İsmail Yaşa
İsmail Yaşa
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Libya bilmecesi

GİRİŞ 12.02.2022 GÜNCELLEME 12.02.2022 YAZARLAR

Libya’da mevcut hükümetin görev süresinin sona erdiğini savunan Akile Salih başkanlığındaki Temsilciler Meclisi, Fethi Başağa’yı yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi.

Başbakan Abdülhamid Ed-Dibeybe ise hükümetin seçimlere kadar görevinin başında kalacağını ve ancak seçilmiş bir hükümete görevi teslim edeceğini söylüyor.

Gerekli yasal zemin oluşturulamadığı için 24 Aralık’ta seçim yapılamayınca Libya’da işler daha da karmaşık hale geldi.

Ülkenin doğusunu kontrolü altında tutan savaş baronu Halife Hafter, Başağa’nın Tobruk’taki Temsilciler Meclisi tarafından başbakan olarak atanmasından memnun.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric ise Ed-Dibeybe’yi hâlâ ülkenin geçici başbakanı olarak tanıdıklarını, Genel Sekreter Antonio Guterres'in Libya Özel Danışmanı Stephanie Williams'ın sahada olduğunu ve tüm taraflarla görüşmeler yaptığını ifade etti.

Devlet Yüksek Konseyi’nin tavrıyla ilgili çelişkili bilgiler gelirken, Başağa’nın Tobruk’taki Temsilciler Meclisi tarafından başbakan atanmasının arkasında Türkiye-Mısır anlaşmasının olduğunu öne sürenler de var.

Aralarında siyasi rekabet olsa bile Abdülhamid Ed-Dibeybe ve Fethi Başağa’nın her ikisi de Türkiye’ye yakın isimler.

Daha da ötesi, İçişleri Bakanı olduğu dönemde Türk askerlerini Libya’ya çağıran Başağa’dan başkası değil.

Başağa, Kasım’da İstanbul’da bir otelde basın mensupları, akademisyenler ve düşünce kuruluşları temsilcileriyle bir araya gelmiş, Libya’nın istikrarı konusunda Ankara'nın rolünün çok büyük olduğuna dikkat çekerek, Türkiye'nin bundan sonra da desteğini devam ettirmesi gerektiğini söylemişti.

“Türkiye'nin sahadaki desteği ve başarısı ile Hafter'i yenilgiye uğrattık ve Trablus'u ölümden kurtardık” diyen Başağa, Türkiye’nin Libya’nın batısında güçlü olduğunu ve iletişim kanallarını devreye sokarak doğusunda da güçlü olması gerektiğini dile getirmiş, Ankara’nın elindeki gücü kullanarak “daha oyun kurucu” bir rol üstlenebileceğini belirtmişti.

Hatırlarsanız, Hafter’e bağlı güçler Rusların ve paralı askerlerin desteğiyle başkent Trablus’un kapılarına dayandığında Türkiye’de muhalefet “Libya’da Ankara’nın destekledikleri ve anlaşma imzaladıkları ülkenin ancak çok küçük bir kısmını kontrol ediyor” diyerek haritalar paylaşıyordu.

Libya’nın doğusunu kontrol eden Hafter ve adamları Türkiye’ye tehditler savuruyor, Trablus’un düşmesi halinde imzalanan anlaşmaların çöpe gideceği öne sürülüyordu.

Bugün Libya’ya bakıldığında ise bambaşka bir tablo karşımıza çıkıyor.

Her iki tarafta da Türkiye’ye yakın, Ankara’yla imzalanan anlaşmalara bağlı olduğunu ilan eden isimler ön planda.

Türkiye’nin desteklediği güçlerin kontrolünde olan alanın haritasını paylaşan da yok, “Türk askeri ülkeden çıksın” diye mızmızlanan da.

Ülkenin batısındakiler gibi doğusundakilerin de gücünü kabul ettikleri ve kendilerine yakın gördükleri Türkiye’den büyük beklentileri var.

Libya’da tablo kısa sürede nasıl bu kadar değişti?

Yaşanan diğer gelişmeler arasında gözden kaçırılmaması gereken ve asıl sorulması gereken soru belki de bu.

Cevabını merak edenler bu bilmeceyi çözebilirlerse belki Türkiye’nin askeri ve diplomatik gücünü, etkisini ve manevra kabiliyetini görebilirler.

İsmail Yaşa / Diriliş Postası

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL