Hüseyin Yayman
Hüseyin Yayman
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Güneydoğu'nun açılımdan beklentileri

GİRİŞ 22.12.2009 GÜNCELLEME 22.12.2009 YAZARLAR

Hafta sonu SETA Vakfı Siyaset Araştırmaları Koordinatörü Hatem Ete ile birlikte Diyarbakır ve Mardin’i içine alan mini bir bölge turu yaparak, açılım tartışmalarını yerinde izlemek istedik. Birçok sivil toplum örgütü yöneticisi, kanaat önderi ve halkla konuşup nabız tutmaya çalıştık. Hem DTP cephesini, hem de Ak Parti cephesini dinleyip, bölgenin fotoğrafını çektik.

Şevko’nun kahvesine de, Hacı Aziz Babatlı’nın kahvesine de uğradık. Anadolu’nun hikmet sahibi bu güzel insanlarıyla derin sohbetler ettik. Ofis semtindeki trendy mekanlar da gençlerle buluşup, Mardin kapıdaki peynirci esnafının şikayetlerini dinledik. Cami cemaatiyle de, DTP tabanındaki partizanlarla da konuştuk.

Bölge ziyaretimize sisler altındaki Mardin’den başladık. Yazın çöl tozları altında kalan şehir, bu defa yoğun sisin etkisiyle film setini andıran bir mistik bir görüntüye bürünmüştü. Son dönemde yağan yağmurlar kuraklık tehdidi altındaki bölgede büyük sevince neden olmuş. Bölge sahip olduğu tarihi eserlerle açık hava müzesini andırırken, tabiat güzellikleriyle de yeniden keşfedilmeyi bekliyor. Asıl, bölge insanın misafirperverliği ve samimi tavrı, gelen konukların kalplerini fethediyor. 

Sigara yasağının sıkı biçimde uygulandığı kahvelerde, insanlar kahvelerde sigara içmeyi terk etse de siyaset konuşmaya devam ediyor. Ankara’nın ve siyasetin gündemi, burada sıkı biçimde takip ediliyor. Haber saati geldiği zaman insanlar televizyonların karşısına geçip gelişmeleri nefes almadan izliyorlar. Açılım tartışmalarını kendi aralarında değerlendiren bu “çarıklı erkânı harp” yorumcular, siyaset bilimi profesörlerine taş çıkartırcasına sağlam tahliller ve ciddi değerlendirmeler yapıyorlar.

Süreç uzadıkça, beklenti yükseliyor...

Açılım tartışmalarıyla birlikte bölge halkında gözle görülür bir umut ve beklenti oluşmuş durumda. Sokaktaki vatandaştan, sivil toplum yöneticilerine hemen herkes son dönemdeki tartışmalardan memnun. Bununla birlikte açılım sürecinin uzaması halkta ciddi bir gerilime neden olduğu öne sürülüyor. Hükümetin bir an öce seri adımlar atmasını bekleniyor. Vatandaşlar, ne yapılacaksa biran önce yapılsın istiyor.

Sürecin uzaması beklentilerin yükselmesine neden olurken, Hükümetin attığı birçok olumlu adımın halka iyi anlatılamadığı görülüyor. Halk, Diyarbakır-Mardin arasında beş kontrol noktasından geçtiği günlere dönmek istemiyor. Gelinen huzur ve barış ortamının izah edilmesi, sürecin tersyüz edilmesi halinde ödenecek bedelin halka doğru biçimde anlatılması gerekiyor. Toplum, 1990’ların “düşük yoğunluklu çatışma” dönemini de OHAL uygulamalarını da unutmuş durumda.

Bölge halkı bütün zamanlarda olduğu gibi siyasetle yatıp, siyasetle kalkıyor.  Kimi Başbakan’ı eleştirirken, kimi muhalefete eleştiriyor. Son tartışmalarla birlikte ‘CHP bölgede tamamen silindi’ diyenler çoğunluğu oluştururken, Deniz Baykal’ın açılım sürecindeki ‘olumsuz tavrını’ anlayamadıklarını belirtiyorlar. Bırakın seksen öncesini, 1990’lı yıllarda SHP çatısı altında cesur çıkışlar yapan Baykal’ın ne olup da bugün süreci engelleyen bir aktör haline geldiğini izah edemiyorlar. 

Açılım tartışması bölge gündeminin birinci sırasındaki yerini muhafaza ederken, tartışmaların içeriği kadar, seviyesi de toplumda infial uyandırıyor. Siyasetçiler arasındaki gerilim topluma yansıyor ve toplum hem sosyolojik olarak hem de siyasal olarak kamplara bölünüyor. Doğu ve Batı arasındaki oluşan algı farklılığı, dikkat edilmesi gereken ciddi bir yarılmaya işaret ediyor.

DTP ve PKK Tasfiye mi ediliyor?

Bölge halkı DTP’yi açıktan tenkit etmekten çekinirken, kapalı kapılar ardında hem PKK hem de DTP ciddi biçimde eleştiriliyor. DTP’nin kapatılması bölgede rahatsızlığa neden olsa da, kapatma kararının pratikte hiçbir faydası olmadığı dile getiriliyor. DTP’nin kapatılması “tabela değişikliğinden ibaret” bir eylem olarak görülüyor.

