Suriye turnusolü
Suriyeli sivil toplum kuruluşları ile insan hakları örgütlerinin, Suriye’de devrimin başından bu yana, rejim güçlerince alıkonup, akıbetleri bilinmeyen kişilerin araştırılması amacıyla, bir kuruluş kurulması talebi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yapılan oylamada 83 “evet” oyuyla kabul edildi.
Suriye rejimi ve Rusya, İran, Çin gibi müttefiklerinin “hayır” oyu verdiği oylamadan 62 çekimser oyun çıkması dikkat çekti.
Türkiye karara “evet” derken, Arap ülkelerinden sadece Katar ve Kuveyt kararın kabulü yönünde oy kullandı.
Suriye rejiminin 2011’den önce de birçok katliama imza attığı ve insan hakları sicilinin simsiyah olduğu inkâr edilemez bir gerçek.
Devrim rüzgârlarının esmeye başlamasından bu yana, cinayetlerin ve işkencelerin arttığı da biliniyor.
Buna rağmen, ailelerin yıllardır haber alamadıkları çocuklarının akıbetlerini öğrenme talepleri gibi en basit bir hakka dahi karşı çıkmak, Suriye rejiminin suçlarına ortak olmak demek.
Çekimser kalarak karara destek vermemenin de, ret oyu vermekten pek bir farkı yok.
Dolayısıyla BM Genel Kurulu’ndaki oylamaya katılmayan Arap ülkelerinin tavrı, “tarafsızlık” değil, “rejimin cinayet ve işkencelerine örtülü destek” olarak yorumlandı.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün ve Mısır gibi birçok Arap ülkesi oylamada çekimser kaldı.
Riyad’ın tavrı, son dönemde Suriye rejimiyle ilişkilerini düzeltmesiyle alâkalı.
Perşembe günkü oylama normalleşme kararından önce yapılsaydı, Suudi Arabistan’ın oyu muhtemelen “evet” olurdu.
BM Genel Kurulu’nda kabul edilen karar, Suriye rejimi için bağlayıcı değil ve rejimin de, sayıları 100 bini aşan kayıplar konusunda işbirliği yapması beklenmiyor.
Normalde BM Güvenlik Konseyi’nde oylanması gereken bir konunun, BM Genel Kurulu’na taşınmasının sebebi, Suriye rejiminin bir numaralı müttefiki Rusya’nın ve karara ret oyu veren Çin’in, Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip olmaları.
Yine de atılan adım, mevcut koşullarda rejimden hesap sormak için yapılabilecek en iyi şeylerden biri.
Öncelikle, rejimin kayıp kişiler konusundaki sorumluluğu, BM onaylı bir kuruluş tarafından kapsamlı bir şekilde yeniden araştırılıp tescillenecek.
Oylama sonucu ortaya çıkan tablo da, kimin, eli kanlı katil Suriye rejiminin, ve kimin de, mazlum Suriye halkının yanında olduğunu gösterdi.
Ret oyu kullananlar ile çekimser kalanların olumsuz tavırları, kendileri adına, tarihe utanç lekesi olarak geçti.
Suriye’de yaşananlar, partilerin politikalarının ve hükümetlerin kararlarının, ne kadar insani ve ahlaki olduğunu göstermesi açısından, tam anlamıyla turnusol kâğıdı vazifesi görüyor.
Hangi gerekçeyle olursa olsun, Suriye rejiminin cinayet ve işkencelerini destekleyenlerin insanlıktan nasibi olamaz.
Yüz binlerce insanı katleden ve milyonlarcasını evinden barkından ederek, mülteci durumuna düşüren bir rejimin suçlarını görmezden gelmek de kabul edilemez bir ahlaksızlık.
Şam’ın sıkı korunan bölgelerindeki eğlenceleri yayınlayıp, Suriye’nin her yanını güllük gülistanlıkmış gibi göstermeye çalışanların ve Fransa’daki olaylardan Türkiye’ye pay çıkarıp, mülteci düşmanlığını körükleyenlerin, Suriye rejimine hizmet ettiklerinden şüphe yok.
Suriye Devrimi, “el-kâşife” (deşifre edici) sıfatını gerçekten hak ediyor.
DİRİLİŞ POSTASI