Hüseyin Yayman
Hüseyin Yayman
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

İstihbaratı tek elde toplamak!

GİRİŞ 02.06.2009 GÜNCELLEME 02.06.2009 YAZARLAR

İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan “Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı” (KDGM) kamuoyunda fazla tartışılmadan gündemden düştü ve konu tavsadı. İzleyebildiğim kadarıyla Vatan’dan Ruşen Çakır eleştirel bir makale yazdı, sonra o da bıraktı. Türkiye gibi çok sayıda istihbarat biriminin olduğu bir yerde böylesine önemli bir konu daha fazla konuşulmalı ve tartışılmalıydı. İsminden başlayarak, birtakım sorunları içinde barındıran yeni müsteşarlık, güvenlik bürokrasisinin sorunlarını çözmeyi değil, başka bir kurula havale etmeyi tercih ediyor.

Komisyonda görüşülüp kabul edilen tasarıya göre KDGM, terörle mücadelede politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla oluşturuldu. Oluşturulan mevzuatta tam olarak ifade edilmese de tasarının satır aralarında kurukullanmun, esas amacının istihbarat alanındaki koordinasyonu sağlamak olduğu görülüyor. Yani istihbaratı tek elde toplamak. Halen elindeki bilgileri ilgili birimlerle paylaşmayan bir kurum, şimdi neden bu kurumla paylaşsın. Kurumların elindeki bilgileri paylaşmama gerekçelerini ortadan kaldırılmadan yapılacak her türlü düzenleme doğal olarak eksik olacak. Başbakan’a bilgi vermeyen bir birim neden onun bakanına bağlı bir müsteşara bilgi versin ki? Bu sorunun cevabı verildiği zaman problem de kendiliğinden çözülecek. 

Bu kapsamdaki bir kurulun Türkiye gibi yönetilmesi zor bir ülkenin topyekûn bir güvenlik siyasetini belirleyeceğini ummak da bir başka iyimserlik. Müsteşarlığın kurulması Nasrettin Hoca fıkrasına benziyor. Hoca, iğnesini samanlıkta kaybetmiş ama kapının önünde arıyormuş. Komşusunun ‘iğneyi neden içerde değil de, dışarıda arıyorsun’ sorusuna Hoca, ‘burası aydınlıkta ondan cevabını’ vermiş. Memleketin güvenlik sorunları, bunların nedenleri ve çözümleri ortada iken yeni bir teşkilat kurulmak suretiyle sorun daha da içinden çıkılmaz hale getiriliyor.  Türkiye’nin temel meselesi, yeni bir kurum kurmakta değil, güvenlik bürokrasisini yeniden yapılandırılmasında yatıyor.

Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu Kurulacak!
Hazırlanan tasarıya göre, ‘Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu’ oluşturulması da öngörülüyor. İçişleri Bakanının Başkanlığındaki Kurul’da Genelkurmay İkinci Başkanı, Jandarma Genel Komutanı, MİT, Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları müsteşarları, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü ve Sahil Güvenlik Komutanı yer alacak. Gerekli durumlarda gündemle ilgili diğer kurum ve kuruluş temsilcileri de Kurul toplantısına çağrılabilecek. İçişleri Bakanının daveti üzerine toplanacak Kurulun gündemi, Kurul üyelerinin görüşleri alınarak İçişleri Bakanı tarafından belirlenecek. Kurulun sekretarya görevi Müsteşarlık tarafından yerine getirilecek.
Böyle bir kurulun işlevsel olup olmayacağı baştan soru işaretleriyle dolu ve yeni bir Milli Güvenlik Kurulu(MGK) oluşturuyor. Kamu yönetimimizin toplantı yapmaktan iş yapmaya zaman bulamadığı göz önüne alındığında bu kurulun ne zaman ve nasıl toplanacağı başka bir soru işareti. Asıl mesele bu konularda siyasi iradenin, bürokrasi karşısında daha fazla inisiyatif almasında ve sorunu bürokrasiye havale etmeden sahiplenmesinde yaşanıyor.
Yeni düzenlemeyle istihbaratın tek elde toplanması da amaçlanıyor. Bu kapsamda terörle mücadelede oluşturulacak siyaset ve stratejileri belirlemek üzere, ilgili birimlerden stratejik istihbaratın alınması ve değerlendirilmesi amacıyla doğrudan Müsteşara bağlı ‘İstihbarat Değerlendirme Merkezi’ oluşturuluyor. Bu kapsamda ihtiyaç duyulan istihbarat; Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından KDGM’e iletilecek, Müsteşarlıkta bu bilgiler doğrultusunda yaptığı analizleri ilgili birimlerle paylaşılacak.