Anayasa Mahkemesi’nin “DTP’li kadroların bir gecede BDP çatısı altında toplanmalarını” görememesi ve bu kapatmanın “isim değişikliğinden” ibaret olduğunun farkına varamaması doğrusu hayretle karşılanıyor. Kanaat önderleri, DTP’nin kapatılmasını, parti içindeki şahinlerin önünü açan bir hamle olarak değerlendiriyor.

Genel bir talep olarak DTP’nin sürece daha fazla katkı sunması istenirken, Hükümetin DTP’yi ve PKK’yı tasfiye amacı güttüğü gibi bir algı da derinden derinden işleniyor. Hükümet bu algıyı değiştiremezse, ne tür bir reform yaparsa yapsın, nasıl bir adım atarsa atsın açılım sürecinden istediği sonuçları alamaz. Halk, Hükümet propagandasından daha çok PKK’nın propagandası tarafından yönlendiriliyor. 

Abdullah Öcalan’ın odasının yeniden düzenlenmesiyle başlayan tartışmaların sokak eylemleriyle devam etmesi ve en son Reşadiye’deki elim hadise açıktan dile getirilmese de Kürtler arasında ciddi bir rahatsızlığa neden olmuş durumda. Ancak bu rahatsızlık, tasfiye tartışmalarının gölgesinde kalıyor ve bir türlü toplumsallaşamıyor.

Bölgede PKK ve DTP’nin gözle görülür bir “dokunulmazlığı ve eleştirilmezliği” var. Reşadiye’deki pusuyla bu dokunulmazlık kısmen kalkmışken, DTP’nin kapatılmasıyla bu süreç yeniden kesintiye uğramış durumda. Kanaat önderlerinin söylediğine göre DTP’nin kapatılması en çok PKK’nın işine yaramış. Örgüt tam eleştirilmeye başlanmışken kapatma kararıyla bu tartışmalar aniden son bulmuş.

Hüseyin Yayman - Haber 7
huseyinyayman@gmail.com

Bir sonraki yazıda DTP Cephesinden açılımı ve sürecin geleceğini analiz edeceğiz....

YORUMLAR 23 TÜMÜ
  • nimetullah sevinç 16 yıl önce Şikayet Et
    aaa. kendinizce tasfiye etmeyemi kalkışıyosunuz orasını tam olarak şu an kestirmek mükün değil eğer öyle birşey olsa kesinlikle çözüm olmaz aksi ve beteri olur dağdaki bu ülkedki vatandaşın çocuğudur nefret tohumlarını yaymaktan başka bir şey değil
    Cevapla
  • hakan sülecik 16 yıl önce Şikayet Et
    Hala mı açılım?. Ortalığı karıştırdığınız yetmiyor mu? İlla açılım mı yapmak istiyorsunuz? O zaman Doğuya aş, iş götür.Bunlar gelince Doğudaki kardeşlerimiz işinin gücünün peşinde olur.Bölücülere prim vermez ama siz işi yokuşa sürmekten başka bie şey yapmıyorsunuz.Etnik kimliği kışkırtmak doğru değil.
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 16 yıl önce Şikayet Et
    MEHMET ALİ HAKLISIN AMA YANILDIĞINI SANDIĞIM BİR KONU VAR... Kürtlerin toplumda yaşarken ortalama davranışlar sergilemesi konusunda haklısın. Bu benim hemşehrilerim için de geçerli. Şehir hayatı farklı köy hayatı farklıdır. Lakin Kürt ağalarının toprak rantı konusunda şunu söylemek istiyorum. Gariban köylünün köy ağalarına gücü yeter mi? Bunu yapması gereken idarecilerdir. Ranttan faydalan gariban köylü kürt değil, ağalardır.
    Cevapla
  • ozgur bozkurt 16 yıl önce Şikayet Et
    ACABA!!!. Son zamanlarda çeşitli ortamlarda ve köşe yazılarında dile getirilen tehlikeli bir görüş var " madem öyle bölünelim ,kendilerinin ayrı bir millet olduğunu iddia eden ve bu bayrak altında yaşamaktan hoşlanmayanlar asıl milletleri ile birleşssinler,bizde bunları sürekli finanse etmekten kurtulalım,herkes evine dönsün,onlarda huzurlu yaşasın bizde huzurlu yaşayalım" Beni asıl korkutan bu görüşe "kürtlerin" büyük tepki göstermesine karşın"türklerin" tepkilerinin gittikçe daha cılızlaşması,Başbakanımıza güveniyo
    Cevapla
  • mehmet ali 16 yıl önce Şikayet Et
    diline kültürüne varlığına saygı gösterilmesini isteyenler. isteklerinizde elbette haklısınız .bunlar bir insanın olmazsa olmazlarıdır.ama bunları isterken acaba sen de benim olmazsa olmazlarıma saygı gösteriyormusun?toplumda yaşarken ortalama davranışlar sergilemelisin ama evinde ya da dar çevrende özel davranışlarını istediğin gibi yaşa.sen ne kadar ben dersen ben de kendim derim ve asla biz olamayız.sadece uyumlu olarak aynı yerde yaşayan sen ve ben olabiliriz.bu bile yeterli aslında ama siz sadece ben diyor asla karşının da hakları var demiyorsunuz.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle