2023 ve 'uzunları yakmak'!
Dünya neredeyse bütün paradigmalarıyla genel bir kırılmanın, Türkiye ise çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde. Türkiye'de yaşadığımız ve Suriye'de yaşanan bütün acı ve sıkıntılar bir doğum sancısı gibi. 2023'e kadar olan süre kazasız belasız, sosyal, siyasi veya iktisadi iç-dış türbülans(ların) içine düşülmeden geçilirse arkası çarpan etkisi ve çığ etkisi gibi gelecektir. Tüm suni engelleme ve karartmalara rağmen zamanın ruhu Türkiye'nin aleyhine değil lehine işliyor.
Ak Parti böyle bir ortamda yapacak 30 Eylül Pazar günkü 2023 hedefli kongresini.
Kitaba(teoriye) göre, demokratik haklar ve özgürlükler arttıkça iç barışın dengeye oturması beklenir. Ama kural ülkemizde ters işliyor. Demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin alanı genişledikçe şiddet ve terör de azıyor. Söz konusu sapmayı ve dengesizliği iç dinamiklerle açıklamak saf dillik olur. İçeriye, dünyadaki ve bölgemizdeki büyük resimle birlikte bakmak, ters bağıntıyı geriye dönük yüz yıllık projeksiyonla hatta daha da derinlere inen pespektifle analiz etmek gerek.
xxx
Kamusal ideallere ulaşmanın süresi bir insan ömrü ile kıyaslanamayacak kadar uzun erimlidir. İnsanlar kuşak kuşak gelirler ve dünyadan göçüp giderler. Ama ufka konulan hedef ve tevarüs eden idealler insan ömründen bağlantısız olarak sürüp gider. Zaman içerisinde, zamanın ruhuna göre değişir, genişler ve hedefte mikron ayarlamalar yapılır. Ama mihrap yani temel hedef hep aynıdır.
Sosyolojik yapı ve zihinsel duruş doğası gereği akşamdan sabaha veya kısa sürelerde değiş(tirile)mez. Çünkü kendini uzun sürede inşa etmiştir.
Ak Parti bu ülkenin doksan yıldır izi kaybolmaya yüz tutmuş, askeri darbelerle üstü örtülmeye çalışılmış patika yolunu kullanıyor. Kullandıkça stabilize ardından asfalta dönüşen yol, 2023'e kadar otobana dönüştürülecek gibi.
Şu anda 20'li yaşlarını yaşayanlar 2023'te 30'larına gelmiş olacaklar. 2020'lerde iş gücünde yerlerini alacaklar ise şimdilerde çocukluktan çıkıp ilk gençlik yıllarını yaşıyorlar. O yüzden özellikle 10'lu yaşlardaki çocuklarımıza gözümüz gibi bakıp onları 2020'li yıllarda şekillenecek dünyanın şartlarına göre donanımlı ve köklerinden kopmayacak biçimde yetiştirmemiz gerek.
Türkiye politikalarıyla sadece kendi geleceğini planlamıyor, dost ve kardeş ülkelerin kaderlerini de etkileyecek bir rol modele dönüşüyor.
Xxx
Liderin en temel niteliği istikamet tespit ederek, soyut ufku, güncelin tuzağına düşmeden somut makro hedeflere tahvil etmektir. Hedefsizlik en büyük zaaftır. İkincil (ama temel nitelik kadar mühim) olanı ise ona ulaştıracak siyasi, bürokratik ve teknik kadroları bulmak, iş/işleve göre analiz ve tayin etmektir. Ufuk yürüyüşünde tempoya ayak uyduramayıp geride kalan, atalete düşen kadroları ritmik siyasetle yenilemek, yeniden yeni söylemle motive etmek veya kadroları “hapşırtmak” gerekir. Çünkü insanın çalışmaya olduğu kadar tembellik ve atalete de “alışma”; yani ortama uyma özelliği vardır.
Makroskobik bakış genel hedefleri tasavvurları belirlerken mikroskobik bakış o amaçlara ulaşmayı sağlayacak kanalların açık ve işler olmasına tekabül eder. Deyim yerindeyse makro hedefler teoriyi mikro uygulamalar pratiği ifade eder.
Devlet aygıtında veya siyasi oluşumlarda gözlerden kaçabilecek denli küçük dişlilerdeki paslanma, tıkanma ve yavaşlama büyük dişlilerin hareketini de olumsuz etkileyerek onları zaafiyete uğratacak potansiyele sahiptir. O yüzden büyük çarklarla küçük çarklar arasındaki ekipman ve kadroların belli aralıklarla yenilenmesi gerekir. Bu bayrak değişimi, heyecanı, dinamizmi ve idealizmi canlı tutar.
Mesafe ne kadar uzak olursa olsun her zaman yola, hedefe nazaran çok minik sayılabilecek ilk adım ve adımlarla çıkılır. Bakışları sadece ufka sabitleyip, atılacak ilk adımın ve sonrakilerin geleceği zemini kontrol etmemek ufuk yürüyüşünü inkitaya uğratır.
Makro bakış ufka yönelirken mikro bakış ayak uçlarını hep kontrol etmelidir.
Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Kongre ile bunu yapacak.
xxx
İçindeki boşluğu makam koltuğu ve kartvizitinde yazacak ünvan/larla doldurabileceği yanılgısına düşen, bünyesine “siyaset”, “manşet”, “şöhret” ve “servet” mikrobu bulaşmış niteliksiz, dertsiz, tasasız, idealsiz ve vizyonsuz insanlarla çıkılacak yol pek uzun soluklu olmaz. Geçmişte olduğu gibi yolda onlar dökülecektir. Güven yol arkadaşlığı için gerek şarttır ama yeterli değildir. Liyakat ve ortak idealle birleşirse yeter şarttır.
Bir insanın meslek hanesine “siyasetçi” yazılabilir mi? Evet Türkiye'de bu mümkün. Ülkemizde siyasetçi “bayrak yarışı” değil “maraton” koşuyor sanki. Şükür ki Ak Parti'nin tüzüğündeki “üç dönem” kısıtlaması sayesinde “profesyonel siyasetçi” hastalığının kırılmasına dair bir rol model var artık önümüzde.
xxx
2001 yılına kadar iki ileri bir geri tempoda patinaj yapıp durduk. Konjonktür izin vermedi ve enerjimizi toprağa gömdük. Geçmişin telafisi için Türkiye'nin acelesi var, çok zaman kaybettik ve buna artık tahammülümüz bulunmamalı.
Ak Parti'den önümüzdeki dönemde temel ve yapısal üç meseleyi hâlletmesini istemek artık hakkımız;
Terör,
Yeni Anayasa
ve Nükleer.
xxx
Kısa bir gözlem notu: Anadolu'nun herhangi bir köyüne gidip dul veya 65 yaş üstü kişilere Başbakanı ve hükümeti nasıl bulduklarını sorun. Hiç bir sosyal güvencesi olmayan bu insanlar, daha önce ya çocuklarının ellerine bakarlar ya da yoklukla ve çaresizlikle yol arkadaşlığına duçar kalırlardı. Hayatı boyunca ekmeğini emeğiyle, tırnaklarıyla topraktan çıkartıp ele güne muhtaç olmadan geçimini sürdüren bu kişiler kimseye el açmayacak kadar da onurlular. Şimdilerde kendilerine bağlanan maaşla hiç kimseye muhtaç değiller.
Sadece onların hayır duası bile Başbakana yeter.
KISA MESAJ HATTI:
Yarınımız dünden başlatıldı,
Zamanıdır yakalım uzunları!
İhsan Toy- Haber 7