Kenan Ulualp
Kenan Ulualp
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

TSK hızla değişmeli !

GİRİŞ 05.02.2010 GÜNCELLEME 05.02.2010 YAZARLAR

“Sıradan bir kişi olsaydım, söyleyeceklerimden sorumlu olmayacağımdan, ben de mangalda kül bırakmadan neler neler söyleyebilirdim....Ama takdir edersiniz ki emekli bir devlet adamı olarak bunu yapamam. Adil bir yargılamayı şu veya bu yönde etkilemek sadece zarar üretir” demiş.

Balyoz planı vs... Eldeki somut veriler ne düşündürüyor? Ne deniyor?

Beyler heves etmişler ülke için tehditler belirlemişler, planlar yapmışlar. Neymiş en büyük tehdit? Seçimle gelen hükümet mi? Seçimle gelen belediye başkanları mı? İşine gücüne, camisine giden vatandaş mı?

Elbette iç tehditler, dış tehditler belirlenecek. Ordu komutanlıkları, J-başkanlıkları ilgili çalışmaları yapacak. Bunlardan gerekli görülen faaliyetlere de genelkurmay başkanlığı temsilci gönderecektir.

Fakat, seminerde(!) koskoca ordu komutanı çıkar da darbe hazırlığını andıran bir konuşma yaparsa, Genelkurmay Başkanı ne yapsın? Ordu komutanını hapse mi atsın?

Sorunun yanıtı yine Hilmi Özkök Paşa’nın beyanatında gizli.

Özkök Paşa kendi hakkında basında çıkan yazılarla ilgili "Bahsi geçen yazıları ben de okuyor ve ulusum adına derin üzüntü duyuyorum. TSK'ni özellikle zor dönemlerde yönetmenin talep ettiği
Yüksek Sevk İdare bilgisinden yoksun olanların bu tür davranışlarını zor da olsa hoş görmeye çalışıyorum" demiş.

Yüksek sevk ve idare bilgisi ! İşte bu özellik, bin yıldır bu toprağın, köklü devletler kuran, insanlarının genlerine kazındı.

Bazen ceza yöntemi olarak zamanı kullanır. Yıllarca sabreder. Sonunda bir bakarsın, çoğu 1. Ordu’dan kuvvet komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’na yükselirken, senin yaş haddinden emekliliğin gelivermiş. Elbette ki Çetin Doğan’ı tenzih ediyorum. Mutlaka onun yukarıya terfi etmemesinin daha makul nedenleri vardır!

Ama Ömer Seyfettin’in bir hikayesine bile konu olmuştur. Yüksek sevk ve idare bilgisinden yoksunsa, adamın eline kendi idam fermanını verirler de haberi olmaz.

Dünyada Türkiye’de de büyük bir değişim var. Buna rağmen daha fazla değişim isteniyor. Obama dahi “değişim”i kendi sloganı olarak kullanıyor.

Demokrasiler güçleniyor. Güçlenen demokrasiye paralel olarak TSK da değişecek, değişmeli.

Harp Akademileri müfredatı daha da modernize edilmeli. Ateşsiz silahlarla ilgili tehdit ve eğitimlere de ağırlık verilmeli.

NATO-Varşova Paktı günlerinden kalma strateji ve psikolojilere dayanan, darbeleri makul gösteren doktrinler terkedilmeli.

Ordu küçülmeli. Milis, EMASYA gibi eski günlerden kalma gizemli, demode kavramlar kaldırılmalı. Onun yerine, “sürekli eğitim” tarzında her yıl kısa süre yapılan “yedek kuvvetler (-reserve force)” kavramı gelmeli.

Planlı yatırım ve AR-GE ile, TSK teknolojik olarak yeni jenerasyon silahlarla donatılarak, kat kat güçlü hale getirilmeli.

Şöyle şöyle olursa, ne yaparım da kimi başbakan yaparım, kimi bakan yaparım, kimleri hapse tıkarım, kimleri kullanırım düşünceleri ortadan kalkmalı.

“Kardeşim varsa bunlarla alakalı endişelerin ne bekliyorsun? Bildir hukuka, yargıya. İlla silahlarınla sokaklara mı dökülmen lazım?” anlayışı hakim olmalı.

Balyoz darbe planı olarak ortaya çıkan bu seminerin (!) içeriğine bakınca TSK’daki değişimin gerekliliğini daha da önemsiyoruz.    

Şimdi dönelim konumuza... Çetin Doğan ne demiş?

Birileri için, “kaşınıyorlar” demiş.

Lafa bak beri gel. Birileri kaşınıyor. Ama kaşınan kim?

Kim kaşınmış, kim kaşınıyor muhterem ?


Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL