Türk medyası çağı okuyabilecek mi?
Türkiye’nin ekonomi ve dış politikadaki proaktif davranış ve yükselişine paralel hareket edebilen bir alan daha var. O da insani yardım ve kalkınma kuruluşları. Bu “sektör” de, devletin imkânları ve sivil toplumun tarihsel dinî ve millî kodlarından beslenen yardımseverlik duygusuna bağlı dinamizmle kendini tebellür eden çağa uyumlulaştırabiliyor. Toplumsal vicdanımız mesabesindeki bu kuruluşlar Pakistan depremi, Sudan (Darfur) ve Somali’deki açlık felaketi ve diğerlerinde yaptıkları gibi Van depreminde de çok çabuk ve kendilerine yakışır şekilde organize olup felaket bölgesinde yerlerini aldılar. Müteşekkiriz.
...
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 2011 yılı başında yapılan 3. Büyükelçiler Konferansı’nda “Dünya ekonomik geleceğinde ne konu varsa ilgiliyiz. Bizim bakanlığımızdaki ekonomi birimleri siyasal birimlere göre ikincil bir kategoride olmayacak. Birlikte eşit kategoride, belki de daha etkin ve en değerli, en aktif diplomatlarımızın çalıştığı birimler olacak. Onun için diplomatlarımız dışarıda artık sadece kriz gündemini takip etmeyecek. O ülkelerin ekonomilerinde Türkiye’nin ne kadar etkili olabileceğini takip edecek” diyerek Türk Hariciyesi’nin ekonomi alanındaki çağı okuyan vizyoner değişimini ortaya koymuştu.
...
İstanbul’un Finans Merkezi hâline dönüştürülmesi için yapılanları deyim yerindeyse artık sağır sultan bile duydu. Avrupa’nın finansal kapitalisti İngilizler bu girişimi henüz kendileri için tehdit algılaması olarak değerlendirmediler. Ancak yakın gelecekte somut neticeler ile karşılaşıldığında, konuyla ilgili İngiliz mahreçli çıkışlara şahit olacağımızı şimdiden söyleyebilirim. Çünkü yapılmaya çalışılan serbest piyasanın rekabet koşullarında, dünyanın on tane finans merkezine (Londra, Wall Street ve Hong Kong en büyükleri) yapılan açık bir finansal meydan okumadır. Üstelik Türkiye’nin, 3 saatlik uçuş mesafesi içindeki 9 trilyon dolarlık pazarı domine etme çabasıdır. Meyvelerinin, 5-10 yıl gibi kısa bir sürede toplanılacağını göreceğiz.
Türkiye medyası kendini dönüştürüp çağa ayak uydurmak zorunda.
Tabiri caizse dünyanın göbeğinde yaşıyoruz. Üstelik zaman tarihin yeniden yazılacağı kritik bir eşiği gösteriyor. Kartların tekrar dağıtıldığı değil, sahneye yeni kartların çıktığı ve tasarlandığı bir eşik bu.
Ülkemizin son on yılda ortaya koyduğu ekonomi, dış politika, insani ve kalkınma yardımları alanlarındaki üstün performansının yanına, öncelikle bir başka sektörü daha taşımamız elzem. O da Türkiye medyası.
(Daha önce klavyeye aldığım “İnteraktif gazetecilik neyi değiştirdi?” başlıklı yazım okunabilir.)
Toplumsal algı yönetiminin en temel aktörlerinin başında medya gelir. O, sadece haber iletmez. Fikir, görüş ve yönelimleri de damıtıp görünür kılarak istikamet çizer.
MEDYA; yaşanan olayın ya da öykünün gerçekliğini yeniden üreterek veya şekillendirerek yayımlar. Her öykü ilgili tarafların kalbindeki kilidi açacak ya da kapayacak bir anahtar gibidir. Bu yeniden üretimle öykü, az ya da çok haberi yapanın, sosyolojik aidiyeti (dinî, kültürel, etnik, coğrafi v.b.), ekonomik bağlılığı veya kişiliğinden etkilenerek dolaşıma çıkar. Çoğu zaman olayın yer alacağı medyanın patronaj ya da dünya görüşünün şekillendirdiği yazılı (yasa) veya yazılı olmayan (teamül) ilkelerine uygun olarak şekillendirilir. Haberde kullanılacak fotoğrafın, bir düzine fotoğraf içerisinden görsel algı olarak en itici veya en çekici olanının seçilerek servis edilmesi bunun tipik örneğidir. İçinde Türkiye’nin ya da doğrudan ilgili kavram ve isimlerin geçtiği haberde, en güzel ve en çirkin resim skalası arasında editörün yapacağı tercih algının yönlendirilmesinde temel etkendir.
