Ekonomik değil siyasi koridor
Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de “Tek Dünya, Tek Aile, Tek Gelecek” ana temasıyla düzenlenen G20 Liderler Zirvesi, Hindistan’ı Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayacak bir koridorun tanıtımına sahne oldu.
Birçok ülkenin katılımıyla gerçekleştirileceği belirtilen “Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru” için Hindistan, ABD, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fransa, Almanya, İtalya ve Avrupa Birliği (AB) arasında mutabakat zaptı imzalandı.
Washington tarafından desteklenen koridor, deniz yoluyla Hindistan’dan BAE’ye, oradan demir yoluyla Suudi Arabistan ve Ürdün’den geçerek İsrail’e, daha sonra yine deniz yoluyla Yunanistan’a ve son olarak kara yoluyla Avrupa’nın diğer ülkelerine uzanıyor.
Rusya, İran ve Hindistan arasında imzalanan anlaşmayla kurulan Kuzey-Güney Koridoru, Çin’i dünyaya bağlayacak Kuşak-Yol Projesi, Irak’ın Basra kentindeki Büyük Faw Limanı’ndan başlayarak Türkiye sınırına ulaşması planlanan “Kalkınma Yolu” ya da diğer ismiyle “Kuru Kanal” ve İran’ın Şelemçe kentinden başlayıp Basra’ya ve oradan da Suriye üzerinden Akdeniz sahillerine uzanacak demir yolu projesi derken küresel ve bölgesel jeopolitikte âdeta “koridorlar savaşı” yaşanıyor.
Hint-Pasifik bölgesini Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayacak yeni koridorun öncelikle Çin’in Kuşak-Yol Projesi’ne alternatif olacağı, Çin’le rekabet halindeki ABD’nin Hindistan aracılığıyla Çin’i frenlemeyi planladığı, projenin hayata geçmesiyle Hindistan ve Avrupa arasındaki güzergâhın yaklaşık yüzde 40 kısalacağı belirtiliyor.
Ancak inşasına henüz başlanmayan projenin yüklü miktarda yatırım gerektirdiğini, ayrıca limanlardaki yükleme ve boşaltma masrafları sebebiyle ekonomik olmayacağını, dolayısıyla hayata geçmesinin şüpheli olduğunu dile getiren uzmanlar da var.
Koridorun rotasının daha çok siyasi amaçlarla tasarlandığı ve bir hedefinin de İsrail ve Suudi Arabistan ilişkilerini normalleştirmek olduğu açıkça görülüyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, projeyle ilgili ilk açıklamasında İsrail’in koridorun ana kavşaklarından biri olacağını ve Orta Doğu’nun çehresinin değişeceğini söyledi.
“Biden Koridoru” olarak da adlandırılan proje, Türkiye’yi dışarıda bıraktığı için EastMed projesine benzetiliyor.
Doğu Akdeniz’deki gazın Avrupa’ya taşınması amacıyla tasarlanan ve Türkiye’yi bypass eden o proje gibi yeni koridor projesinin de bir süre sonra rafa kaldırılması kuvvetle muhtemel.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiyesiz koridor olmaz” açıklaması buna işaret ediyor.
Uzmanlar, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun en büyük darbeyi Süveyş Kanalı’na ve Mısır’a vuracağında hemfikir.
Mısır’ı rota dışı bırakan koridorun hayata geçmesiyle Süveyş Kanalı’nı kullanan gemi sayısında ve dolayısıyla Kahire’nin kanaldan elde ettiği gelirde azalma olacak.
Bir zamanlar Arap ülkelerinin lideri olan ve son yıllarda bu konumunu kaybettiği konuşulan Mısır’ın önemi daha çok erozyona uğrayacak.
Yeni koridor projesi, Türkiye ve Mısır’a iki ülke ilişkilerini güçlendirmek için önemli bir sebep daha sunuyor.
Kahire’nin bu gerçeği görmesi ve birkaç muhalifin Türkiye’de ikamet etmek zorunda kalmasına takılmadan Ankara’nın uzattığı ele sarılması her iki ülkenin de yararına olacaktır.
Diriliş Postası