İsmail Vefa Ak
İsmail Vefa Ak
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

SPK fonlarda ne yapmaya çalışıyor?

GİRİŞ 03.08.2026 GÜNCELLEME 03.08.2026 YAZARLAR

Değerli okurlarım!

Son günlerde yatırım fonlarına yönelik yeni düzenleme iddiaları tartışılıyor.

SPK ise bir rehber taslağı üzerinde çalıştığını doğruladı. Çalışmaların sürdüğünü, ancak taslağın henüz tamamlanmadığını açıkladı.

Peki SPK yatırım fonlarında tam olarak neyi değiştirmeye hazırlanıyor?

Fonlara neden müdahale ediliyor?

Çok kazandıran bazı fonlar gerçekten piyasayı mı bozuyor?

Bu sorulara cevap verebilmek için önce yatırım fonunun ne olduğuna, neden bu kadar ilgi gördüğüne bir bakalım.

YATIRIM FONU NEDİR, NEDEN BU KADAR İLGİ GÖRÜYOR?

Yatırım fonlarında çok sayıda yatırımcının parası ortak bir havuzda toplanıyor.

Bu para, profesyonel portföy yöneticileri tarafından fonun stratejisine göre hisse senedi, tahvil, altın, döviz veya diğer yatırım araçlarına yatırılıyor.

Yatırımcı da yatırdığı tutar karşılığında fon katılma payına sahip oluyor.

Fonun değeri yükselirse kazanıyor, düşerse zarar ediyor. Fon katılma payını nakde çevirmek oldukça kolay. Fon türüne göre 2 iş gününde, bazen aynı günde bile nakde dönebiliyorsunuz.

Yatırım verilerine baktığımızda, son yıllarda yatırım fonlarına olan ilginin arttığını görüyoruz. Açıklanan verilere göre, toplam portföy büyüklüğü 12 trilyona liraya ulaştı.

Peki vatandaş neden doğrudan hisse senedi almak yerine fonlara yöneliyor?

Çünkü borsada yatırım yapmak dışarıdan göründüğü kadar kolay değil.

Şirketlerin bilançolarını, borçlarını, kârlılıklarını, sektörlerini ve hisse fiyatlarını sürekli takip etmek gerekiyor.

Üstelik Borsa İstanbul yükselse bile her hisse yükselmiyor; endeks artarken yatırımcının elindeki hisseler yerinde sayabiliyor.

Fonlar ise yatırımcıya tek tek hisse seçmeden, küçük tutarlarla geniş bir portföye ulaşma ve riskini dağıtma imkânı sunuyor. Hangi hissenin alınacağına, ne zaman satılacağına ve portföyün nasıl dağıtılacağına profesyonel ekipler karar veriyor.

Ben de önceki yazılarımda, piyasaları sürekli takip edemeyen küçük yatırımcıların bütün birikimlerini birkaç hisseye yatırmak yerine yatırım fonlarına yatırım yapabileceğini belirtmiştim.

Bu görüşümü bugün de koruyorum.

Ancak her yatırım fonunun iyi yönetildiğini veya sürekli kazandıracağını düşünmek de fazla iyimserlik olur.

Fon yanlış yönetilebilir, aşırı risk alabilir, birkaç varlıkta yoğunlaşabilir veya yüksek yönetim ücreti tahsil edebilir.

Bu nedenle yatırımcı yalnızca geçmiş getiriye değil, fonun neye yatırım yaptığına ve hangi riskleri aldığına da bakmalıdır.

Ne var ki, son dönemde fonlara hücum edilmesinin arkasında başka bir hikâye var.

Bazı fonlar kısa sürede çok yüksek getiriler sağladı.

A Fonu 5 katına, B Fonu 10 katına çıktı…

Bu getirilerin sosyal medya ve fon karşılaştırma platformlarında hızla yayılması, “Fonlar çok kazandırıyor” algısını güçlendirdi. Birçok yatırımcı da fonun aldığı riski yeterince incelemeden, geçmişte en çok kazandıran fonlara yöneldi.

Finans literatüründe “geçmiş performansın peşinden koşma” olarak ifade edilen bu davranışa, sürü psikolojisi ve geç kalma korkusu da eklendi.

Oysa bir fonun geçmişte yüksek getiri sağlaması, aynı performansı gelecekte de sürdüreceğini garanti etmez.

