Kenan Ulualp
Kenan Ulualp
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Doktor göreve ...

GİRİŞ 19.01.2010 GÜNCELLEME 19.01.2010 YAZARLAR

 “Madem sorun bu kadar önemliydi neden bu tip eylemler daha önce yapılmadı, cılız tepkilerle yetinildi?” sorusu ayrıca yanıtlanmaya muhtaç.

Sevgili okurlarım bugünkü yazım biraz teknik olacak... Umarım sizi sıkmam... Ama konu sağlık, hepimiz için çok önemli.

O yüzden bazı noktaları sizlerle paylaşmak istedim...

Geçen gün yazdım şimdi tekrar yazıyorum. Bu yasa taslağı kamuda çalışan hekimlere muayenehane açmanın önünü kapatıyor. Kanunlaşınca, özellikle üniversitede devam eden öğretim üyelerinin muayenehanelerini kapatması gerekecek. Hekim çalışması, ya muayenehane ya özel hastane ya da devlete bağlı hastanelerden biri ile kısıtlı olacak. İkisi bir arada olamayacak.

Hastalar muayenehane, özel laboratuar, özel görüntüleme merkezi arasında kapı kapı dolaşma durumunda kalmayacak. Üniversiteler başta olmak üzere devlete bağlı hastanelerde, hastalardan çeşitli adlar altında alınmakta olan ücret farkları da ortadan kalkacak. Halkın sağlık hizmetinden faydalanması kolaylaşacak. Hekimlik hizmetinin hastanelerde yoğunlaştırılması ile birlikte her faaliyet kayıt altına alınmış olacak. Sektördeki vergi kayıpları azalacak. Kanunla birlikte hekim gelirlerinde de bir artış olacak. Dolayısıyla, - bugün bu yasaya muhalefet eden, bazı sivil toplum kuruluşu ve partilerin terminolojisiyle- “sosyal” , “halkçı”, “devletçi” ve “emekçi” özelliklere sahip bir kanun geliyor.

Pekiyi... Şimdi neden itiraz ediliyor?

Tıp fakültelerinde eğitimin aksayacağı ifade ediliyor. Gelir artışının döner sermaye üzerinden olacağı öngörüldüğü için, aslında bir gelir artışı da olmayacağı ifade ediliyor. Maaş artışı isteniyor. Tam gün böyle zorlama ile değil de özendirici tedbirlerle getirilseydi deniyor.

Oysa yasayı madde madde incelediğimizde

Madde 2 ile sağlık bakanlığına bağlı klinik şef ve şef yardımcılarına en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %410’u, uzman doktorlara % 335’i, pratisyen doktorlara ise %180’i oranında her ay herhangi bir katkıya bağlı olmaksızın döner sermayeden ek ödeme yapılmasının öngörüldüğü görüyoruz

Madde 5 ile 2547 sayılı Kanunun döner sermaye ile alakalı 58 inci maddesi bu sisteme göre yeniden düzenlenmekte ve üniversitelerdeki ek ödeme sistemi, Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşlarda uygulanan sisteme paralel hâle getirilmektedir.

Bütün bunlar-döner sermaye üzerinden de olsa-mutlak bir gelir artışıdır. Halihazırda, tıp fakültelerinde çalışan öğretim üye ve yardımcılarının %80’i zaten tam gün çalışmaktadır. Yasa olmasa aynı çalışma devam edecek gelir de aynı kalacaktı. Şimdi bu grubun çalışma sisteminde büyük bir değişiklik olmaksızın gelirleri artacak.

“Geriye kalan %20 için tam günü teşvike yönelik önlemler alınması” matematik gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Kısmi zamanlı öğretim üyesinin aylık 40-50 bin TL gelirini hangi teşvik karşılar? Yılda 1 milyon TL vergi veren kısmi zamanlı öğretim üyelerinin gelirini hangi teşvik karşılar? Diğer taraftan bu öğretim üyelerinin hasta grubu da, otelcilik ve hastanecilik hizmetlerinde belirgin olarak geri olduğunu üzülerek belirtmek zorunda olduğumuz, tıp fakültesi hastanelerine de başvurmak istememektedir.

Diğer taraftan dünyada da tam gün uygulaması en kapitalist ülkelerde bile yaygın bir uygulamadır. İddia edildiğinin aksine, eğitim ve bilimsel çalışmalar da aksamaz aksamamaktadır. Bilimde ileri ABD, Kanada, İngiltere, İsveç gibi ülkelerde-özellikle “state university” denilen “devlet üniversiteleri” başta olmak üzere-kısmi çalışmalar en minimal düzeydedir.

Üstelik, bırakın kısmi zamanlı çalışanları "tenure tract" da denilen tam zamanlı öğretim üyelerinin dahi ABD'de olsun diğer ülkelerde olsun Türkiyede olduğu gibi ÖMÜR BOYU İŞ GARANTİSİ YOKTUR. Yurtdışındaki özel üniversiteler ise tam gün çalışmayı genellikle bir koşul olarak anlaşmalarına koymak istemektedirler. Dolayısıyla oralardaki kısmi zamanlı çalışma ile buradaki aynı şey değildir.

Oysa yasa tüm öğretim üyelerinin maaşlarında artışı beraberinde getirecektir. Üstelik ÖMÜR BOYU İŞ GARANTİSİ hakkına da dokunmamıştır.

Şimdi...

İş bırakan değerli meslektaşlarıma saygım sonsuz...

Fakat, bu hükümetin "halkı önceleyen hizmet !" anlayışını savunurken, "oppurtunist olmayan" yapısına özellikle dikkatlerini çekmek isterim.

Dolayısıyla ek bir haklar manzumesi elde etmek isteniyorsa....

“Sosyal” , “halkçı”, “devletçi” ve “emekçi” özelliklere sahip bu kanunu genel kurula getiren, hükümetin bu gerçek devrimci  özelliği mutlaka gözönüne alınmalıdır.

Dikkat edelim “elitist sosyal faşistler”in tuzağına düşmeyelim...

Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL