Aydın Doğan “Ergenekon’un 1 Numarası”nı biliyor mu?
Medya, enerji, ticaret, turizm, bankacılık, TÜSİAD... Bir çok dalda faaliyeti var. Fıkralar yazdık. Hizmet süresini Kanuni Sultan Süleyman ile karşılaştırdık. İşi gücü toptan bırak, demedik. Başka hesaplar açılmadan, medyadan çekil, dedik... Tatlı tatlı tavsiye ettik.
Neden dedik ? Bize ne? Çekilmiş çekilmemiş !
Kendisi görüyor mu bilmeyiz. Fakat Türkiye, Doğan’ın iş hayatının parlamaya başladığı 1979’lardaki Türkiye değil. Her şey farklı, iktidar da farklı. Bugünkü iktidar oligarşik yapılanmalara karşı halkın demokratik haklarını koruyor. Bu çerçevede devletin alacaklarını da çok ciddi takip ediyor. “Ben büyük patronum ! Benim medyam var ! Ben siyasete bile etki ederim !” demekle kimsenin peynir gemisi yürümüyor.
Uzan örneği hala dün gibi akıllarda...
Geçen hafta ajanslardan bir haber düştü. Doğan Grubu’nun 4 milyar 823 milyon liralık meşhur vergi borcu davasına bakılacağı bildiriliyordu.
Pekiyi bu noktaya nasıl gelindi ?
Eylül 2009'da Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri Doğan Grubu ile alakalı 15 rapor düzenledi. Hisselerin yüzde 25’inin İsrailli Axel Springer’e 325 milyon euro’ya satılması esnasında, başka hisse satış ve devir işlemleri yapmak sureti ile, ödenmesi gereken verginin ödenmediği ileri sürüldü.
Holdinge 3 milyar 755 milyon lirası vergi aslı, kalanı vergi cezası olmak üzere toplam 4 milyar 823 milyon lira vergi borcu çıkarıldı. Doğan Grubu şirketleri ile Maliye Bakanlığı arasında ''tarhiyat öncesi uzlaşma''ya oturuldu. Uzlaşma sağlanamadı. Doğan Grubu, Maliye’nin istediği teminatla ilgili yürütmenin durdurulması için davalar açtı. Mahkemeler grubun taleplerini reddetti. Doğan Grubu, bu sefer vergi ve cezaların silinmesi için İstanbul Vergi Mahkemeleri'nde davalar açtı.
Biz de, “Buraya kadar tamam. Ortada bir vergi uzlaşmazlığı var. Olay mahkemeye intikal etmiş. Taraflardan hangisi haklı hangisi haksız yargı karar verecek. Ortada anlaşılmaz bir durum yok” dedik.
Bugüne kadar bazı soru işaretlerine değinmedik. Fakat Aydın Doğan’ın medyadan çekilmemesi, bu gücü elinde tutma ısrarında olması, aklımızdaki soru işaretlerini büyütüyor.
Örneğin halihazırdaki durum, mahkemeye intikal etmiş basit bir vergi uyuşmazlığı süreci ise, neden Rusya’daki Yukos olayına benzetilmeye çalışıldı ? Yukos olayı neydi ki ? Bir hatırlayalım...
Rusya, dünya petrollerinin % 2’sini üreten dev Rus Yukos petrol şirketinin Yahudi patronu Khodorkovsky’yi hapse attı. Yukos olayı esasta politik bir durumdu. Oligarşik özelleştirme esnasında üst düzey yönetici Pichugin ve ortaklarından Nevzlin’in bir çok cinayetle suçlanmasıyla başladı. Khodorkovsky’nin siyasete bizzat atılmak yerine, el altından Putin’e muhalefet yapınca Putin ile ipler gerildi. Khodorkovsky’nin, vergi reformunu engellemek için, Dumas üyelerine maddi çıkar sağlamaya kalkıp hükümete şiddetli bir muhalefet başlatmasıyla ipler tamamen koptu. Yukos’a 7 milyar dolar vergi cezası kesildi. Şirket hisseleri bloke edildi. Hisselerin Amerikan Exxon’a satışı engellendi. Şirket iflas etti.
Detaylara indikçe Rusyadaki Yukos olayının Türkiye’deki Ergenekon’a çok benzerlikleri olduğu dikkati çekmektedir. Esasta politik bir meseledir.
Aydın Doğan’ın politik endişeleri veya Khodorkovsky benzeri faaliyetleri var mı yok mu bilmeyiz. Orası kendi iç meselesi.
Fakat zamanın Başbakanına “nakdimi sayıyorum” diyen medya patronu kendisi ise... Gruba bağlı gazeteler, kendi bilgisi dahilinde, zamanın Genelkurmay başkanına cımbızla çekilen sözlerle “tak şak Paşa” gibi laflarla günlerce psikolojik baskı yapmış ise... Emekli bir Deniz Kuvvetleri Komutanını holdinge danışman yapmış ise... Haftalarca süren yayınlarla rektör seçimlerine müdahale etmiş ise... O’nun patronaj süresi içinde “medya dördüncü değil hatta birinci güçtür” sözü güncellik kazanmışsa...
Üstelik, şimdi içinde bulunduğu durum Rusya’nın en zengin adamı Khodorkovsky’ye benzetiliyorsa sormak hakkımız değil mi ?
Böylesine güçlü medya patronu... Aydın Doğan...
Acaba Ergenekon’un bir numarası kim, biliyor mu?
Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com