İsmail Küçükkaya
İsmail Küçükkaya
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Türkiye nasıl değişiyor?

GİRİŞ 07.05.2012 GÜNCELLEME 07.05.2012 YAZARLAR

İktidarının 3'üncü döneminde ve 10'uncu yılında, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Türkiye'yi nasıl dönüştürdüğü önemli bir soru olarak karşımızda duruyor.
'Türkiye hangi yönde değişiyor?' sorusunun belki de en doğru zamanlaması.
İki sebeple böyle. İlki, yeni anayasa yapım sürecindeyiz. Yeni toplumsal sözleşmeyle 'nasıl bir geleceğe doğru ilerleyeceğiz?'
İkincisi, haziran ayında seçimlerdeki ezici zaferinin ardından iktidarın tutum, eylem ve söylemlerinde belirgin farklılaşma dikkat çekiyor. Siyasal ve sosyal okumanın doğru yapılması, hem geçmiş 10 yılın sağlıklı bilançosunu çıkarmanın hem de gelecek 5-6 yıllık kritik dönemin akılcı öngörülerini sıralayabilmenin şartı.
Cumhurbaşkanlığı, hükümet ve belediye seçimleri kapıda. Olasılıkla bir de anayasa referandumu için sandığa gideceğiz.
Ekonomik olarak müreffeh, demokratik olarak gelişmiş bir toplum olmaya doğru mu ilerliyoruz?
Daha muhafazakar bir ülke haline mi geliyoruz?
Kültürel manada gelişiyor, gündelik yaşam kalitesini yükseltiyor muyuz?
İstanbul gerçekten dünya şehri oluyor mu mesela?
Sorular uzayıp gidiyor...
Bütün büyük kırılma noktalarında olduğu gibi gelişmeler başdöndürücü ve derin; öyle olduğu için de kazanımları fazla, hasarları ağır.
Bilançonun artı hanesinde de eksi hanesinde de dolu dolu kayda geçirilmiş notlar duruyor.
2002 Türkiyesi ile 2012 Türkiyesi arasında ciddi farklılıklar var. Toplumsal dönüşüm dalgası hayatın her alanında kendini hissettiriyor.

İŞADAMI MUTLU, EVDE KARISI TEDİRGİN
İşlerin en iyi gittiği alan ekonomi. Seçim başarılarının ardında yatan sihir de parada gizli.
İş dünyası memnun. Özellikle Anadolu sermayesi mutlu.
İktidarın sorunlu alanı ise ülkedeki kutuplaşmanın derinleşmesi. Son zamanlarda söylemdeki sertlik bu handikabı büyütüyor. Başbakan, 'diğer kesimleri' kucaklamayı ve 'endişeleri gidermeyi' eskiden olduğu kadar dikkate almıyor. Tiyatro söylemi çok acımasızdı, doktorlardaki gibi.
Dikkat! Korkular bugüne değil, geleceğe dair. O halde tedavisi de bu perspektiften yapılmalı. 

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kulanabilirsiniz

İsmail Küçükkaya / Akşam

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL