Başbuğ'un mesajı söylemediklerinde gizli
Başbuğ'un mesajı söylemediklerinde gizli
Kavga' demeyelim, yıpratıcı olur. 'Mücadele' diyelim, kapsayıcı olsun. Şu anda Türkiye'de sahneye konulan türlü senaryolar içinde 'mücadele platformundaki' kurumları sayalım:
İktidar, muhalefet, TSK, MİT, Emniyet, cemaat, liberaller ve basın... Yargıyı da dahil edebilirsiniz ama konu onlarla doğrudan ilgili değil, geçelim. Bir tek uluslararası güçleri ve onların istihbarat örgütlerini unutmayalım. 'Türkiye'ye dönük çıkarları ve buna uygun oyun planları olduğu' kesin.
Çatışmadan kim beslenir?
Uzlaşma çabalarını hangi güçler baltalamak ister?
Önce, meselenin can alıcı kısmı:
'Kurumları yekpare görüyoruz' bu bakış yanlış.
'Her kurumun içinde, çatışma kültürünü temsil eden, bundan beslenen aşırı uçlar, marjinal kesimler var.'
Tasfiye süreci onları elekten geçiriyor. Son günlerde şahit olduğumuz her türlü skandal niteliğindeki olay, 'politika empoze etmeye','ilişki dizaynına','yön tayinine' odaklı stratejilerin ürünü.
Aslında marjinaller, rakiplerine yönelik bir tasfiye operasyonu deniyorlar.
İlker Başbuğ'u izlerken aklımdan işte bunlar geçiyordu.
'Operasyona operasyonla karşılık' veriyor.
Genelkurmay Başkanı, artık kamuoyunun alıştığı 'vurgulu, net ve dengeli' konuşmalarından birini daha yaptı. Kendi kurumuna da sahip çıktı, demokrasiye ve hukuka da...
Belge tartışmalarıyla ilgili, 'sivil yargılamaya dönük sürecin devamına' kapıları kapatmaya kalkmadı.
'Hukuk işlesin' dedi.
LİBERAL FAŞİSTLER HEDEF TAHTASINDA
Bu kez, diğer açıklamalarına göre 'daha sakindi', sertleşmeye gerek duymadı. Bu da yerinde oldu.
'Kağıt parçası' diyerek belgeye ilişkin tutumunu özetledi, 'TSK'nın hedef alındığını' söyledi. 'Örgütlülük' vurgusu yaptı. Ama dikkat, bu defa 'cemaat' demedi, 'cadı avına çıkmayacağız' sözlerinin gereğini kendisi de yerine getirdi. Oysa son konuşmalarında doğrudan cemaati hedef almıştı. Bu kez temkinliydi. 'Olağan şüpheli' diye gösterilenleri yargı süreci sonuçlanmadan hedef almadı.
İç veya dış kimi çevreler 'devletin zirvesinde' ve 'toplumsal katmanlar, sosyal dinamikler arasında' olası uyum çabalarını bozmayı hedefliyorlar. Artık sonuç almaları kolay görünmüyor.
Tepkisi bazı akademisyenlere, sözde aydın ve liberallereydi...
Asıl gündeminde 'liberal faşistler' vardı.
Medya üzerinden uygulanan asimetrik psikolojik savaşı kışkırtanlara herkes dikkat etmeli. Yazının en başında sıraladığım kurumları yönetenler de, bu oyunların içinde yoksa cemaatler de...
Gerçekten, ortalığı karıştıran, sertlik yanlısı, çatışma taraftarı bir kısım sözde liberaller var. Onlar, diğer kurumları kendi özel amaçları doğrultusunda kullanarak bir strateji uyguluyorlar.
İşte bu durumun farkına varıldığı anda pek çok kavga konusu ortadan kalkacak.
Bir de bu konunun Baykal'ı ilgilendiren '12 Eylül tartışmaları bölümü' var, orası başka bir muamma.