Türkiye’de güvenlik bürokrasisinin işleyişini bir parça bilenler bu düzenlemenin kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm olduğunu görürler. İyi niyetli hazırlanmış ama gerçeklikten kopuk bu düzenlemenin pratikte işlemesi oldukça zor görünüyor. 

Güvenlik bürokrasisi yeniden yapılandırılmalıdır!
Türkiye’nin bu alandaki ihtiyacı, yeni bir güvenlik bürokrasisi oluşturmak değil, mevcut güvenlik ve istihbarat birimlerini azaltıp bu birimleri yeniden yapılandırmaktır. Güvenlik sektöründe bir yandan kurumlar arasında ciddi bir rekabet ve istihbarat paylaşımında önemli sorunlar yaşanırken bu irrasyonel yapıyı çözmek yerine yeni bir birim kurmak sorunu içinden çıkılmaz hale getirecek.

Bu mesele, mevzuat meselesini aşan daha karmaşık ve ülkenin geleceğini ilgilendiren bir problem. Türkiye, yeni bir teşkilat kurarak bu alandaki sorunlarını çözmüş olamaz. Bu durum Türk idare sistemine hâkim olan hastalıklarının nüksetmesinden başka bir şey değil. Karşısına herhangi bir sorun çıktığında bunu çözmenin yegâne yolunun yeni bir teşkilat kurmak ve yeni bir mevzuat çıkarmak olduğunu sanan yönetici sınıf, çevre sorunlarıyla karşılaştığında Çevre Bakanlığını, kadın sorunlarıyla karşılaştığında Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığını kurdu. Ancak sorunlar hala yerinde duruyor ve çözüm bekliyor.

Türkiye’nin sorunlarını, mevzuat çıkarmakta ve örgüt kurmaktan ibaret saymaması ve temel problemini görmesi gerekiyor. Adalet ve Kalkınma Parti’sinin ilk döneminde Kamu Yönetimini köklü biçimde değiştirip yeniden yapılandırırken neden bu alana girmediğinin cevabını vermesi lazım. Sorun tekil düzenlemelerle sistemi rehabilite etmede değil, yapısal değişiklikleri kapsayan reformlarda. Hükümet, Türkiye’nin sorunlarını kozmetik tedbirlerle değil, esaslı değerlendirmeler ve kapsamlı reform paketleriyle çözebilir. Bu kapsamda bir Müsteşarlığın meselenin ilgilileri tarafından da pek istendiğini sanmıyorum doğrusu.     

Bu kadar güvenlik ve istihbarat kurumuna neden ihtiyaç duyulduğu sorusuna cevap vermeden bu alanda herhangi bir adım atmamak gerekiyor. Sorun, yeterince istihbarat üretilememesinde mi, yoksa eldeki istihbaratın paylaşılamamasında mı, bu istihbaratın koordinasyonunda mı yoksa her üçünü de içine alan daha büyük bir mesele mi önce buna karar vermek gerekiyor. Türkiye’de faaliyet gösteren istihbarat kurumlarının yapısı ve sayısı göz önüne alındığında mesele daha net biçimde görülecek.  

Son tahlilde, ülkenin güvenliğini yeni bürokratik kademeye havale etmek değil, ‘düzen koyan’ bir ülke olarak topyekûn tehdit ve güvenlik konseptini değiştirmek gerekiyor. Asayiş mantığına göre belirlenmiş bir yapının doğal olarak ‘düzen ve güvenlik’ algısı da farklı oluyor. Türkiye düzen problemini atanmışlara havale etme yerine, devlet aygıtını demokratikleştirmeli ve hesap verebilir hale getirmeli.

Hüseyin YAYMAN - Haber 7
huseyinyayman@gmail.com

YORUMLAR 3
  • OSMAN 16 yıl önce Şikayet Et
    hüseyin beyin analizleri pek gerçekçi değil ama. ben onun analizlerini seçimlerde gördüm.sıfır.gine hükümeti yağlamış yıkamış geçmiş analizlerindeki gibi. geç onu senin dediğin kurtlar vadisindede yapıldı. da hükümetin iskender büyüğü kim.
    Cevapla
  • mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet Et
    tabiki tek elden olması lazım. bugüne kadar aklımız nerdeydi?
    Cevapla
  • AYHAN GÜZEL 16 yıl önce Şikayet Et
    KOPYACILARRR. Kurtlar vadisinden mi esinlendiler acaba,başınada bir iskender geçer elbet...
    Cevapla