Bu yüzden Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar ve Afrika’daki Türkiye algısı, oturulan yerden yani Türkiye’den, kalıcı biçimde yönetilemeyecek kadar kapsamlıdır. Söz konusu bölgelerle kültürel, dinî, entelektüel, ekonomik, sosyolojik v.b. ortak yönleri, görünür ve güncel kılıp algıyı pozitif yönetecek olan tek mecra hâlâ medyadır. Ancak CNN, BBC, El Cezire gibi bölgesel ve küresel yayın niteliği taşıyan bir medyamız henüz yok.
Ekonomi ve politika alanlarındaki gelişmeleri sahneye koyarken Türkiye “Kamu Diplomasisi” ve “Ekonomi Diplomasisi”nin profesyonel icaplarını, medyanın da desteğini yanına alarak yerine getirdi. Ancak medyamız, kendisini “ulusal”dan “bölgesel” yaygınlığa yükseltemediği için, etki maksimum düzeye çıkartılamadı. Bu sebeple “Medya Diplomasisi” de etkinliğini yapısal olarak artırmalıdır.
Akademisyenler, düşünce kuruluşları ve medyanın iş - güç birliği yaparak saflarını biraz daha sıklaştırmaları, bölgesel anlamda çarpan etkisi yapacak bir sinerjiyi açığa çıkaracaktır.
Daha çok akademisyenin özellikle gazetelere ve medyaya eklemlenmesi gerekiyor.
...
Medya için yerel, ulusal, bölgesel ve küresel kavramları arasındaki çizgi silikleşmekte. Zihinlerimiz, bakışımız ve flaşlarımız yeni duruma göre adapte ve revize edilmeli.
Türk basınında bu güne kadar çok cılız gelişen “uzman gazetecilik” kavramının coğrafyalara ve disiplinlere göre somut biçimde içinin doldurulması neredeyse şart oldu. Rutini kovalayan değil onu ihmal etmeden, onun dışına çıkabilen ama bu kez ulusalın yanında bölgesele de uzanan “özel haber ve dosyaların” kotarılması gerekiyor.
Mayıs 2011 tarihinde Bursa’da yapılan Balkan Ülkeleri Medya Forumu ile “Değişim ve Süreklilik Ekseninde Medya, Yeni İmkanlar ve Fırsatlar” teması ile dün başlayan Türk-Arap Medya Forumu’nu ufuk açıcı ve vizyoner iki etkinlik olarak kaydedip takdir etmek gerek.
Çünkü medyamızın hedef kitlesi, bundan böyle hiç bir zaman (Avrupa’daki vatandaşlarımızı da eklersek) 78 milyonun altında olmayacak.
KISA MESAJ HATTI:
Başbakanımıza acil şifalar diliyoruz.
İhsan Toy / Haber 7
ihsantoy@tasam.org
-
mevhibe inal 14 yıl önce Şikayet EtÇağı okumak!. Çağı okumakla öğünmek doğru mu? Atalarımız çağı yazıyorlardı. İngilizler, Finans Merkezi olma meselesini tehdit olarak algılamazlar tabii ki..bu onların kurallarına nasıl hevesli olduğumuzun, değerlerimizi gönüllü bir kenara attiğimizin göstergesi. Dubai gökdelenleri gibi, burada da kendilerine çokça iş çikacağını biliyorlar.Beğen
-
İbrahim Dursun 14 yıl önce Şikayet EtHABER 7 OKURUNA..TÜRK MEDYASI VE ÇAĞI OKUMAK... Doğru hareket tarzı sergilemek için bilgili,güçlü ve bağımsız olmak elzem..Bir yerlere yaranmak ve devamlı o gözlükten bakmak suretiyle gelişmeleri yakalamak,takip etmek ve yönlendirmeye çalışmak zor.Medya da bu malesef göremiyorum.Medya nın bağımsız hareket eden bir üst kurulu olmalı.VesSelamBeğen