Kayahan Uygur
Kayahan Uygur
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

CHP-PKK birlikteliğinin mazisi

GİRİŞ 18.10.2014 GÜNCELLEME 18.10.2014 YAZARLAR

7 Ocak 1961’de  gazetemiz AKŞAM’ın manşeti ‘İkinci Cumhuriyet’in temeli atıldı’ şeklindeydi. 

Darbeci  Milli Birlik Komitesi’nde iki kanat vardı. Atatürk’ün ülkeden  kovduğu  150’liklerden Osman’ın oğlu Cemal Madanoğlu ‘solcu’ grubun lideriydi. İnönü’nün Nazi  taraftarlığı nedeniyle hapse attırmış olduğu Alpaslan Türkeş  de ‘sağcı’  grubun lideriydi. 

Bu grupların düşünceleri kısaca şöyleydi: Sol grup Atatürk devrimlerinin devam ettirilemediği düşüncesindeydi. ‘Gericilerle’  mücadele edilmeliydi, ezanın Türkçe okunması gibi önlemler alınmalı, ‘dine taviz vermeyen’ bir rejim için  laik eğitim vurgulanmalıydı.  Sağ grup asıl olarak komünizm tehlikesi üzerinde durmakta ve bu tehlikeye karşı milliyetçiliğe daha çok sarılmanın  önemini belirtmekteydi. 

İki grup arasında ABD konusunda bir fark yoktu. Zaten bunun için darbe ‘Nato’ya, Cento’ya bağlıyız’ anonslarıyla başlamıştı. İki grup da Kürtlere düşmandı. Güneydoğu’nun  ileri gelenleri sürülmüş ve Sivas’ta  bir toplama kampı açılmıştı. Aralarında İslam konusunda da ilkesel bir farklılık yoktu, antikomünist mücadeleye daha çok önem veren ‘sağ’ grup onu bir kalkan olarak kullanmaktan yanaydı, o kadar.    
27 Mayısçı sağ grup sonraki yıllarda ayrıştı. Darbeciler tarafından ekarte edilen  merhum Türkeş sivil siyaseti tercih etti, İslam’a karşı olan tavrını değiştirdi. Darbeci sağ kanat,  askeri  kesimde kontrgerilla, ülkücüler içinde derin yapılanma ve  Komünizmle Mücadele Dernekleri ‘ndeki ajanlarla varlığını sürdürdü.  Bunlardan asker-sivil  çete ve ülkücü mafya  1990’larda dünyada komünist blokun çöküşüyle tasfiye oldu. Ana akım vesayetçi sağ  ise poliste, medyada, yargıda ve eğitimde  F-tipi paralel devlet  yapılanması olarak devam etti. 

Sol cunta sivil yönetime dönülen   1962’den itibaren yeni darbe planlarına başlamıştı. Toplumdaki sosyal tepkileri istismar etti, kendine  ‘sosyalist’ süsü verdi. Melez bir Kemalist-sol ideoloji oluşturdu, gençleri sokağa saldı. Kendine 68’li diyen, Marx’tan, Lenin’den söz eden gençlik ve örgüt liderlerinin çoğu gerçekte  sol cuntanın elemanlarıydı. Bugün hâlâ kullanılan ‘askerleriyiz’ sloganı gerçekçidir.  1968’de Batı’da  öğrenciler otoriteye ve anne-babalarının değerlerine  karşı ayaklanırken. Türkiye’dekiler babalarının yapamadığı darbeyi  ‘devrim’le yapmak ve otorite özlemiyle  ayaklandılar. 

Kemalist solcular 1970’lerin  sonlarında devrimci gençlik çevresinden çıkamamışlardı.  Şiddet eylemleri yapmakta ve buna  tepki olarak gelen polisiye önlemlerin devrimcilere karşı bir sempati yaratacağını hesaplamaktaydılar. Buna ‘suni dengeyi bozmak’ diyorlardı.   Demokrasiye ve geleneğine bağlı olan halkımız bu oyuna gelmedi. Bu nedenle solcu-Kemalist gençlerden bir bölümü devrimi gerçekleştirmek için değişik bir halk desteği aradı. 50 yıldır inkar ve asimilasyondan bunalan Kürt halkına yönelik ajitasyona girişti. Denge ve istikrarı bozmak için girişilen terör eylemleri  Güneydoğu’da meyvesini verdi. Abdullah Öcalan’ın Serxwebun Yayınlar’ından çıkan ‘Devrimin Dili Ve Eylemi’ kitabında (1996) bu gelişmeler çok iyi anlatılır. Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Derneği (ADYÖD) adlı  sol –Kemalist kuruluşta temelleri atılıp bugüne ulaşan bir süreç. 

yazının devamı için tıklayınız

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL