Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin ortak paydası ne?
Bu referandum 1980’lerde başlayan global değişim sürecinin Türkiye zincirinin-şimdilik-son halkası. Global değişim, bize dünya tarihinde kısacık yer tutan bir süre içinde inanılmazları yaşattı.
Dünyada siyasi anlayış değişti. SSCB’nin dağılması, Doğu-Batı Almanya’nın birleşmesi, Varşova Paktı ülkelerinin NATO ve AB üyeliğine geçmelerini gözümüzle görmesek inanmazdık.
Bilgi ve haberleşme çağı başladı. Bilgisayar, internet, cep telefonu, TV kanalları birdenbire yaygınlaşıverdi.
Dünyada birey-devlet ilişkilerinde radikal farklılaşmalar oldu. “Devlete hizmet eden birey” anlayışı, yerini “Bireye hizmet eden devlet” anlayışına bıraktı. Hukuk ve demokrasi yerleşik hal aldı.
Sürecin kaçınılmaz olarak Türkiye’ye de yansımaları oldu.
12 Eylül 1980 yaşandı. Yeniden yapılan Anayasa halka sunuldu. O referandumda aslında esas soru’nun “Biz çekilelim mi? Demokrasiye geçiş yapalım mı ?” olduğunu derhal algılayan vatandaş ekseriyetle EVET dedi.
Yüzünün güldüğünü görmediğimiz bir emekli generale parti kurduruldu. Seçmen kurdurulan partiye oy vermeye teşvik edildi. Karşısına sempatik, hem dışarıyı hem de içeriyi iyi tanıyan bir isim, Özal çıktı. Seçime gidildi. Seçimde esas soru’nun “Mevcut yapı ile aynen devam etmek yerine, Özal ile kendi iktidarımızı getirelim mi?” olduğunu farkeden seçmen yine EVET dedi.
Statüko 28 Şubat’ta canlandı. Gelişmeler bir süre sonra AK Parti’nin kurulmasıyla neticelendi. Başbakan “Beraber yürüyelim mi?” dedi. Vatandaş “beraber” sözcüğünün sihirini anında kavradı.
Tekrar EVET dedi.
Geldik günümüze.
Siyasiler de yüksek bürokratlar da çok zeki olabilirler. Egoları çok güçlü olabilir. İş ve temsil ile alakalı konularda olumlu bulunabilecek bu özellikler “milletin egemenliği” söz konusu olduğunda sökmez. Dezavantaj haline gelir.
Nitekim, toplantı üstüne toplantı, beyin fırtınası üstüne beyin fırtınası yapılmasına istifalar edilmesine rağmen, son YAŞ toplantısı neticesinde askerliğin kanun demek olduğu anlaşıldı. TSK Personel Kanunu ile Subay Sicil Yönetmeliğinin ihlal edilmesinin mümkün olmayacağı görüldü.
Son YAŞ toplantısının neticesi Türkiye’de de artık “Devlete hizmet eden birey” anlayışının yerini “Bireye hizmet eden devlet” anlayışının aldığına işaret ediyor.
Vatandaş, hukuk ve demokrasi çerçevesinde devlet imkanlarını bireyin hizmetine sunan iktidar anlayışına EVET diyor.
Görülen o ki Kılıçdaroğlu ile Bahçeli siyasi yelpazenin farklı uçlarında yer almalarına karşın, değişimin bu yönünü algılamama ortak paydasında birleşmelerinden dolayı, beraberce HAYIR diyorlar.
Bu referandumda asıl soru’nun “Milletin egemenliği biraz daha artsın mı ?” olduğunu fark etmeyen egosu güçlü siyasiler sonuç EVET çıktığında ne yapacaklar acaba?
Yaşayarak göreceğiz.
Prof. Dr. Kenan ULUALP / Haber 7
ulualp@kenanulualp.com