Türkiye'nin nükleerle imtihanı
Her gelecek tasavvuru gerçekleşmeden önce sadece hayâlden ibarettir. Kurulan hayâlin gerçeğe dönüşmesi, söylemle eylem arasındaki tutarlılık kadar, teori ile pratiğin uyum halinde icra edilmesini sağlayacak beşerî alt yapı (teknik-entelektüel donanımdaki yeterlilik), ortam (yerel, ulusal ve uluslararası kamuoyu) ve şartların (siyasî ve iktisadî) olgunlaşmasına bağlıdır.
Ülkemizin 2023 vizyonundaki stratejik sektörlerin başında gelen nükleer santraller yapımı ve nükleer teknoloji transferi için tüm bu şartların olgunlaştığı bir dönemi yaşamaktayız.
Türkiye’nin iktisaden başına bela olan ve kolay kolay da kurtulamayacağı bir cari açık problemi var. Bunun en büyük sebebi de endüstriyel sektörlerinin ihtiyaç duyduğu enerji ihtiyacıdır. Ne yazık ki ülkemiz ihtiyacının ezici çoğunluğunu ithal ettiği fosil yakıtlardan (petrol-kömür-doğalgaz) sağlamakta ve dışarıya bağımlıdır. Kaçınılmaz olarak da enerji ithalat bedeli 55 milyar dolara yaklaştı (54 milyar 113 milyon 489 bin dolar TÜİK, 2011).
Kalkınmada sürdürülebilirliğin olmazsa olmazıdır enerji.
O olmadan büyüme olmaz. İnsan için gıda ihtiyacı ne ifade ediyorsa ekonomik gelişme ve sosyal refahın devamı için enerji ihtiyacı da odur.
Bana bir G-8 üyesi ülke, yani dünyanın süper liginden bir ülke söyleyin ki nükleer teknolojiye hakim ve santral sahibi olmasın. ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Kanada ve Rusya. Bu ülkelerin tamamı nükleer santral sahibi ve nükleer teknolojiyi yaygın biçimde kullanmakta.
O yüzden Türkiye’nin nükleer meselesi hükümetler üstü bir devlet-millet hedefi; ‘memleket meselesi’ şeklinde ele alınıp yürütülmelidir.
Ülkemiz için yeni - sivil anayasa ne kadar en temel yapısal ehemmiyeti taşıyorsa nükleer teknoloji de kalkınmanın sürdürülebilirliği bakımından başarılması gereken en temel meseledir.
Türkiye’de konu ile ilgili bilgi sahibi olsun ya da olmasın herkesin takım tutar gibi görüş belirtmekten çekinmediği alanların en başında nükleer meselesi gelir. Durum genellikle de “nükleer santral kurma”ya indirgenerek değerlendirilir. Hâlbuki “Türkiye’nin nükleerle imtihanı” santral kurmaktan ibaret değil teknoloji transferi ve nükleerle teknolojide üst lige çıkma meselesidir.
Çevre bakımından en temiz enerji (hidrolik enerji de dahil olmak üzere) nükleer enerjidir. Rüzgâr enerjisini de kapsayan ve nükleere karşı çıkan bütün yaklaşımlar realiteden uzak ve romantik bakıştan ibarettir.
Nükleer santral(ler) inşa edip nükleer teknolojisini üretemeyen Türkiye benzetme yapmak gerekirse uluslararası ilişkilerin süper liginin asansör takımı haline gelir. Bir yukarı çıkıp bir aşağı inmek kaderi olur.
İktisadi kalkınmanın sürdürülebilmesi için husus TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un dediği gibi “gereklilik değil (hayati bir) zorunluluktur”. Geçenlerde kaybettiğimiz değerli büyüğümüz Prof. Dr. Vural Altın’ın deyimiyle de nükleer enerji “sorunludur ama zorunludur”.
Enerji, kalkınmanın sürdürülebilmesi için insan kaynağından sonra en temel ihtiyaçtır. Ülkemizin enerji talebi refahın da yükselmesiyle büyüme oranının üzerinde seyrediyor. Büyümeye paralel olarak enerji ihtiyacının da dünya ortalamasından yüksek seyredeceği aşikâr.
İhtiyacımız olan enerjinin %31’ini doğalgazdan, yine %31’e yakınını kömürden, % 28’ini petrolden ve % 10’unu yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyoruz (2010 rakamları). Yüzde 9’unu ise atıklardan geri dönüşümle elde ediyoruz. Kaliteli enerjinin makul fiyattan elde edilmesi de çeşitlendirilmesi kadar önemlidir.
