Hükümete uyarı, ufukta ''devalüasyon'' görünüyor
Sevgili okurlarım, acısıyla tatlısıyla 2010’u geride bıraktık. Hepinizin yeni yılını kutluyorum. Sağlıklı ve gönlünüzce bir yeni yıl diliyorum.
Geçtiğimiz yıl dünyadaki hakim güçlerin ekonomik kriz ve planlama yılı oldu. Global ekonomik düzene yapılması gereken radikal müdahaleler ertelendi.
2010’daki bu iklim içinde Türkiye’nin politikalarının uygulanmasında esas belirleyici yine kendi inisiyatifi oldu. Dünya ülkeleri arasında giderek parlayan bir yıldız haline geldi.
Fakat 2011, özellikle ABD’nin, karar yılı olmaya aday. Kriz sönüyormuş gibi görünse de, çift dip olmayacak dense de, Amerika’dan gelen rakamlar aynı şeyi söylemiyor. Lehman Brothers’ın kapanması sorunu çözmemiş.
İşsizlik % 10’lara ulaşmış. İşsizliğin aynı düzeyde tutulabilmesi için dahi yıllık en az % 2.5’luk büyüme gerekiyor. İşsizliğin her yıl % 1 azalması için üste 2 puan daha eklenmesi gerekiyor. Yüzde 4.5 büyüme...
Mortgage kredisi alanların % 10’unun evine haciz gelmiş. Kalan anlaşmalarda iptaller hızlanmış.
Esasen Amerika kredi alanlar, kredi verenler ve mortgage kredileri üzerinden türev piyasa yaratanlardan oluşan bir özel teşebbüs krizi ile karşı karşıya. Böyle olmasına rağmen çözüm devletten bekleniyor.
Devlet ne yapıyor. Devasa bir sorun karşısında zaman kazanabilmek için, trilyon dolara varan krizden çıkış paketleri hazırlıyor. Olmuyor. Harcamalarını kısıyor. Olmuyor. Problemi G-20 toplantıları ile çözmeye çalışıyor. Olmuyor. Geçici ve asıl sorumlulara rücu etmeyen yöntemler işe yaramıyor.
İşsizlik artıyor. Üretim azalıyor. Rekabet gücü, eğitim altyapı ve teknolojiye yatırım yapan Türkiye ve Çin gibi ülkeler karşısında azalıyor.
Durumu gören ABD hükümeti 2011’de zararları realize etmek zorunda kalacak. Türkiye’deki bankalar krizi veya 2002 Arjantin krizindekine benzer şekilde, gereğini yerine getirecek.
Bu ne demek ? Borçların yeniden yapılandırılması ve,
Barışçı senaryo’da maliyetlerin doların devalüasyonu ile karşılanması veya,
Agressif senaryo’da maliyetlerin bölgesel gerilimleri ısıtıp silah ve askeri mühimmat satışları ile finanse edilmesi demek.
Değerli okurlarım, ne yapalım? Sistemi böyle işletiyorlar.
Biz stand-by’larda bütün sosyal harcamaları kısıtlayan IMF’in, askeri giderleri kısıtladığını hiç görmedik...
Türk Hükümeti 2011’i planlarken her iki senaryoyu da dikkate almalı.
Unutmayalım, Amerika iç borçlarını gömecek toprak arıyor...
Prof. Dr. Kenan Ulualp - Haber 7
ulualp@kenanulualp.com