Orta Doğu nasıl görüyor?
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal için başlattığı savaşa her ülke doğal olarak kendi çıkarları ve Moskova’yla ilişkileri açısından bakıyor.
Putin’in işgal planına ilk desteğin Suriye rejiminden gelmesi ve Rusya sayesinde koltuğunu koruyabilen Beşşar El-Esed’in yaşananları “tarihin tashih edilmesi” ve “Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra küresel düzenin dengesinin restorasyonu” olarak nitelemesi şaşırtıcı değil.
İran’ın tüm suçu Batı’ya ve NATO’ya yükleyerek işgal girişimini haklı göstermeye çalışması yine beklenen bir şeydi.
Rusya’nın saldırılarını kınayan karar tasarısının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) oylanması sırasında çekimser kalan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Moskova’nın gazabından korkması ve Abu Dhabi’nin İngilizce yayımlanan The National gazetesine Ukrayna’yla ilgili haber ve yorumlarda “Rus işgali” ve benzeri ifadeler kullanılmaması yönünde talimat vermesi de anlaşılabilir.
Savaşta kimin haklı olduğu konusunda görüşler farklı olsa da bölgede herkes ABD’nin etkisinin gerilediğinde ve Biden yönetiminin Kiev’i yüzüstü bıraktığında aşağı yukarı hemfikir.
ABD’nin ve Avrupa’nın uyarılarına kulak asmayıp ordusunu Ukrayna’ya gönderdiği için Arap diktatörleri ve yandaşları arasında Putin’in popülaritesi arttı.
Kimi Rusya’yla ittifak yapıp Katar’ı bölme çağrısı yaptı, kimi de Rus ordusunun Ukrayna’ya girdiği gibi Mısır ordusunun da Libya’ya girmesini istedi.
O cephede Rusya Devlet Başkanı’na duyulan hayranlığın devam edip etmeyeceğini savaşın seyri belirleyecek.
Arap sokağının Ukrayna’da yaşananlara bakışının büyük oranda Arap Baharı devrimlerine yaklaşımla paralel olduğunu söyleyebiliriz.
Diktatör rejimlere karşı halkların demokrasi taleplerini destekleyenler Ukrayna halkının direnişine sempati duyuyorlar.
Suriye’de işlediği katliamlar ve Libya’da Hafter’e verdiği destek sebebiyle Rusya’dan nefret edenler, Putin’in Ukrayna’da batağa saplanmasını ve ağır bir yenilgiye uğramasını dört gözle bekliyorlar.
Bu arada, Moskova yanlısı Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov da Rusya’ya yönelen öfkeden hak ettiği payı alıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin ülkesini terk etmemesi ve saldırı altındaki başkent Kiev’den yayınladığı video mesajlarla halkına moral vermesi işgale karşı direnişi destekleyenler tarafından takdirle karşılandı.
Zelenski’nin cesur tavrını Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbih Hadi Mansur’un ülkesinden kaçarak Riyad’a sığınmasıyla kıyaslayanlar oldu.
Orta Doğu’da konuşulan bir diğer konu da Ukrayna’nın işgaline ve Filistin’in işgaline gösterilen tepkilerdeki çifte standart.
İşgal ordusu Gazze’ye bomba yağdırırken “İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu” söyleyen Zelenski’ye o gün gösterilen “Rusya Kiev’e bomba yağdırırsa savunma hakkının ne olduğunu anlarsın” şeklindeki tepkiler hatırlandı.
İşgalin birine karşı çıkarken diğerine alkış tutmanın ahlaki ve ilkesel bir tavır olmadığı vurgulanıyor.
Bir çifte standart hatırlatmasını da Suriyeli muhalifler yapıyor.
Almanya, Ukrayna’ya 1000 tanksavar ve 500 Stinger füzesi göndereceğini duyurdu.
O füzelerin Suriyeli devrimcilere de gönderilmesi Washington tarafından engellenmeseydi belki Rusya bugün Ukrayna’ya saldıracak durumda olmayacaktı.
DİRİLİŞ POSTASI