Sahipsiz insan, sahipsiz köpek
İstanbul’un yeni valisi Davut Gül, ayağının tozuyla bu dev şehrin sosyal meselelerine el attı. Vali Gül, sokak hayvanları, sokak çocukları gibi kronik sorun haline gelmiş iki can yakıcı konuyu gündemine aldı. Gül, “Çocuk dilenci meselesini şehrin gündeminden çıkaracağız. Diğer taraftan da sahipsiz köpek olmaz.” tespitlerinde bulunduktan sonra bu konularda herkesi sorumluluk sahibi olmaya çağırdı. Şehrin güvenliği ve göç meselesinde yapılması gerekenlerin altını çizdi: “Bir önceki seneye göre İstanbul’da yaşanan suç oranında yüzde 11 düşüş var. Bizim göç politikamız merhamet ve adalet eksenli. Kimseye zulüm de etmiyoruz, kimsenin başıboş dolaşmasına da müsaade etmiyoruz. Bu uygulama devam ettiği süre içerisinde düzensiz göç konusu İstanbul’un gündeminden çıkmış olur.” Kıymetli valimize yürekten katılıyor, herkesi bu konularda duyarlı olmaya davet ediyorum.
Yaklaşık 40 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. 80’li yılların ikinci yarısında geldiğim İstanbul; hava, su, çöp, yol, trafik gibi temel sorunları olan âdeta köy-kentti. Bu temel sorunların yanında dilencilik, hırsızlık, gasp, gettolaşma ve mafyalaşma sorunları da had safhada idi. Taşının toprağının altın olduğu propagandasıyla köylerden, kasabalardan gelenler, İstanbul’un çevresinde gecekondu mahalleleri oluşturarak âdeta yeni bir “fetih” harekâtına girişiyorlardı. Kamu arazilerine “çöküyor”lardı. Gelenler “İstanbullu” olmadı; köylerini, kasaba ve memleketlerini bu ‘dünya incisi şehre’ saldırı aracı olarak kullandılar. Şehirlere bu kadar yoğun göçe sebep olan travmalara çare üretemeyen yönetimler de bugün yaşadığımız tablonun müsebbibidirler.
2000’li yıllardan sonra ise yeni bir kentsel dönüşüm başlarken büyük bir ümidimiz vardı. Ancak arazi yetersizliği nedeniyle gecekonduların yerini bu sefer gece konamayacak kadar büyük, ancak bir o kadar da onların ruhunu taşımaya devam eden gökdelenler aldı. İstanbul’un etrafındaki tarlalar, bostanlar önce gecekondu sonra da gökdelen tarlasına döndü. İşte bu “gökdelen tarlaları” Arap Baharı ile başlayan süreç içinde şehre gelen yabancı göçmenlerin de katkısıyla zamanımızda suç mekânlarına dönüşen ideal zeminler oldu. Buralarda insanlar kimliksizleşirken hayvanlar da kimsesizliğin alameti oldu. Kimliksiz, kimsesiz insanlar; kendilerini sevsin ve korusun diye köpekleri dost edinmeye başladılar. Yıllar önce Berlin’de insandan fazla köpek olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım. Şimdi İstanbul’da ne kadar köpek var, Allah bilir. İşin ilginç bir yönü de kendini İstanbullu sayanlar, daha çok köpek sahibi oluyorlar. Onların köpekleri de bizim çoban köpeklerine benzemiyor; hayvanlar birer canavar ve sizi parçalamaya hazır görünüyorlar.
Kıymetli valimizin vurguladığı gibi sokak çocukları, sokak hayvanları, dilenciler, uyuşturucu tacirleri, trafik canavarları, silahlanma, taksiler artık büyük sosyal sorunlar olarak önümüzde duruyor. Bu can yakıcı meselelerin üzerine daha sıkı gidilmeli, cezalar caydırıcı olmalıdır. Bütün bu sıkıntılara rağmen İstanbul’un, dünyanın birçok büyük şehrinden çok daha güvenli olduğunu vurgulamak da gerekiyor. Ancak üçüncü sayfa haberlerinin artık manşetlere taşınıyor olması, buradaki önemli değişimlerin göstergesi olabilir. Daha önce İstanbul Emniyet Müdürlüğünün yaptığı araştırmayı dinlemiş; İstanbul’un New York, Londra, Paris, Kahire, Yeni Delhi gibi şehirlerden daha güvenli olduğunu duyunca şaşırmıştım. Bu tür araştırmalar sık sık yapılmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Nüfusundan daha fazla turist alan bu tarih ve kültür şehrine gelen misafirleri daha güzel ağırlamalıyız. Son zamanlarda özellikle Arap turistlerin rahatsız edildiğine dair haberleri duyuyoruz. Aman dikkat! Öte yandan emniyet güçlerinin, gündüz ve gecenin belli saatlerinde, artık vazgeçilen devriye tatbikinin mahallelerde tekrar uygulamaya alınmasında fayda olduğuna inanıyorum. Sokağından polisin geçtiğini görmek; vatandaşımızın emniyette olma hissiyatını kuvvetlendirecek, suçlular içinse caydırıcı olacaktır.
DİRİLİŞ POSTASI
-
Mustafa 2 yıl önce Şikayet EtVatanımızda ve dünyada bir cazibe merkezi,üretimin,tüketimin başkenti İstanbul.Aynı zamanda,bütün yumurtaları aynı sepete koymaktır İstanbul.İstanbul' un ulaşım sorunu,İstanbul' un su sorunu, İstanbul' un çarpık kentleşme sorunu, İstanbul' un güvenlik sorunu... Yıllardır dinleyip durduğumuz,bir türlü çözülemeyen, büyümeye devam ettikçe de çözülemeyecek olan sorunlar yumağıdır İstanbul.Beğen