Ama “10 kat arttıysa bir 10 kat daha artar” diye düşünüldü. Bizde risk iştahı pek çabuk kabarıyor zira.

PEKİ SPK NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?

Düzenleme henüz tamamlanmadı. Uygulanacak oranlar da kesinleşmiş değil.

Ancak görünen o ki SPK, özellikle serbest fonların birkaç hisseye aşırı ölçüde yüklenmesini önlemeye çalışıyor.

Biliyorsunuz, bir portföy yönetim şirketi bünyesinde farklı isim ve yatırım stratejilerine sahip çok sayıda fon kurulabiliyor.

Örneğin A Fonu, B Fonu, C Fonu ve D Fonu birbirinden ayrı fonlar olsa da, bunların tamamı aynı portföy yönetim şirketi tarafından yönetiliyor.

Bu fonların her biri aynı şirkete odaklanıp onun hisselerini topladığında, ayrı ayrı küçük görünen paylar birlikte önemli bir büyüklüğe ulaşıyor ve böylece hepsi birlikte, aynı yönetim grubunun kontrolüne geçebiliyor.

Üstelik söz konusu hisse, piyasada az alınıp satılan bir hisseyse, bu yoğun alımlar nedeniyle hissenin fiyatı hızla yükseliyor.

Sonradan satışa geçilmesi hâlinde ise aynı hızla düşüş yaşanıyor ve terste kalan küçük yatırımcı zarar görebiliyor.

İşte SPK, bunun önüne geçmek için fonları tek tek değil, aynı portföy yönetim şirketine bağlı fonların toplam etkisiyle birlikte değerlendirmek istiyor.

Bazen bir yatırım fonu, başka fonların paylarını satın alarak aynı hissede dolaylı biçimde ağırlık oluşturabiliyor.

SPK bunun da önüne geçmek istiyor.

Ayrıca fon paraları, fon yöneticisiyle bağlantılı şirketlerin hisselerine veya borçlanma araçlarına ölçüsüz biçimde yönlendirilebiliyor.

Bunu da sınırlandırmak gerekiyor.

Bir kişi veya şirket bir fonun yarısından fazlasına sahipse bunun kamuoyuna açıklanması ve birbirinin neredeyse aynısı olan fonların kurulmasının zorlaştırılması da konuşulan düzenlemeler arasında.

Özetle SPK, fonlara “Yatırımcınıza çok kazandırmayın” demiyor.

SPK sadece yatırımcının göremediği risklerin büyümesini engellemeye çalışıyor.

Bu yönde atılacak adımlar oldukça yerinde.

ÇOK KAZANDIRAN FON, KÖTÜ FON MUDUR?

Bakınız, bir fonun yatırımcısına yüksek getiri sağlaması, tek başına piyasayı manipüle ettiği anlamına gelmez.

Zaten fon yöneticisinin görevi, yatırımcının parasını belirlenen strateji ve risk sınırları içinde en iyi şekilde değerlendirmektir.

Ancak olağan dışı getirilerin kaynağı da sorgulanmalıdır.

Fon gerçekten doğru şirketleri mi seçmiş, yoksa piyasada az işlem gören birkaç hisseyi yoğun biçimde alarak fiyatlarını mı yükseltmiş?

Aynı yönetim altındaki farklı fonlar aynı hisselerde birlikte mi hareket etmiş?

Esas bakılması gereken, kazancın miktarı değil, nasıl elde edildiğidir.

ÇOK KAZANDIRAN FONLAR DİKKAT ÇEKİYOR

Sosyal medyada tartışmaların bazı portföy yönetim şirketleri üzerinden yürütüldüğünü görüyoruz.

  • Efendim, şu yatırım fonu şu kadar gelir sağlamış, değeri 10’a katlamış, kesin bir yerde patlayacak…

gibi söylemleri doğru bulmuyorum.

Ben burada isim vermeyeceğim.

Çünkü kural, birileri için değil, herkes için getirilmeli. Şeytan taşlamanın kimseye faydası olmaz.

Piyasa bozucu bir uygulama varsa, bunu yapan kim olursa olsun müdahale edilmeli; mevzuata uygun ve başarılı fon yönetimi ise korunmalı.

Yeni kurallar için makul bir geçiş süresi de tanınmalı. SPK da bunu yapacağını açıkladı zaten.

Yoksa maazallah eş zamanlı panik satışları başlar ki, bu da korunmak istenen yatırımcıya daha çok zarar verir.