Baykal'ın, son olayda gerek Başbuğ'a yönelik söylemleri, gerekse 12 Eylül tartışmasını ortaya atması çok dikkat çekici.
Sonuçta, İlker Başbuğ'un sergilediği liderlik tarzı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la kurduğu ilişki kimlerin işine gelmiyorsa, hangi kurum veya kesimin radikal kanadının çıkarına aykırıysa onlar özel bir dikkati ve de muameleyi hak ediyorlar.
-
Mustafa IŞILDAK 16 yıl önce Şikayet Etdevamı. "top yok mu orda, topa tutun" söylemini söylemek için beklemekte... artı 1000 senedir bu milletin ordusu islama hizmet etmiştir. başına gayri müslim bir komutanın bile geçse yönetebileceğini, bu dine ve millete hizmet edebileceğini Bediüzzaman Risale-i Nurlarda belirtiyor. artı Üstad yıllarca tek parti döneminde bu adamlardan çekmediği kalmadı, ne zaman sizin bu uslubunuzu kullandı. hiçbir zaman. siyasete güvenmeye devam ettiğinizde ilk fırsatta sizi tepside sunacakları aşikarken bu oyunlara gelmeyin.Beğen
-
Mustafa IŞILDAK 16 yıl önce Şikayet EtGülen cemaati siyasete güvenmemelidir!!!. Bediüzzamanın sözüne uygun hareket etmedikleri için tokat yeme ihtimalleri yüksektir. artı masabaşı oyunlarda hileye karşılık verebilme basiretiniz yok. içinizde o kadar sızma varken sadece hedef tahtası olursunuz. şefkat tokatıda olmaz. şerri kesirin başınıza gelir. kenan evren hatıralarında menemen olayını aktarırken m'stafa kemal'in olayı öğrendiğinde "top yok mu orda topa tutun" dediğini aktarır. evet siz mevcut siyasi iktidara güvenip tuzakların içine çekile durun, biri yıllardır özlemini çektiğiBeğen
-
hasan fatih can 16 yıl önce Şikayet Etaklıselim olmak. "yeni deliller bulunursa, dava yine burada görülür. burası benim mahkemem. garantisi benim. sahte belgeyi bulun." bunlar şimdilik aklıma gelen sözler. bütün bu sözleri duyan biri, söz sahibnin demokrasiye ve hukuka sahip çıktığını, sivil yargı sürecini akışına bıraktığını, tüm kapıları kapatmadığını söylerse, aklıselim biri olduğu konusunda şüphe duyarımBeğen
-
aydın vatandaş 16 yıl önce Şikayet EtGüzel Yapıcı Bir anlayış ama ?. Bu ülkede yapıcılığa yer yok iyi düşünürseniz hemen bir kulp takılır nedeni anlayışsız önyargılı egitimsiz ve biraz egoistliktir ben var hep biz yok malesef ayrıca dışardan planlandığı doğru değildir hem yazıyor hem oynuyoruz olmadımı dış gücler ajanlar bilmemne hep aynı mazeret TSK demokrasi istiyor olmuyormu ? hayır öyle bir dertleri yok carklara alışmışlar düzen değişşsin istemiyorlar değişim istiyenleride irtica vatan hainliği cemaatci bilmem ne diye suclama yoluna gidiyorlar sivil ANAYASA DERHALBeğen
-
batırüzgarları 16 yıl önce Şikayet Etsözde yazarlığın neresindesiniz. bence tam merkezindesiniz. yok başbuğ sert değildi, yok onu bunu hedef almadı ya paşasının yazarı, paşan çıkıp bir de darbe ilan etseydi. demediğini bırakmadı. olay kapattı, yasal olmasa da halka seslendi, iktidara yargıya talimat verdi gerçek gazetecileri tehdit etti demokrasinin canına okudu ve sen hala çıkıp bunları söylüyorsun. yazıklar olsunBeğen