Görüldüğü üzere Türkiye’de enerji sarfının ağırlığı fosil yakıtlarda ve bu ne kadar sürdürülebilir!
| KISA MESAJ HATTI |
|
Değerli büyüğümüz Prof. Dr. Vural Altın’ı rahmetle anıyoruz. Mekânı cennet olsun. |
İhsan Toy - Haber 7
ihsantoy@tasam.org
www.twitter.com/caricare1773
-
whitefox 13 yıl önce Şikayet Et1- Biz böylemi lider ülke olacağız..böylemi önde gelen küresel ülkelerden biri. olacağız..elektrik ve petrol işini çözmeden ,enerji sorununu çözmedenmi yapacağız bütün bunları..böylemi büyük bir ekonomik güç olacağız..üstelik böylesine çalkantılı siyasi bir coğrafyada..amerikanın bütün askeri yapılanması ve dış politikası küresel enerji kaynaklarının kontrolü ve güvenliği üzerine kurgulanmıştır..bizim en temel 5 stratejik önceliğimizden biride enerjidir ve bu sorunu çözmeden ekonomik olarak osmanlınında sonunu getirmiş olan cari açık sorunundan kurtulamayız..üreten bir ekonomi için bol-ucuz-temiz enerji şart ve en uygun çözümde nükleer enerji..bir çok hayati milli mesele gibi bu konuda AKP’nin omuzlarına kaldı..vaktinde rahmetli menderes nükleer santrallerin planlarını hazırlatmış kuracaktı ama 4 ay sonra askeri darbe yapıldı ve sonrasında cunta tarafından asıldı ,rahmetli özal kuracaktı Çernobil olayı yaşandı ve daha bir sürü engelle karşılaştı..ülke olarak bütün su-hidrolik potansiyelimizi değerlendirmiş olsak bileBeğen
-
whitefox 13 yıl önce Şikayet Et2. bütün potansiyelimizi değerlendirmiş olsak bile yıllık üretebileceğimiz miktar 180 milyar kwh ,rüzgardan elde edebileceğimiz ekonomik potansiyel ise yılda 50 milyar kwh ve hükümetimizin enerji politikalarına göre 2023 yılına kadar bütün su-hidrolik-rüzgar potansiyelimizin tamamını değerlendirmiş olacağız buna karşın 2023 yılında yıllık elektrik tüketimimiz 600 milyar kwh'lara çıkacak ve Avrupa ortalamasını yakalıyacağız ve bu kadar büyük bir açığı kapatmanın en uygun ve tek yolu nükleer enerji (sadece Sinop ve akkuyu santrallerinden elde edeceğimiz enerjiyi ( ki her biri sadece 3 kmX2 alan kaplar ) güneş enerjisinden elde edebilmek için bütün tarımsal üretimini bir yana bırakıp bütün iç anadoluyu güneş panelleriyle kaplamamız lazım ,diğer bir engel teknik olarak baz yük-puant yük limtileri vardır ve güneş-rüzgar gibi puant yük oranı ülke şebekesinin % 15 ni geçemez).2030 yılından yıllık ihtiyacımız 1 trilyon kwh mertebelerine(900 milyar kwh) yükselecek 2-3 santralBeğen
-
whitefox 13 yıl önce Şikayet Et3. 2-3 santral sahasında kuracağımız 1o-12 reaktör sorunlarımızı çözmez ,kaldı ki sadece birkaç santral ve düşük sınırlı sayıda reaktör yapmak ekonomik bir çözüm olmaz ve bunun için elektrik ihtiyacımızın en az % 3o nu nükleer santrallerden karşılamamız lazım (gerçekçi olmak gerekirse bizim gibi enerji fukarası bir ülkenin elektrik ihtiyacının % 5o sini nükleerden karşılaması zaruri).. .2030 yılına kadar 5 santral sahasında (akkuyu-sinop-iğneada-adapazarı ve deprem riski düşük Konya-ank civarı) toplam 3o-32 yerli reaktör inşa etmeden elektrik sorunumuzu çözmemiz İMKANSIZ..bu işleri çözmek tamamen siyasi irade ve cesaret işi ve AKP ile bunların her ikisinede sahibiz(hemde kralına sahibiz) ..bu sorunumuzda ,çözümü AKP’ye kalan hayati sorunlarımızdan biri..zaten bu başbakan ve enerji bakanı çözmezse daha da çözülmez (sn.başbakanın ifadesiyle .2030 yılına kadar dünyada elektrik üretimine 14 trilyon $ para yatırılacak ,zaten her halükarda bütün alt sistemlerini üretmek zorundayız)..Beğen
-
mehmet bulut 13 yıl önce Şikayet Etnükleer şart. dışardan doğalgaz alıp yakarak elektrik üretmek nereye kadar...nükleerle bedavaya üretiyo millet bize gelincemi sakat onlar gülü seviyo dikeninede katlanıyo bizde nükleere geçmeliyiz artkBeğen
-
eflatrun 13 yıl önce Şikayet EtNükleer güç olamayız. Ülkesini ve Türk insanını sevmeyen siyasetçilerle nükleer güç te olamayız, örnek ülke de olamayız. Zaten 90 yıldır güdümlü bir ülkeyiz. Ülkemizi sevmek genlerimizde mi yok bilmem.Zeka zaten hiç olmadı.Varsa yok sa Brooks.!!!Beğen Toplam 1 beğeni