Körfez’le yenilenen ilişkiler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, işadamları ordusuyla Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) adeta çıkarma yapıyor.
Suudi Arabistan - Türkiye İş Forumu bugün Cidde’de, Katar - Türkiye İş Forumu yarın Doha’da ve BAE - Türkiye İş Forumu da 19 Temmuz’da Abu Dhabi’de Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.
Cumhurbaşkanı’nın Körfez turu, daha çok ekonomik iş birliğini geliştirme amaçlı olsa da birtakım siyasi mesajlar içereceği kesin.
Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle ilişkileri, Arap Baharı devrimleri öncesinde oldukça iyi düzeydeydi.
Körfez ülkeleri, İran’ın saldırgan tavrına ve Şii yayılmacılığına karşı, Türkiye’yi “güçlü ve güvenilir” bir müttefik olarak görüyorlardı.
Fakat Arap Baharı sürecinde, Mısır’daki askerî darbeyi destekleyen Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn’le ilişkiler büyük darbe aldı.
Demokrasiyle yönetilen Türkiye, ilkesel ve haklı olarak Arap halklarının özgürlük mücadelesini destekledi.
Söz konusu ülkeler, Türkiye’nin duruşunu “iç işlerine müdahale” olarak nitelediler.
ABD’nin, İngiltere’nin, Rusya’nın ve daha birçok devletin bölgeye yönelik müdahalelerine ses çıkaramayanlar, Türkiye’yi hedef tahtasına oturttular.
Erdoğan’ı “Müslüman Kardeşler’in hamisi” olarak görmeleri ve gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda vahşice katledilmesi, ilişkilerin iyice kötüleşmesine yol açtı.
Ortaya çıkan tablo ve bölgesel denklemler iç karartıcıydı.
Arap Baharı devrimleri silah gücüyle, dış destekle ve entrikalarla bastırılmıştı.
Türkiye’nin Mısır ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri gerilerken Yunanistan’a, daha önce hayal edemeyeceği bir fırsat doğmuş, Türkiye’nin Arap ülkeleri için “İran’dan daha tehlikeli” olduğunu ileri sürenler ortaya çıkmıştı.
Türkiye’yi, Doğu Akdeniz’de kuşatma ve yalnızlaştırma planını bozmak için mutlaka bir şeyler yapmak gerekiyordu.
Ankara tam bu noktada, stratejik bir karar alarak Mısır ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri onarma yönünde adımlar atmaya başladı.
Erdoğan’ın bugün başlayan üç günlük Körfez turu, o adımların meyvelerinden biri.
Son günlerde Basra Körfezi’nin iki yakası arasında, Ed-Durra Gaz Sahası sebebiyle yeni bir gerginlik yaşanıyor.
Gaz sahasının sadece Kuveyt ve Suudi Arabistan’a ait olduğunu savunan Kuveytlilerin, Tahran’a karşı, “Ankara’yla savunma alanında daha ileri düzeyde iş birliği yapma” çağrıları olduğundan geçen hafta bahsetmiştim.
Erdoğan’ın Körfez turu Kuveyt’i kapsamasa da Suudi Arabistan’da Cumhurbaşkanı’na, Türkiye’nin krizle ilgili tavrı konusunda bir soru yöneltilebilir.
Körfez’de alevlenen bir başka sorun da Ebru Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları meselesi.
Aralık 2022’de gerçekleştirilen Çin-Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Zirvesi sonrası adalarla ilgili yapılan açıklama, Tahran ve Pekin arasında krize yol açmış ve Çin’in Tahran Büyükelçisi, İran Dışişleri Bakanlığına çağrılmıştı.
Geçenlerde Moskova’nın ev sahipliği yaptığı Rusya - KİK toplantısının ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, “sorunun uluslararası hukuk yoluyla çözülmesi” çağrısı yapılması, toprak bütünlüğünün tartışmaya açıldığını düşünen İran’ı kızdırdı.
Erdoğan’ın da Abu Dhabi’de adalar konusunda, diyalog ve barışçıl çözüme vurgu yapması bekleniyor.
Diriliş Postası