29. senesinde 12 Eylül'ün bilançosu
GİRİŞ 14.09.2009
GÜNCELLEME 14.09.2009
YAZARLAR
Yakın dönem Türkiye tarihi bir modernleşme ve demokratikleşme tarihi olduğu kadar aynı zamanda bir askeri darbeler tarihidir de. Modern Türkiye’nin oluşumunda siyaset adamlarının rolü kadar cuntacı generallerinde önemli bir işlevi oldu
Askerler uzun süre, resmen olmasa bile fiilen iç siyasette tayin edici bir rol üstlendiler. Türkiye’nin iktisadi bakımdan büyümesine ve sınıflı bir toplum olmasına bağlı olarak askerin bu geleneksel rolü geriledi.
Türkiye, 1908’le başlayan dönemde açık ve örtülü olmak üzere birçok darbe teşebbüsüne maruz kaldı.
Türkiye’nin son yüz yılı bir nevi askeri darbeler yüzyılıdır. Tam da bu noktada birçok yorumcunun ifade ettiği gibi TSK tek bir düşünce akımının hâkim olduğu monolitik ve homojen bir yapıda olmadığını ifade edelim.
Asker içinde de toplumsal çeşitliliğe ve farklılığa bağlı olarak değişik görüşler ve düşünceler daima var oldu. Ordu içinde cuntacı bir gelenek olduğu gibi sesi onlar kadar çıkmasa da millet iradesinin hâkim kılınmasını savunan başka bir gelenek daima bulundu.
Asker içinde de toplumsal çeşitliliğe ve farklılığa bağlı olarak değişik görüşler ve düşünceler daima var oldu. Ordu içinde cuntacı bir gelenek olduğu gibi sesi onlar kadar çıkmasa da millet iradesinin hâkim kılınmasını savunan başka bir gelenek daima bulundu.
27 Nisan e-bildirisi de dâhil olmak üzere son dönemde yaşananlar dikkatli biçimde irdelendiğinde darbe cephesinin gerilediği, toplumsal meşruiyetini ve dış desteğini önemli ölçüde kaybettiği gözleniyor.
‘Genç Subaylar’ yüz yıldır işbaşında!
Demokrasiyi rafa kaldırmakta bir sakınca görmeyen militarist anlayış paradoksal olarak ülkenin evrensel ölçülerde bir yönetim düzenine geçişine mani oldu. Demokrasisini kurumsallaştıramayan Türkiye, darbe geleneğinikurumsallaştırdı.
1908’de İttihat Terakki Komitesinin önderliğinde ayaklanan ‘genç subaylar’ Sultan II. Abdülhamit’i tahttan indirdiler ve yönetime el koydular. 1908 Darbesiyle başlayan süreç 1911 ve 1912’de Balkanların kaybıyla sonuçlandı. İmparatorluk bir anda kendini I. Dünya harbinde buldu. 1908 Darbesi farkında olmayarak mevcut dengeyi bozdu ve 5 milyon metrekare olan vatan toprağını 780 bin kilometre kareye düşürdü. Genç subaylar yaptıkları hatanın bedelini kimi cephede kim sürgünde hayatlarıyla ödediler.
1950’de Demokrat Parti ile başlayan çok partili hayat ve demokrasi tecrübesi 27 Mayıs 1960 darbesiyle sonuçlandı ve iktidarını paylaşmak istemeyen oligarşi Başbakan Menderes’i idam etti. ‘Genç Subaylar’ uzun süredir devam eden rahatsızlıklarını fiili bir müdahaleyle sonlandırırken, İttihatçı geleneğin daha henüz ölmediğini bir kez daha ortaya koydular.
27 Mayıs darbesi kendisinden sonra her on yılda bir yapılacak olan darbelerin yolunu açtı ve anti emperyalist söyleminin aksine ülkeyi daha çok ABD güdümüne soktu. Bu dönemde ABD üslerinin sayısı arttı, sistem varlığını garanti altına alacak MGK, Anayasa Mahkemesi gibi bürokratik mekanizmalar kurdu.
12 Mart 1971’e gelindiğinde bu defa fiili darbe yapmak yerine muhtıra vermek yoluna gidildi. Komuta kademesi 9 Mart’taki genç subayların teşebbüsüne el koyarak ülkenin ‘yön’ünün değiştirilmesine izin vermedi
Evren’in hesapları tutmadı...
12 Eylül 1980’e gelindiğinde şartların olgunlaşması için bir yıl beklenmiş ve aynı merkezden dağıtılan silahlarla 5 bin vatan evladının hayatını kaybetmesine sessiz kalınmıştı. GATA’da tedavisi devam eden General Kenan Evren tesirleri bugünde devam eden problemlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Darbe lideri Evren o gün ne yapmak istediyse, bugün tam tersi oldu.
Evren, aksini iddia etse de tarih onu kendisinin umduğundan farklı biri olarak yazacak. 12 Eylül darbesi darbeler içinde en kanlısı olması yanında sonuçları itibarıyla da en kalıcı olanı oldu. Bugün de yürürlükte olan 12 Eylül anayasası, ülkeyi cendereye sokarak, toplumsal farklılıkları yok saydı ve yasakçı ruhuyla devlet aklını rehin aldı.
Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel o günlerde şöyle diyordu: “11 Eylül 1980 günü, Sıkıyönetim'e rağmen ülkenin her yerinde oluk oluk kan akıyordu. Nasıl oldu da 24 saat sonra her tarafta silahlar sustu ve her yer sütliman oldu”. Başbakan Demirel 28 Şubat sürecinde artık Cumhurbaşkanı idi ve iki defa darbe teşebbüsüne maruz kalıp hükümetten uzaklaştırılan kurt siyasetçi bu defa iktidarı için darbe karşısında sessiz kaldı.
28 Şubat Postmodern darbesi karşısında susan Demirel, o günkü aktörlerin bu sessizliği karşısında kendisini yeniden Cumhurbaşkanı yapacaklarını sanıyordu. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı ve Demirel siyasi yaşamının son döneminde tarihe hiç de beklemediği biçimde geçti.
27 Nisan 2007’de biraz ürkek ve daha çok mahçup bir edayla yayınlanan elektronik bildiri aslında gelinen noktanın özeti gibiydi. Muhtıraya karşı duran bir siyasi irade ile böyle bir teşebbüse onay vermeyen küresel aktörler son teşebbüsün akim kalmasına sebep oldu. 27 Mayıs’ta olması gerekenler maalesef en sonda oldu.
|
12 EYLÜL DARBESİNİN BİLANÇOSU
|
|
à 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
à 650.000 kişi gözaltına alındı.
à Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
à 7 bin kişi için idam cezası istendi.
à 517 kişiye idam cezası verildi.
à Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı
à İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
à 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
à 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
à 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
à 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
à 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
à 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
à 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
à 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
à 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
à 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
à 3 bin 854 öğretmen, 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
à 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
à Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
à 31 gazeteci cezaevine girdi.
à 300 gazeteci saldırıya uğradı.
à 3 gazeteci silahla öldürüldü.
à Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
à 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
à 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
à Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
à 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
à 14 kişi açlık grevinde öldü.
à 16 kişi -kaçarken- vuruldu.
à 95 kişi -çatışmada- öldü.
à 73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi.
à 43 kişinin -intihar ettiği- bildirildi.
|
Hüseyin YAYMAN - Haber 7
huseyinyayman@gmail.com
YORUMLAR 12
TÜMÜ
-
mehmet ali keles 16 yıl önce Şikayet EtYAKILAN KİTAPLAR. O dönemde yakılan kitapların haddi hesabı yoktur.Babam bile alakalı alakaız bir sürü kitap yakmış bence en önemlisi o dönemde yitip giden kültürümüz.Beğen
-
efsane 16 yıl önce Şikayet Etne genc subaylarmis ama. insanlar dogar bebek olur, büyür cocuk olur, biraz daha büyür genc, yetiskin yasli olur ve sonunda ölür. bizim genc subaylar yüz yilldir yaslanamdi. ama büyüyün yaslanin ve ölün artik. bu milleti kamburlatmaktan vazgecin.Beğen
-
Abdullah Öz 16 yıl önce Şikayet EtMehmet Tokat'a.... Haklısın,fişlemeler hep yapıldı,statüko elitist oligarşik diktasını sürekli tehditle sürdürdü.Neticede vatandaşlar,tam bir korkaklar sürüsü oldu.2003 de fişlemeler hız kazandı,bence birkaç milyon kişi fişlendi....Ayışığı,Sarıkız 'lar alnı secdeye gidenler içindi...28 Şubatta eksik kalan kanlı darbeyi gerçekleştireceklerdi...12 Eylül Bilançosunu mumla arardık...Ancak,Devlet Dini'ne inanmış kendine "müslüman" diyen yığınlar, hemen statüko tarafına geçivereceklerdi...Bu ihtimal yine var,her zaman var...Beğen
-
mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet EtNiye kimse ergenekonun 3 milyon kişiyi fişlemesi üzerinde durmuyor?. niye kimse ergenekonun 12 eylülde iş başında olduğunu yazmıyor. tam 3 milyon kişiyi bi durum esnasında öldürmeyi planlamışlar mı planlamamışlar mı?Beğen
-
vatandaş 16 yıl önce Şikayet Etdiyorki....... 100 yılı ne kadar güzel özetlemişsiniz bu durumları başımızdaki yöneticiler bilmiyor gerçek gücünümüzü bilen kimseye muhtaç etmeyen yöneticiler ne zaman gelecek .Kormadan yürüyebilecek dogru bildiği yolda ilerleyen tek allah korkusu olsun etrafında da hak yemeyen hak için iş yapan insalar olmalı bu dediklerimle şu an etrafımızda olanlara bi baksak bi karşılastırma yapsak sonuç nereye gidiyoruz..En son okudugum haberlerde 7 miyar dolarlık slh.. şehitlerin artıgı bı donemde?Beğen