Nasıl bir yerdir bu İstanbul?
Hikâye o ki; Anadolu’da bir köyden aynı yaşlarda iki kişi İstanbul’a giderler. Biri namazında niyazında, kendi halinde ve dindar bir insandır. Öbürü ise nerde akşam orada sabah diyen, meyhane müdavimi, sıkı akşamcı bir derbederdir. Her ikisi de bir müddet kalırlar koca şehir İstanbul’da. Köye ilk dönen dindar olanıdır.
Daha önce içlerinden hiç biri İstanbul’a gitmemiş olan ahali kahvede toplanır ve sorarlar:
“Muhterem anlat bakalım nasıl bir yerdir bu İstanbul?”
O da başlar heyacanlı ama mutlu bir ifade ile anlatmaya:
“Ey arkadaşlarım! O şehir öyle mübarek bir şehirdir ki, camileri tıklım tıklım. Gürül gürül Kur’an-ı Kerimler okunur, bütün insanları beş vakit namaz kılar. Kocaman kocaman muhteşem ibadethaneleri var. Sanırsınız İstanbul camilerden ibaret. Minarelerini görseniz göğü deliyor sanki. O kadar çok cami var ki, ezan bir başladı mı şehri yarım saatte ancak terkediyor. Şehrin nuru insanların yüzüne yansımış, geceleri bile aydınlık. Bir hafta kaldım ama zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Doyamadım vallahi...”
Cümlelerinin bittiği esnada köy kahvesine, İstanbul’dan henüz dönen sıkı akşamcı girer. Çeker bir sandalye, yüzünde gülücükler şen şakrak yanaşır meclise. Bu defa yüzler o yöne çevrilir ve ona da sorarlar aynı soruyu. O da iştiyakla başlar anlatmaya;
“Yahu arkadaş nasıl bir şehir bu İstanbul! Her yer meyhane, birinden çık öbürüne gir. Envai çeşit içki. İnsan hangisini içeceğini şaşırıyor. Sabahlara kadar barlar-pavyonlar açık. Her yer ışıl ışıl. Kızları güzel. Öyle arkadaşlar edindim ki sabahlara kadar hem içtik hem eğlendik. Hele o mehtaplı gecelerde denizin yakamozları eşliğinde içmek var ya! Mest ediyor insanı. Doyamadım yahu...”
Dinleyenlerin kafası karışır.
Günümüzde internet karşısında toplumumuzun kafasının karıştığı gibi.
Ama her ikisinin anlattığı da doğru değil midir?
İnternet en ulvî bilgiyi barındırdığı gibi en suflî şeyleri de servis etmiyor mu?
...
Hikâyeyle başladık, diyalogla devam edelim;
Sordum:
- Huzur arıyorum.
Dedi ki:
- Bu dünyaya ait olmayan bir şeyi niye ararsın ki, bulamazsın, boşa arama.
-Hiç mi mümkün değil? Daha önce “her şey mümkün” dediğini hatırlıyorum.
-Her şey mümkün elbette. Bedelini ödemek kaydıyla. Karşılığını ödersen huzuru bulursun, ama sen buna razı olmazsın.
-Nedir bedeli?
-Kendini kaybedeceksin!
-Ne anlamı kalır ki o zaman? Ben kendim kalarak şu anki hâlimle arıyorum onu.
-Sen, sen olarak bulamazsın onu. Kendini kaybetmeksizin bulamayacağın şeyi niye arıyorsun ki!
-Peki nasıl bulacağım?
-İnatçısın, çok mu istiyorsun onu?
-Evet, elbette.
-Aramaya başlamışsın zaten, bulman; ararken göstereceğin sebâta bağlı biraz da. Öyle arayacaksın ki sonunda kaybolacaksın lâkin O seni bulacak.
| KISA MESAJ HATTI |
|
Hangi niyetle bakarsanız onu görür, |
İhsan Toy - Haber 7
ihsantoy@tasam.org
www.twitter.com/caricare1773
-
backbone 13 yıl önce Şikayet Eteywallah... benim ta dün nihayetlendirdiğim(çalıştığım) sohpet uzatmalarla bugune vardı..."laf lafa gebe" örneklendirmesiyle kapansın sayfa :) kal selametle...Beğen
-
backbone 13 yıl önce Şikayet Etyes... right :) vefayı yaz içinde istiyor ve bekliyoruz.. "sadece mevsimden soğuk olsun ortalık, kendimizden bildiklerimizden olmasın" duasını da ediyim eksik kalmasın...Beğen
-
backbone 13 yıl önce Şikayet Etşaka değil... hafta sonu zip bir yaz yaşadık ve sanırım bitti :( kış geri geldi.. bu kadar soğuk olur mu?Beğen
-
backbone 13 yıl önce Şikayet Etmesaj :). aslında yayınlanmayan yorumları kotu hava sartlarına baglayan sendin ya.. bende aynı yoldan gidip 'yaa sevgili editor neden yayınlanmıyor acaba bu yorumlar'demek istemistim... temmuz dan kastım yaz ayı ama hava sartları editorun elinde :) yoksa yaz ramazanlarından ziyadesiyle memnunum ve harika gectigini dununenlerdenimm.. gurculuk de yok.. buyuk buyuk atalar gelmis oralardan yerlesmis iste.. fiziksel ozellikler tabiki zaman icinde mutasyona ugramıstır...Beğen
-
backbone 13 yıl önce Şikayet Etnisan yagmurları..... tam cetin kıs sartlarından kurtulduk derken soguklar geri geldi.. sanıyorum ki kotu hava sartları temmuz da bile duzelmiyecek :) mesaj alana.. bizim koken orta asyaya dayanıyor.. rumluk olmaması da iftiharla soyledigimiz birseydir :)Beğen