etmiş olacak.
AK Parti seçimlere favori olarak girerken aday belirleme sürecinde yaşanan sorunlar birtakım şüphelerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu noktada AK Parti’nin zaman zaman ‘kimi aday gösterirsek kazanırız’ psikolojisine girmesi bazı yerlerde sürpriz sonuçlar doğurabilir. Bir yandan temayül yoklaması, diğer yandan anketler yapılmasına ve kararların MYK’da tartışılarak alınmasına rağmen yapılan seçimlerin isabet derecesinin sorgulanması bir sorun olduğunu gösteriyor.
AK Parti’nin bu seçimlerde işinin kağıt üzerinde görüldüğü kadar kolay olmadığı ve seçimin bazı yerlerde ciddi riskler taşıdığı görülüyor. Adana’da Aytaç Durak, Şanlıurfa’da Eşref Fakıbaba, Bursa’da Hikmet Şahin ve Kars’ta Naif Alibeyoğlu örneklerinde görüldüğü üzere AK Parti’nin bu kişilerin aday yapılmamasıyla ilgili ikna edici bir cevabının olmadığı tespit ediliyor. Buralarda sürecin iyi yönetilememiş olması başkanların hemen başka partilere gitmelerine neden oldu.
AK Parti’nin oylarında yaşanacak dramatik bir düşüş veya % 40’ın altında alınacak her sonuç parti için sorunlu bir süreci başlatabilir. Tabii bu noktada muhalefetin alacağı netice sembolik bir mana taşıyor. İktidarın oylarının düşerken muhalefetin oylarının artmaması parti yönetimlerine karşı ciddi bir muhalefetin yükselmesine neden olacaktır.
HÜSEYİN YAYMAN - HABER 7
YORUMLAR 41
TÜMÜ
-
rami asik 16 yıl önce Şikayet Ettövbe estağfurullah... bir önceki yorumumda kesin demişim çok pişmanım. Allahu tealadan izmiri ak partinin kazanmasını istiyorum. affet ya rab..Beğen
-
Mehmet Kan 16 yıl önce Şikayet EtYanlışş. Yazarın görüşlerine katılmıyorum....En başta Ak parti seçmen bazında doğal sınırlarına ulaşmadı...%20 CHP zihniyeti var Türkiye de..Ama geriye kalan % 80 Ak partinin doğal seçmeni sayılır..Tabi ki bu % 80 'nin tamamından oy almak mümkün değil ama böyle bir potansiyel vardır..İkinci olarak, kimi göstersek seçtiririz mantığı da yok...Bence genel olarak en iyi tercihler yapılmaya çalışıldı....Saydığı başkanların hiçbiri seçimi kazanamaz...Yani Ak parti'den başka partilere gidenleri kastediyorum...Beğen
-
ERŞAN BAŞARI 16 yıl önce Şikayet Etnankörler. yorum yaptığını zanneden nimeti körleyen nankörler.şizin bahsettiğiniz partilerin hepsini halk gördü.bu partilere 2002 den beri tokat atıyor ama siz hala chp mhp dsp anap falan bunlardan bahsediyorsunuz.saadetlilerede sözüm kimin yanında olduğunuza dikkat edin. geçen seçim ak partiyle saadetin oyları bölündüğü için 28 şubatçıların sıyrıldığı bir çok yer var. sizin muhalefetiniz bazen bana çok acı veriyor.kardeşlerinizi iyi seçin.kimlerle bereber olduğunuza iyi bakın.yoksa sizde çok tokat yersiniz.Beğen
-
güzin karaman 16 yıl önce Şikayet Ettrt 6 neden anti komünist propaganda yapmıyor?. apoyu neden ifşa etmiyor kanal 6. adam dinsiz, imansız, komünist ve katil...Beğen
-
rüstem manas 16 yıl önce Şikayet EtYERİNİZDE OLSAYDIM BU YAZIYI OKURDUM..1. 22 temmuz seçimi ile 29 mart ta yapılacak seçimin koşulları çok farklı..22temmuz 2007 yapılan seçime AKP mağdur ve mazlum pisikolojisiyle girdi,,adeta dramatik bir film seyrediyormuş gibiydik. bilhassa müslüman bir c.başkanı seçtirmediler" propogandasını çok etkili kullandılar..MHP nin basiretli tutumuyla c.başkanlıgı sorunu çözüldü..29 marta kadar ciddi bir mazlumiyet sebebi bulamazlarsa AKP nin işi çok zor.Beğen