Nur Vergin’in gözüyle AKP
gerçekten bir merkez partisine dönüşüyor mu, yoksa rejim için tehdit mi? Yüzde 47 oy almış bir partinin bir yıl içinde “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” diye ilan edilmesinin anlamı nedir?
Soruları artırabiliriz, AKP’yi anlamak lazım. Bu çaba Türkiye’yi anlamamıza yardım edecek. Ülkemizin ünlü sosyoloğu Nur Vergin’le SKYTURK için görüştüm. Hocanın görüş ve tespitleri dikkat çekiciydi. Size özet sunayım:
Önce, “Böylesine bir kutuplaşma normal midir?”
Yanıtı: “Bir toplumda bu tür kutuplaşmaların olması normaldir. Eğer o toplumda çok köklü bir yapısal değişim söz konusuysa, bu değişim ekonomi alanında olabilir ya da bizdeki gibi siyasi alanda yaşanabilir. Yine de çok sakin geçiriyoruz. Anadolu’daki modernleşme bir devrim. Anadolu’nun bu denli hareketlenmesi, ayağa kalkması toplumun topyekün değişiminin parçasıdır.”
Sordum, AKP iktidarı Anadolu ihtilali mi gerçekten?
“Türkiye bir burjuvazi devrimi yaşıyor. Bu insanlar Türkiye’nin burjuvazi devrimini gerçekleştiriyor.
İnsanların bu hamleyi yaparken bir şeye tutunması lazım. Geleneksel değerlere tutunuyorlar. Daha önce de Türkiye’de burjuva vardı ama münferitti. Sayısal olarak çoğaldıkları için toplumsal ağırlıkları ve anlamları arttı. Sesleri çıkmıyordu, şimdi iktisadi güce nispeten kavuştular, seslerini duyurabiliyorlar. Burjuvazinin yükselişe geçtiği bir toplumda mutlak surette özgürlük talebi de vardır. Şu an bu talebi seslendiriyorlar.”
İyi ama AKP’den önce bu kesimi DP, AP, DYP ve ANAP temsil etmiyor muydu, AKP’nin farkı nedir?
Nur Vergin’in yanıtı:
“AKP Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiyor, ondan önce Anadolu insanı söylediğiniz çizgide temsil ediliyordu. Şu anda tanık olduğumuz süreç, çok önceden başladı, AKP bu sürecin bir aşamasında duruyor. Ancak AKP’nin farkı var: Önceden oluşan burjuvaların partisi olan DP ve AP’nin içinde köylü kesim vardı. Anavatan’ın içinde biraz köylü, biraz işçi insanlar, biraz da kentliler vardı. AKP, köylüden daha ziyade şehirlerde konuşlanmış, yoksul, yarı yoksul, işçi, işsiz kişilerin partisi, aynı zamanda Türkiye’nin ileri gelen sermayedarlarının da partisi. Hem ekonominin patronları, hem kentlerin orta sınıfı, hem de bol miktarda kent yoksullarının partisi.”
“AKP’de din, Erdoğan’da milli ton güçlü”
Gelelim en çok tartışılan konuya, AKP’nin siyasal felsefesinde din faktörü ne kadar yoğun?
Hocanın yorumu:
“AKP’de geleneksel merkez sağ partilerden çok daha koyu renkte din boyutu olduğuna hiç şüphe yok. Yalnız dinin atağa kalkması, ön plana geçmesi Türkiye’ye ve İslam’a özgü bir durum değil. Batı da aynı eğilimi yaşıyor. Bunu bilelim. Ama son seçimde merkez sağ kesimin önemli bir kısmının oy vermiş olması, AKP’yi otomatik olarak merkez partisi yapmaz. AKP içinde çeşitli eğilimler var. Bunlar arasında merkez sağa en yakın grup, başını genel başkanın çektiği grup. Partinin kendi içinde bir koalisyon yaşanıyor. Din gerçekten yoğun. Aslında bütün diğer partiler yarış halinde din olgusuna vurgu yaptılar. Fakat diğer partilere AKP gibi kuşku beslenmedi. Çünkü bu bir derece meselesi. Erdoğan’ın milli tonu güçlü olmasına rağmen AKP’deki din unsurunun derecesi yüksek.”
Nur Vergin “ithal din” kavramsallaştırması yapıyor:
“Bir sosyal iklim meselesi olarak Türkiye’ye yabancı bir tavırla karşılaşıyoruz. Bugüne kadar bu devasa toplum böyle bir ihtiyaç duymadı. Kendi geleneklerine özgün bir İslami anlayış üretti. Birden bire 1980’lerden sonra yabancı, fevkalade katı, bağnaz bir anlayış takdim edilmeye çalışılıyor. Bu beni çok üzüyor. Çünkü bu Türkiye kültürünün özüne dokunmaktır. Türkiye’den İslamiyet’i koparmak nasıl mümkün değilse, bu şekilde radikal bağnaz ithal bir din anlayışını dayatmak da mümkün değil. AKP, insanların çok da haksız olmayan kuşkularını gidermek istiyorsa -ki imkânı da var- elinden geleni yapması ve bu ithal kültürel öğeleri ayıklaması gerekir. Merkez sağ partisi olma iddiası taşıyan bir partinin aksi bir duruma hakkı yok. AKP’nin, mili duruşunun zayıf olduğu izlenimi yaratması vahim. AKP’yi oluşturan insanlar en billurlaşmış şekliyle bu vatanın çocukları. Kendilerine sormaları lazım, İslam dinini anayasasında en yüksek seviyede uygulayan İran milliyetçi değil mi? Ahmedinejat milliyetçi değil mi? Ama bizde bazı marjinal grupçuklar bu “Mili duygular konusunda serin olmak” düşüncesini AKP’ye mal etti. Şimdi burada bir dönüşüm var. Bu dönüşümü ben partinin genel başkanının şahsında izlemeye başladım. Başlangıçta oldukça soğuktu. Böyle bir değişimden de mutluluk duyarım. Milliyetçi olmak şart değil, milli duyguya sahip olmak önemli.”
Nur Vergin sosyolojinin geniş bakış açısıyla olayları ele alıp, çok iyi tanıdığı Türkiye’yi yorumluyor. Bilimsel bir göz ve güçlü izlenimlerle toplumu derinlemesine okuyor. Bütün toplumsal tabakaların sosyal dinamiklerini inceliyor, dar bir kalıpla kendini sınırlamıyor. Toplumsal olay ve olgulara bakarken onların geçmişte kalan köklerini dışlamıyor. Sakin konuşuyor, özenli bir dil kullanıyor. Bunun için çok seviliyor.
İSMAİL KÜÇÜKKAYA - AKŞAM
-
Ekrem Erol 17 yıl önce Şikayet EtHer zaman olduğu gibi. Sap ile saman yine birbirine karıştırılmış. Bir partinin fark gözetmeksizin tüm toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek icraatlar içinde olması ayrı konu, bizatihi bu partinin din eksenli olması ayrı konudur. Bu partinin yöneticilerinin dahi dindar olmaları o partinin din eksenli olduğu sonucunu doğurmaz. Bu ülkede başörtüsü ile yükseköğrenim görmek isteyen insanların tümü AKP'li mi? Sn.Sosyolog bunu bir cevaplasın. Toplumsal değerlendirmeler kitaplara bakarak değil o toplumu yaşayarak yapılır.Beğen Toplam 1 beğeni