Tekzip ve doz aşımı...
Kaç kez olmuştur, terör meselesi ile ilgili defalarca yazmışımdır ama yayınlamaya elim varmamıştır. Zira sosyolojik sinir uçlarına temas eden konulardaki yazıların çok fazla ilgi çektiğini ama çözümden ziyade çözümsüzlüğe ve ötekileştirmeye hizmet ettiğini görmüşümdür.
Aslında piyasanın kurallarına göre bu tür yazılar “raiting” gözlüğünden bakıldığında “profesyonel yazar” için görünürlüğü müthiş artırmakta. Ancak ne kadar basiret ve aklı selimle kaleme alınırsa alınsın çözüme katkıdan çok çözümsüzlüğe hizmet et(tiril)mekte.
Örnek olarak iki yıl önce yazdığım “Türkün ve Kürdün sofrası” ile “Ey eline molotof alan çocuk” yazılarım okunabilir.
Bu nedenle kaleme aldığım en az bir düzine yazıyı yayınlamamışımdır.
Bu tip hassas konularda sorumluluk sahibi kalem erbabı bin düşünüp bir yazmalı (sorumsuzlara zaten sözümüz yok).
Tashih ve tasrih etseniz bile artık ok yaydan çıkmıştır. Zira söylenenler toplumda çarpan etkisiyle yayılıyor.
Yaptığınız tashih ve tasrih, oku havada yakalayamayacağına göre onun isabet ettiği yere merhem olmak zorunda. Can alıcı noktaya isabet etmişse eğer, açılan yaraya sonradan sürülen hiç bir merhem kâr etmez artık.
Sosyal medya bu açıdan fikri oturmamış ve kişiliği gelişmemişler için adeta mayınlı arazi. İnsanların hassas olduğu mevzularda, onların duygusal zekâlarına hitap eden o kadar çok manüpilatif, yönlendirici ve endoktriner (beyin yıkayıcı) paylaşımlar var ki...
Üstelik bu tür propaganda kokan ötekileştirici iletiler ışık hızıyla yayılıyor.
“Sosyal” nam medyada bunların ne kadarını “tekzip”, tashih ve tasrih edebilirsiniz ki...
Doz Aşımı...
Kötümserlik...
Ölümün olduğu dünyada iyimser olunabilir mi?
Yazarın, düşünürün asli görevleri arasındadır içinde yaşadığı toplumun / insanlığın dertleriyle dertlenmek ve onları üslûbunca uyarmak.
Ama bunu; “Öldük, bittik, eridik, kül olduk amman...” şiddetinde ve sürekli yapmak ne kadar doğru. Evet sürekli pembe tablolara fırça sallamak, aydının muhataba ve kendine ihanet etmesidir. Ama doz aşımı yazılar yazanlar “umudu” musalla taşına yatırdıklarının ne kadar farkında?
İçimize ve çevremize biraz umuda odaklanarak bakarsak bir fiskecik de olsa kötümserliğin ağırlığını hafifletecek izlerle karşılaşabiliriz.
Bardağın boş tarafını görmek ve getireceği riskleri elbette bilmek, ötesinde farkında olmak gerek. Ancak odaklanacağımız, öne çıkaracağımız kısmı hep dolu tarafı olmalıdır. Sorumluluk taşıyanlar aşırı dikkatli ve titiz olmak zorundadırlar. Çünkü kaleme dökülenler toplumun atar ve toplar damarlarında çarpan etkisiyle yayılır. Tashih ve tasrih etseniz bile kamusal hafızadan silinmez.
KISA MESAJ HATTI
İyimserliği tamamıyla yok etmedikçe kötümserlik iyidir.
Kötümserliği bütünüyle yok etmeyen iyimserlik daha da iyidir.
İhsan Toy- Haber 7
İhsantoy@tasam.org
https://twitter.com/caricare1773