KÖTÜ FON İYİ FONU KOVMASIN

İktisatta, “Kötü para iyi parayı kovar” derler.

Fon piyasasında da kötü fonların iyi fonları sistemin dışına itmesine izin verilmemeli.

Kurallara uymayan, aşırı risk alan veya fiyat oluşumunu bozan uygulamalar görmezden gelinirse, düzgün çalışan fonlar dezavantajlı hâle gelir.

Yatırımcı çoğu zaman fonun hangi riski alarak kazandırdığına bakmaz; yalnızca getirisine bakar.

Hâl böyleyken, en yüksek getiriyi sağlayan fon daha fazla para toplarken ihtiyatlı hareket eden fon yatırımcı kaybeder.

Böyle bir yapı, iyi fon yönetimini değil, en kısa sürede en yüksek getiriyi gösterme yarışını teşvik eder.

Ancak bu yarışın devam etmesi mümkün değildir. Her zaman aynı getiriler sağlanamaz.

Böyle olunca yatırımcıyı elde tutmak için önce alınan risk artırılır, sonra kurallar zorlanır, en sonunda da yan yollara başvurulur.

Böyle bir durumun oluşmasına asla izin verilmemeli.

PARA PİYASASI FONLARINA VE MEVDUATA KAÇIŞ OLUR MU?

Her etki, mutlaka bir tepki doğurur.

Yeni sınırlamalar, özellikle serbest ve hisse senedi fonlarını etkileyecek. Bu durum, yatırımcıların para piyasası fonlarına ve mevduata yönelmesine neden olabilir.

Zaten faizlerin yüksek seyrettiği bir ortamdayız.

Böyle bir durumda, fonlardan ani çıkışlar olabilir.

Bu ihtimal göz ardı edilmemeli.

SON SÖZLERİM

Değerli okurlarım, biliyorsunuz SPK’da da yeni bir dönem başladı.

Kurul Başkanlığına Maliye kökenli ve oldukça tecrübeli bir isim atandı; Sayın Mahmut SÜTCÜ.

Yeni başkanın mevzuat bilgisi ve denetim tecrübesi oldukça güçlü. Yapmak istediği güzel işler var.

Bu bağlamda, yatırımcı haklarını, şeffaflığı ve piyasanın sağlıklı işleyişini korumaya yönelik her adımı desteklemek gerekiyor.

Yeni dönemde SPK’nın, etkin denetim ve düzenlemeleriyle sermaye piyasalarındaki ağırlığını daha güçlü hissettireceğine inanıyorum.

Bekleyelim, görelim.

İsmail Vefa AK - Haber7
X: @Ismail_Vefa_AK

YORUMLAR 5
  • Gel bakalım 4 saat önce Şikayet Et
    İncelenince ortaya çıkar yorumlamalar yasal anlamda adil yargıda delil sayılmaz.Şirketlerin gider gelir şirketin içinden ekiplerce incelenmesi şirket çalışanından yöneticisine çapraz sorgulama yukarı doğru bildirilen ile gerçekler kap haberleri hisse hareketleri alım satımlar grafikler olaylar olgular olası senaryolara göre devreye sokulan stratejiler vs.incelenir.DEVLET KULAĞINDAN TUTAR
    Cevapla
  • Ddd 7 saat önce Şikayet Et
    Fonlar hisse değerlerinin gerçeklikten kopuk hale gelmesine, tamamen yapay ve spekülasyona dayalı olmasna yol açtı. Bu kadar basit. Ne yaptığı bile belli olmayan şirket koskoca sabancı şirketletinin hisselerinden daha değerli duruma gelmiş. Böyle saçmalığın hiç bir savunması yok.
    Cevapla
  • Misa 11 saat önce Şikayet Et
    Özellikle Otomatik Katılımda bulunan ve sınırlı sayıdaki Fonlar çok kötü yönetiliyor. Otomatik Katılımdaki 9 yıllık paramız çarçur ediliyor. Doğru düzgün bir düzenleme yapılacaksa Otomatik Katılımdaki fonlardan başlanmalı.
    Cevapla
  • Vatandaş 12 saat önce Şikayet Et
    Kar eden şirketlere para girişi olmuyor fonlar takip edilmeli
    Cevapla
  • Sami 13 saat önce Şikayet Et
    Fonlar manipülasyon yapıyor. Bu güç ellerinden alınmalı.
    Cevapla