Hüseyin Yayman
Hüseyin Yayman
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Tayyip Erdoğan’ın zamanla yarışı!

GİRİŞ 12.05.2009 GÜNCELLEME 12.05.2009 YAZARLAR

AK Parti’nin girdiği dördüncü seçimde ilk defa oylarını düşürmesi ve % 40 psikolojik eşiğinin altına kalarak yüzde otuz sekiz oy alması bu partiyi önlem almaya zorluyor. İlk olarak kabine değişikliğiyle bu yeni yapılanmanın işaretleri verildi. AK Parti’deki bu değişimin sadece insan kaynağını ve kadrolarını içine alan bir yenileşme değil; topyekûn siyasetini de içine alan kapsamlı bir yeniden yapılanma olması gerekiyor.

Kabine değişikliğiyle kamuoyunun beklentileri tam olarak karşılanamasa da rakamsal anlamda radikal değişikliklere gidildiği görüldü. Seçim sonrasında “yaşam tarzı ve kimlik” üzerine yürütülen tartışmalara bakıldığında kabinede daha liberal ve demokrat isimlerin yer alacağı öngörülüyordu. Fakat Erdoğan, dışardan bakıldığında daha liberal ve daha kucaklayıcı görünen bir kabine yerine ‘ince bir siyaset’ güderek çoğunlukla olduğu gibi beklenilenin tam aksini yaptı.

Erdoğan, beklentilerin tersine muhafazakâr isimlerden oluşan bir kabine yaparken, yeni dönemdeki reformlarını bu muhafazakâr isimler üzerinden yapacağının işaretini verdi. Böylece Erdoğan isim tercihleriyle ‘müesses nizamı’; siyaset değişikliğiyle de tabanı küstürmemeye çalışacak. En son tartışmaya açılan yeni anayasa ve Kürt meselesindeki tavır değişikliği bunun tipik göstergeleri oldu.

Toplumsal destek-siyasal destek!
AK Parti hala birinci parti olmasına, muhalefetle aralarında ciddi bir oy farkı bulunmasına rağmen özellikle Anadolu’ya inip halkın nabzını tuttuğumuzda ‘Erdoğan büyüsünün’ bozulduğu ve insanların ilk defa eleştirmeye başladıklarına şahit oluyoruz. Seçim sonuçlarının da gösterdiği gibi bugün AK Partiye verilen siyasal destekle, toplumsal destek arasında ciddi bir fark bulunuyor.

AK Parti’ye verilen toplumsal desteğin düşük olmasına rağmen sosyolojik anlamda alternatifinin olmaması nedeniyle hala yüksek oranda oy vermeye devam ediyorlar. Bu bağlamda AK Parti içine girdiği iktidar yorgunluğunun yanına, statükoya teslim olmuş bir parti algısını da eklerse doğal ömrünü tamamlamış olacak. 

Yedi yıllık iktidarın AK Parti’de ciddi bir yorgunluğa ve heyecan kaybına yol açtığı tespit ediliyor. Erdoğan, 2011 için şimdiden tedbirlerini almazsa partisini ciddi bir hayal kırıklığı bekliyor. ‘Liyakati ve sadakati’ kendisine ve Partisine ilke edinen Erdoğan’ın geldiğimiz noktada bu ilkeleri unuttuğu görülüyor.   

Toplum artık AK Parti’nin eleştirmesini, şikâyet etmesini, dert yanmasını ve zaman istemesini değil ülkenin kronikleşen sorunlarına çözmesini bekliyor. Özellikle teşkilatlarda yaşanan ‘içe kapanma ve küçük olsun benim
olsun’ anlayışı partiyi halktan koparıp bir elit partisi konumuna getiriyor.

Lider Partisi mi, Kadro Partisi mi?
Daha öncede ifade ettik, bugün AK Parti’nin toplumla olan sosyolojik bağı bir siyaset veya proje gücü üzerinden değil Başbakan’ın kişisel karizması üzerinden yürüyor. AK Parti, parlak ve temsil gücü yüksek kadrolarıyla değil liderinin gücüyle yürüyor. Erdoğan’ı denklemin dışına çıkardığımızda geriye tabeladan ibaret bir parti kalıyor.

AK Parti yönetimi ise yaptığı hatalarla liderinin toplumdaki gücünü tüketip, sıradanlaştırıyor. Parti’nin kurmayları Erdoğan’ın liderlik gücünü iyi yönetemiyor hatta onun sihrini bozuyor. Siyasetini ve projelerini tabana yayamayan AK Parti tüm süreçleri Erdoğan ismi üzerinden planlıyor. Örneğin insanlar ilçelerindeki veya beldelerindeki başkan adayına değil Erdoğan’a oy veriyorlar. 

Eğer AK Parti sahip olduğu siyaset bilgisiyle yeni bir ajanda ve yeni bir yol haritası hazırlamazsa, 1973 yerel seçimlerinin AP iktidarının ve 1989 yerel seçimlerinin Özal döneminin fiili sonu olması gibi bu seçimlerde onun fiili sonunu hazırlayabilir. Özal’ın 1980’lere damgasını vuran iktisadi liberalizasyonunu, toplumsal ve siyasal hürriyetlerle tamamlayamaması en büyük eksikliği oldu. Anavatan’ın yarım kalmış iktidarını tamamlamak üzere iktidara gelen AK Parti’nin kuruluşuna egemen olan reformcu ve değişimci karakterden uzaklaşması Erdoğan’ın da siyasi ömrünü kısaltabilir.

AK Parti ‘ne yapmalı’ sorusuna günü kurtarmak için dar kapsamlı bir değişim programıyla cevap verir ve geniş spektrumlu reform talebini karşılayamazsa belli ki sosyolojik mütekabiliyetini hızla kaybedecek.
AK Parti’nin geleceği -ki bunu daha önce de yazdık- evvela gittikçe derinleşen ekonomik krizi çözmesine; ülkenin demokratikleşmesini içine alan yeni bir anayasa yapımına, dış politikada atacağı adımlara ve Kürt meselesinde yürüteceği siyasete bağlı. Erdoğan için zaman daralıyor. 

Hüseyin YAYMAN - Haber 7
huseyinyayman@gmail.com
 

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • ahmet 16 yıl önce Şikayet Et
    AKP en az 216 yılna kadar iktidar. Neden mi alternatifsizlik ve CHP?
    Cevapla
  • ahmet can 16 yıl önce Şikayet Et
    GÜLEYİM. AKP bu ülkenin yüzde 70 şinden oy alamamıştır dikkatinizi çekerim, genel seçimde AKP yüzde 20 yi geçemez., bende akp ye oy verdim ancak genel seçimde oy veremem artık
    Cevapla
  • sakir cetin 16 yıl önce Şikayet Et
    ben sahsen akp ni oy kaybetmedigine inanmiyorum. akp bir onceki secimde % 34 oy aldi. cumhurbaskani normal sartlarda secilseydi belkide bu% 34 % 30 lara dusebilirdi ama ne oldu chp cumhurbaskanini sectirmemek icin elinden geleni yapti en son 367 dayandi ve hukumet erken secim karari aldi ve halk bunlara tepki sini gosterip % 47 oy verdi simdi son secimlerde % 39 % 34 fazlami degilmi ?????????????
    Cevapla
  • cemil yılmaz 16 yıl önce Şikayet Et
    hüseyin yaman ne demek istiyor. bu yazarlar bazen akıl almaz şeyler yazarlar,nasıl olsa onlar yazar farketmez bir çoğu için gelen ağam gidn paşam misali,hüseyin yamanın yazdığı yaının yarısı aklı karıştırmaktan başka birşey değil,şunu soruyoru,ikdidarın yaptığın reformların yarısını bile yapabilecek bir alternatif bir kadro varmı,,aaba kocaman bir hiç,anayasa da reform diyor,kardeşim türkiye,bunları hemen becerebilecek ypabiecek bir,kültür oluşmadı henüz.insanlar önce ceplerin bakarlar,geçimlerine bakarlar,türkiyede temel şart ekonomidir.
    Cevapla
  • OSMAN 16 yıl önce Şikayet Et
    hüseyin beyin. seçimden sonra ayakları yere basmaya başlamış.buna neden acaba akepe için yazdığı gaz verme yazılarının boş çıktığını gördüğü için mi yoksa yorumcuların yazdığı hüseyin beyin yazılarının yanlışlığını belirtiği için mi.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle