Kılıçdaroğlu'nun Ergenekon ile alakası
Muhalefet partileri ileri demokrasilerin önemli yapı taşlarıdır. Muhalefet parti liderlerinin siyasi faaliyet ve söylemlerini bunun bilinci ile yönlendirmeleri beklenir.
Değerli okurlarım, bu önemli konuya girmeden önce Amerika’da son zamanlarda meşhur olan bir fıkraya değinelim.
Putin’in ziyareti esnasında Obama masasındaki kırmızı telefonla şeytanı arar ve 15 dakika konuşur. Yardımcısı “Efendim konuşmanız 1500 dolar tuttu” der. Putin Moskova'ya döner dönmez yardımcısına “Bana şeytanı ara, Amerikalılar konuşabiliyorsa, ben de konuşurum” der. Şeytanla 15 dakika konuştuktan sonra sorar “Bu konuşma bize ne kadara patladı?”. Yardımcısı cevaplar “1 dolar efendim”. Putin şaşırır “Niye bizimki o kadar ucuz?”. Yardımcısı “Efendim biz şehiriçi konuşuyoruz, Amerikalılar milletlerarası” der.
Siyasette, şeytanla şehiriçi konuşur gibi, ucuz tarifeden konuşanlar, vatandaşı aptal yerine koyanlar muhakkak kaybeder.
Bu kaideyi, özellikle muhalefet liderleri, her an akılda bulundurmak durumundadır. Çünkü vatandaş daha alt düzey parti temsilcilerinin ucuz tarifeli konuşmalarını bir dereceye kadar hoşgörür. Fakat...
İleri demokrasilerde muhalefetin yüksek organlarını temsil edenlerin demeçleri büyük anlam taşır. Muhalefet partisi liderleri ciddi bilgi belgeye dayanmayan konuşma yapamaz. Çünkü verdikleri beyanatlar çok önemsenir.
Hele hele beyanat ana muhalefet partisi başkanı tarafından verilmişse...
Hem kamuoyu geneli, hem yasama, hem yürütme, hem de yargı organları tarafından çok ciddiye alınır.
Pekala. Türkiye’de durum nasıl? Türkiye’de ana muhalefet partisi başkanı, ülkenin gündeminde önemli yer teşkil eden Ergenekon gibi önemli bir konuda neler söylemiş ? Neler yapmış? Şöyle, kronolojik sıra ile, bir bakalım.
16.10.2008 İzmir Karşıyakaki konuşmasında -- “Bunu bir hukuk davası olarak görmek mümkün değil, bu bir siyasi davadır. AK Partiye karşı muhalefeti başlatan insanların belli suçlarla içeri alınmaları, onlara gözdağı verilmesi….Bu dava artık siyasi davadır….Bu dava hukukun katledildiği bir davadır. Ergenekon davası budur….Eğer 35 tane el bombasıyla bu ülkede darbe yapılacaksa mesele bitmiştir” diyor.
26.11.2008 Çorlu konuşmasında -- ''Ergenekon davasında Türkiye'de bir darbe olabileceği ihtimaliyle, hayatları boyunca bir araya gelmeyen insanlar, bir hapishanede bir araya getirilmişlerdir….Ergenekon davası, Atatürkçülerin sindirilmeye çalışıldığı bir dava halini almıştır'' diyor.
13.04.2009 Başkent Üniversitesini ziyareti öncesinde -- Ergenekon soruşturmasının 12. dalgası ile alakalı “Bu ülkenin aydınlarına karşı bir operasyon söz konusu” diye beyanat veriyor.
22.05.2010 CHP Kurultayı’nda, Ergenekon sanığı Mehmet Haberal’ın tutuklanması, Silivri cezaevi ve Cumhuriyet Gazetesinin aranmasıyla alakalı sinevizyon görüntüleri eşliğinde, “özel yetkili mahkemeleri kapatacağız” diyerek Ergenekon davasına bakan, Silivri’deki özel yetkili mahkemeye gönderme yapıyor.
01.08.2010 Rize Mitinginde "Sizin bir hemşeriniz var....Şu an içeride. Bu insana yazık değil mi? Buradan Haberal'a selam gönderiyoruz” diyor.
18.12.2010 CHP Olağanüstü Kurultayı’ndaki konuşmasında Mehmet Haberal’ın şahsında Ergenekon sanıklarına sahip çıkıyor.
Bunlar sayıca çok daha fazla olan konuşmasından hatırımızda kalan sadece birkaç örnek. Bu demeçleri yetmiyor...
Kılıçdaroğlu, yerel seçimden 10 gün önce 19.03.2009’da dinlemeye takılarak Ergenekon soruşturması 3. iddianamesine giren telefon görüşmesinde Haberal’a “Ülkemiz özellikle size dünden daha fazla ihtiyaç duyuyor”, “Hocam bir emriniz olursa bekliyorum hocam” ifadelerini kullanıyor. Yetmiyor...
24.04.2009’da İstanbul’a geliyor. Haberal’ı yattığı hastanede ziyaret ediyor. Yetmiyor…
08.10.2010’da tutuksuz olarak yargılanmasına karar verilerek tahliye edilen bir başka Ergenekon zanlısı olan Mustafa Özbek'i telefonla arıyor. Özbek'e "geçmiş olsun" dileğini iletiyor.
Pekala. Nasıl oluyor da Kılıçdaroğlu, Anayasanın 68. maddesinde zikredilen eşitlik ve hukuk devleti ilkelerini, millet egemenliğini, demokratik Cumhuriyet ilkelerini ihlal etmeye yönelik faaliyet içinde olduğu, bir tür diktatörlüğü yerleştirmeyi amaçladığı iddia edilen bir örgütle alakalı davada bu denli taraf olabiliyor?
Nasıl oluyor da Kılıçdaroğlu, ortada binlerce sayfa belge, telefon kayıtları, itiraflar, krokiler, darbe planları, patlayıcı maddeler, askeri mühimmat olmasına rağmen davanın uydurma olduğunu, Haberal gibi isimlerin AK Parti’ye muhalif olmalarından dolayı suçlandıklarını ihsas edebiliyor.
Kılıçdaroğlu vatandaşların adil yargılanma ve savunma haklarını sahiplense, davadaki hukuksal sorunlara karşı çıksa belki bu kadar dikkatimizi çekmeyecek. Fakat tavrı doğrudan doğruya davanın içeriğini tümden reddetmeye yönelik. Sürmekte olan davaya açıkça müdahale ediyor.
Gelelim yazımızın başına…
Kılıçdaroğlu sıradan bir vatandaş değil. Ergenekon davası ile alakalı beyanatları ciddiye alınmalı. Madem bu kadar müdahil davranıyor. Belki elinde bilgi belge vardır. Belki kendi bildikleri vardır. Ne de olsa ana muhalefet partisi genel başkanı.
Mahkeme Kılıçdaroğlu’nu çağırmalı sormalı bildiklerini. Efendim, bir bildiği yok da konuyu kendisine siyasi malzeme yapıyorsa hukuki bedelini ödetmeli.
Millet adına karar verecek olan bir heyet tarafından sürdürülmekte olan davaya, Kılıçdaroğlu’nun bu denli müdahalesi artık vatandaşın vicdanını rahatsız ediyor.
Prof. Dr. Kenan Ulualp - Haber 7
ulualp@kenanulualp.com