İsmail Küçükkaya
İsmail Küçükkaya
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Özel diplomasi...

GİRİŞ 18.04.2009 GÜNCELLEME 18.04.2009 YAZARLAR

Özel diplomasi...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'nın eski Başbakanı Schröder'in doğum günü için Almanya'ya gideceği haberi ilgimi çekti. Sadece 'doğum günü için gidiyor' olması da önemliydi ama 'Acaba Almanya seyahat programında başka neler var?' merakıyla Başbakanlık kaynaklarını aradım.
Başbakan'ın kurmayları 'Evet, Sayın Başbakan, Schröder'in 65'inci doğum gününe katılacak. Kutlamada Putin, Berlusconi, Karamanlis, Chirac ve Blair gibi dünya siyasetinin etkin figürleri de hazır bulunacak' bilgisini bir kez daha teyit ettiler ve 'Bu bir özel diplomasi etkinliği olarak düşünülüyor' dediler. Peki ama başka neler yapılacak? Bunu sordum ve bakın ne gibi bilgilere ulaştım:
Öncelikle hatırlatalım, Almanya'nın eski Başbakanı Schröder, bugün Rusya'nın ve dünyanın en büyük enerji şirketlerinden Gazprom'un başında. Bu size de çok çarpıcı gelmiyor mu?
Başbakan Erdoğan, pazar sabahı Alman basınının önde gelen temsilcileriyle kahvaltıda buluşacak. Bir süredir hem Alman hem de Fransız basınında 'Türkiye aleyhtarı haberler' yoğunlaşmaya başladı. 'Avrupa Birliği'nin dominosu' diye tanımlanabilecek ve ekonomik olarak çok belirleyici olan Fransa ile Almanya'da 'adeta Türkiye karşıtı bir kampanya' yürütülüyor. Genelde Türkiye, özelde hükümet aleyhine yayınlar artmış durumda.
İşte bu nedenle Başbakan'ın Alman basınıyla kahvaltılı buluşması önemli. Dün itibarıyla Almanların en büyük 9 gazetesi ve 2 dergisiyle kahvaltı daveti konusunda mutabık kalınmıştı. Başbakanlık kurmayları, 'Geniş bir yelpazede katılım sağlanacak. Grup ayrımı olmayacak. Tiraj ve etkinlik bakımından kategori saptamaları yaptık ve çeşitli görüşlerdeki basın temsilcilerini davet ettik' diyorlar.
'Bild olacak mı?' diye sordum, güldüler ve 'Evet, Axel Springer Grubu dahil olmak üzere hemen bütün önemli medya grupları, Başbakan'la buluşacaklar' yanıtı verdiler.

Almanya'daki değişen Türkiye algısı

29 Mart yerel seçimleri öncesindeki mitinglerde Başbakan Erdoğan'ın gezilerinde yabancı gazetecilerin ağırlanması dikkatimi çekmiş, bunu da okurlarımıza duyurmuştum. Erdoğan, iç tartışma ve gerginliklerin dışarıya yansımasını, kendisi ve hükümetinin yurtdışındaki algılanmasını daha fazla önemsiyor olmalı. Son dönemde eleştirel haberlerin sayısı hızla artıyor. Oysa iktidarın ilk 5 yılında dışarıda çok pozitif bir hava esiyordu. Hükümet dışarıdan aldığı güç ve oralarda estirdiği rüzgarla içeride etkinliğini yükseltiyordu.
Son dönemde özellikle Alman ve Fransız hükümetlerinin tutumları, bu iki ülke basınının yaklaşımları, Türkiye'nin imajını olumsuz etkilemeye, ülkemizin Avrupa Birliği sürecini sekteye uğratmaya başladı. Bize AB içinde en büyük engeli de bu iki ülke çıkartıyor. Dolayısıyla 'yabancı basınla doğrudan ilişki kurmak, onların sorularını ve eleştirilerini birinci ağızdan yanıtlamak' doğru strateji.
Erdoğan'ın, Almanya gezisi resmi olmayan bir ziyaret kapsamında. Doğum günü kutlaması ve gazetecilerle buluşma yoluyla 'bir çeşit özel diplomasi ve kamu diplomasisi' yapılacak. Resmi diplomasi dışında bir çeşit kamuoyu oluşturma misyonu yerine getirmek istiyorlar. Erdoğan'ın kurmaylarının bu yolu tercih etmesi 'bir sorun olduğu tespitine dayanıyor' mutlaka. Nitekim, danışman kadro son üç ay içinde Alman basınında çıkan Türkiye ile ilgili haberleri analiz etmiş, enerji projesi Nabucco, Deniz Feneri ve Kürt sorunu başta olmak üzere, AB ve ABD ile ilişkiler, Türkiye'nin iç siyasetine yönelik gelişmelerle ilgili çıkan haber ve yorumları incelemişler. Ortaya Almanya'da gitgide değişen bir Türkiye algısı çıkmış. Şimdi o imajı ve algıyı değiştirmek için 'özel diplomasi kanalları' devreye sokulacak, birinci aktör olarak da Erdoğan ön plana çıkartılacak.
Erdoğan, Almanya'da Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle de buluşacak. Konuşması şimdiden hazırmış. 'Sizler Almanya'da 3 milyonu aşkın sayınızla Türkiye'nin gücüsünüz' diyerek, daha etkin kamuoyu yapıcı role soyunmaları çağrısında bulunacakmış. Erdoğan, STK temsilcilerine 'Almanya'da lobi yapın, Türkiye'yi anlatın' mesajı verecekmiş.
Evet, uluslararası arenada ikili ilişkiler önemli. Karşılıklı ticaretin ve siyasetin geliştirilmesi ülkelerin birbirleriyle ilgili algılarına bağlı. Kamuoyunun görüşü  sanılandan çok daha kolay etkileniyor ve değişebiliyor. Ülke imajları da güç algısı bakımdan hayati derecede kritik. O nedenle algı bozukluklarına derhal müdahale etmek yerinde bir tercih. Bir kere bu seyahatin zamanlaması ve içeriği bir sorun olduğunu gösteriyor. Soruna yönelik çözüm önerisinin arayışını yansıtıyor.

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL