Milislerden iktidar bekleyenler
Sudan’da Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki ordu ile yardımcısı Orgeneral Muhammed Hamdan Dagalu komutasındaki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar üçüncü haftasına girdi.
Sudan Doktorları Sendikasının verilerine göre çatışmalarda hayatını kaybeden sivillerin sayısı 400’ü, yaralı sayısı da 2000’i çoktan geçti.
Sudan polisi, ülkedeki karmaşadan yararlanmak isteyen hırsızların ve organize suç örgütlerinin yağma girişimlerine karşı halkı korumaya çalışırken, “Hımidti” lakaplı Dagalu polis teşkilatına orduya destek olmaması uyarısında bulundu.
Kısa süreli ilan edilen ateşkese iki taraf da uymazken taraflardan her biri karşı tarafı ateşkesi ihlal etmekle suçluyor ve her iki taraf da çatışmalar sırasında sivillerin zarar görmemesi için azami gayreti ve hassasiyeti gösterdiğini iddia ediyor.
Türkiye, Sudan’daki vatandaşlarını güvenli bir şekilde tahliye etti.
Wadi Sayidna’ya giden C-130 uçağımıza hafif silahla taciz ateşi açılmış ve kurşunlardan bazıları uçağa isabet etmişti.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), önceki gün o uçağın da Sudan’dan ayrıldığını duyurdu.
Bu arada, Sudan ordusu Türk uçağına HDK’nin ateş açtığını iddia ederken, HDK’den yapılan açıklamada ise bu iddia reddedilerek, ordunun suçu üzerlerine atarak Türkiye’yle aralarının açılmasını istediğini öne sürdü.
Ankara da taraflardan herhangi birini suçlamadı.
Sudan’da çatışan taraflar sadece askerler değil.
Her iki tarafın da sivillerden destekçileri var.
Ömer el-Beşir’in devrilmesine yol açan gösterilerde demokrasi sloganları atılıyor, yönetimin seçilmiş sivil iktidara bırakılması talebi dile getiriliyordu.
Fakat sol partilerin ve grupların beklentisi her türlü görüşten siyasi partinin katılacağı bir seçimle halk iradesinin tecellisi değil, İslamcıların dışlanarak iktidarın kendilerine altın tepside sunulmasıydı.
Bugün de Özgürlük ve Değişim Güçleri (ÖDG) aynı beklentiyle Dagalu komutasındaki HDK’yi destekliyor, milis güçleriyle el ele vererek ve dışarının desteğiyle “İslamcıları ezip geçecekleri ve iktidara gelecekleri” günün hayalini kuruyor.
Oysa darbecilerin desteğiyle kurulacak hükümetin halkın özgür iradesini yansıtan sivil ve demokratik bir hükümet sayılamayacağı, en önemlisi ülkeye hayır getirmeyeceği tecrübeyle sabit olmuş bir gerçek.
Nobel ödüllü Yemenli Aktivist Tevekkül Kerman kendi ülkesinden örnek vererek Sudanlılara bu gerçeği hatırlattı.
ÖDG’nin ve Sudan’daki birçok partinin Hımidti’ye bel bağladığına ve Cancavid milislerinden sivil yönetim beklediğine dikkat çeken Kerman, bunun “yüzyılların fıkrası” olduğunu ifade etti.
Yemen’de Husilerin başkenti ele geçirerek kendilerini siyasi rakiplerinden kurtaracaklarını ve demokratik bir sistem kuracaklarını zannedenlerin eline sonuçta mezardan ve sürgünden başka bir şey geçmediğini söyledi.
Moritanyalı akademisyen Muhammed Muhtar eş-Şankıti de bu görüşe katılarak, Arap dünyasındaki solcuların toplumda kökleri ve tabanları olmadığı için halkın hakemliğine başvurmak yerine Hımidti gibi maceraperest askerlere bel bağladıkları yorumunda bulundu.
Kerman ve Eş-Şankıti’nin söyledikleri de bana Türkiye’de bir zamanlar geçerli olan “Ordu+CHP=İktidar” denklemini hatırlattı.