İsmail Küçükkaya
İsmail Küçükkaya
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Siyasetin 2010’u

GİRİŞ 04.01.2010 GÜNCELLEME 04.01.2010 YAZARLAR

Siyasetin 2010’u

Geride bıraktığımız yıldan bile “daha heyecanlı ve hareketli günlere” hazır olalım. Ekonomiden magazine, spordan sanata, gazetecilikten bilime kadar hayatın her alanında “yeni yıl falına” bakıldı. Siyaset ise ıskalandı. Gelin “Cumhuriyet tarihinin en kritik siyaset döneminin yakın geleceğine” hep beraber göz atalım.

Seçimden önceki yılın ilk gününden itibaren “politikanın aktörleri” ufka bakarken “seçimi” görmeye başlarlar. Çünkü önümüzdeki iki yılda peş peşe seçimler yapılacak. Kim bilir belki de, hiç hesapta olmayan bir tarihte ve tek bir defada...

Böyle senaryolar da var.

İktidar, muhalefet ve kurulu yapının diğer unsurları, 2011’deki genel seçime ve 2012’deki cumhurbaşkanlığı yarışına giden yolda en belirleyici günlere girildiğini biliyorlar. Bu yıl ülkenin yanı sıra, siyasetçilerimizin kişisel geleceklerinin ve kariyerlerinin de kırılma noktası olacak. Başbakanlık veya Cumhurbaşkanlığı hayali kuranlar ve bunu başaranlar da olacak, siyasete veda edenler de...

Adım attığımız yeni yıl işte o zorlu dönemecin nasıl geçileceğini belirleyen zeminin adıdır.

CHP lideri Baykal “erken seçim çağrılarına” başladı.

Başbakan Erdoğan şartlar çok zorlamadıkça “sandık tarihinin öne çekilmesi önerilerine” kulak vermez. Siyasetle içli dışlı olan hiç kimse şu anda “2010’da erken seçim olur veya olmaz” diyemez; bilinmez.
Çeşitli göstergelere bakarak yorumda bulunmak mümkün...

Erdoğan seçim olmayacakmış gibi mi davranıyor?

Hükümet 2010’a vatandaşın hoşuna gitmeyecek “zam” kararlarıyla girdi. Gündelik hayatın bazı temel ürünlerinde ve herkesi ilgilendiren vergilerde artışlara gidildi. “Seçim kapıda” diye düşünen bir hükümet bunu yapmaz. TEKEL işçileriyle ortaya çıkan görüntüler, eczacılarla yaşanan gerilim de aynı kapsamda ele alınmalı. Memur maaşlarında da bütçe olanaklarının dışına çıkılmadığı anlaşılıyor. Hükümet imkânları zorlamadı, cömert davranmadı. Erdoğan çoğu kere ekonomik popülizmden uzak duruyor. 22 Temmuz öncesinde de fındık üreticileriyle ilgili tercihler bu yaklaşıma örnek verilebilir.

Yarın emekli maaşlarıyla ilgili bir duyuruyu bizzat Başbakan yapacak. O da “geniş kitleleri ilgilendiren” bir açıklama... Beklentiler gerçekleşirse onun mesajı olacaktır. Belki şöyle söylemek mümkün, “Hiç seçim olmayacakmış gibi ürünlere ve vergilere zamlar yapılıyor, yarın seçim olacakmış gibi emeklilere iyileştirme planlanıyor.” Tam da bugünün bilinmezlerle dolu siyasetine uygun bir tavır.

Kandil’de bir gelişme olursa...

Türk siyasal yaşantısının geleceğini etkileyecek temel faktörlerden birisi “demokratikleşme açılımının” kaderidir. Burada ilerleme sağlanır, somut kazanımlar elde edilir ve Kandil’in boşaltılması sağlanırsa bütün ezberler bozulur. Öcalan’ın gelişi gibi bir rüzgâr hesaplanıyor olabilir. Kandil konusunda bazı uluslararası görüşmeler yapıldığı kesin. Bakanların Irak ve Suriye gezilerinde bir şeyler planlanıyor.

ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

Yazının devamını okumak için bu linki tıklayabilirsiniz

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL