Türkiye artık oyun değiştirici ülke
Oyun değiştiriciler çağı
Dünya, tarihi boyunca kendi kaderini dramatik biçimde değiştiren çeşitli devrimlere şahitlik yaptı. Ama hiçbir zaman, içinde yaşadığımız bugünlerdeki kadar 'hızlı ve devrimsel' dönüşümler gerçekleşmedi.
New York'ta 120 devlet veya hükümet başkanının katıldığı Birleşmiş Milletler toplantısı, 'değişimin hızını ve yaygınlığını' kayıtlara geçiren bir zirve sıfatını hak etmişe benziyor.
Buna, Pittsburgh'taki G-20 buluşmasını ekleyelim. İki günde
iki zirve...
Böylece, yeni dünya düzeni kurallarının pratik hayatta 'uygulanması' da
planlanmış oluyor.
Bu dönemin tarihselliği, yaşlı dünyamızın eşi benzeri görülmemiş ekonomik krizin kurbanı olmasıyla ilgili. Şöyle özetlersem yanlış olmaz sanırım. Dünyanın bütün liderleri BM şemsiyesi altında 'siyasal', en büyük 20 ekonomi ülkesinin yöneticisi de 'finansal' dönüşüm tartışmasını
gündeme aldılar.
Bu ikisinden birisi eksik olursa ne hakiki gelişim ne köklü değişim gerçekleşir ne de reformlar kalıcı olur.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dünkü sohbetimizde 'her siyasi görüşmemizin bir de ekonomik ayağı var. Türkmenistan'la konuşurken gaz-petrol müzakere ediliyor' diye örnek verirken tastamam bu çakışmaya işaret ediyordu. Şimşek, G-20'de 'finansal reformun ve regülasyonun bir numaralı gündem' olmasının önemini vurguladı.
Krizden çıkış stratejileri oyunun kuralının yeniden yazılmasına bağlanıyor.
OBAMA'DAN TAM ZAMANINDA TARİHİ HAMLE
Yerkürenin en son ihtiyacı olan 'statüko farklılaştırılması' ve 'yeni bir global paradigmanın' inşa edilmesi Obama'nın Beyaz Saray'a seçilmesiyle ete kemiğe büründü.
Obama, tam da BM Zirvesi'nden önce füze kalkanı projesini altüst ediverdi. Bu görülmemiş jest-ki Avrupa ve Amerika'da 'U dönüşü' diye tanımlandı-Rusya'yı yumuşattı, Medvedev'in ezberini bozdu ve bütün zirvenin havasını etkiledi.
'Siyah devrim' ne kadar kurgu olsa ve 'mühendislik ürünü' görünse de işte böyle somut adımlarla tarih yazıyor. İşte buna 'oyun değiştiricilik' hatta 'oyun kuruculuk' denir. Böyle adımlara kimse kayıtsız kalamaz, gücünü de etkileyiciliğinden, belirleyiciliğinden alır.
PUTİN Mİ MEDVEDEV Mİ?
Rus lider Medvedev de yine rakibi Obama gibi tam zirve öncesinde uluslararası çapta röportajlar verdi ve sürpriz biçimde '2012'de yine aday olacağının' sinyalini gösterdi. Oysa 'Putin gelir' senaryosu çoktan satın alınmıştı.
Medvedev'inki Obama'nın hamlesine karşı bir kontratak olarak kabul edilmeli. Akıllı devletler ve liderler dış camianın algısını önemser ve şekillendirir. Rakibinin hamlesini de karşılıksız bırakmaz.
Medvedev, 'gerçek patron kim, Putin mi Medvedev mi?' sorularını yok etmek istercesine 'liberal, ılımlı ve piyasa koşullarına uyumlu, demokrat' kişiliğini küresel sistemde dolaşıma sokma ihtiyacı hissetti, besbelli. Medvedev kendi vizyonunu, 'Rusya'yı değiştirmek' olarak açıkladı. Kısa, sıradan ama aslında büyük ve güçlü cümle. Bir lider böyle bir imaj inşa ederse o salt şahsi karizma mı olur, yoksa devletinin kudretini de artırır mı?
Obama'nın Rusya'ya attığı çiçek, İran'ı nükleerden vazgeçirecek bir yolu açmayı hedefliyor. Moskova, İran'a nükleer yakıt ve teknoloji vermeyi artık bir değil, iki kere düşünecektir. Diplomaside böyle jestler karşılıksız kalırsa büyük hasara neden olabilir. New York restoranlarında ve lüks otel lobilerinde 'İsrail, İran'ı vuracak' iddiaları
dillendiriliyor. Doğrusu çok zor ama Obama, Rusya'yı da Batı kampına çekip İran'ı çaresiz bırakmak ve izole edebileceğini gösterme peşinde. Savaş bu dönemde çok olası değil ama barışı garanti etmek için yeni şartlara gereksinim duyuluyor.
Ruletin kralı Ruslar, Obama'nın düşüncesini görmüş olmalı. Medvedev de bir oyun değiştirici statüsü kazanma peşinde.
-
mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet EtHerkes artık anlamalı: Türk İslam Birliği gümbür gümbür kuruluyor. bizim tek yapmamız gereken fikren bu oluşuma destek vermek. devletin yanında olmak. bunun dışında manevi yönümüzü, kültürümüzü geliştirmek. gerisini Allah'ın izniyle devletimiz halledecek inşallah.Beğen
-
aleyna oğuz 16 yıl önce Şikayet EtTÜRKİYE LİDER ÜLKE. Türk-İslam Birliği 'nin doğal lideri.Beğen