Darbe teşvikçisi mi bilge köşe yazarı mı
Dört general tam da yüksek askeri şura arefesinde emekliliklerini istedi.
Sağolsunlar büyük hassasiyet (!) gösterdiler. Finansal kriz çıkmasın diye, istifa kararını Cuma günü piyasalar kapandıktan sonra kamuoyuna açıkladılar.
Pazartesi piyasalarda ne oldu? Türk lirasında geçici bir hafif değer kaybı, o kadar.
Dört generalin istifasının esas nedeninin rütbeli subayların tutuklanıp yargılanmaları sürecini protesto olduğu anlaşıldı.
Buna da büyük bir tepki olmadı. Bir kriz doğmadı.
Tepki kamuoyununun şaşıp kalması ile sınırlı kaldı. “Türk Milleti Adına” karar veren yargı sürecini protesto için istifa eden generale millet şaşmayıp da ne yapsın...
Sonra demokrasilerde olması gereken oldu.
Şura toplantısı öncesinde oturma düzeninin değiştiği görüldü. Başbakan, genelkurmay başkanı ile yanyana oturmasını görmeye alıştığımız masanın başında, vesayet döneminin bittiğini ilan edercesine, tek başına yer aldı.
Toplantı düzenini psikolojik bakış açısı ile değerlendiren yabancı basın, ellerini masanın üstüne koyan Erdoğan’ın her iki yanında elleri masanın altında oturan şuranın asker üyelerinin Başbakan’ın iktidarını kabullendiklerinin anlaşıldığını yazdı.
Ama esas konu elbette ki bu değil, bu olmamalı.
İşin matematiğini ele alınca bakın karşımıza neler çıkıyor...
Gayri safi milli hasılamızın %5.3’ü askeri harcamalara gidiyor. Yıllık 40 milyar dolar. Dünya ortalaması %2. Askeriyeye dünya ortalamasının 2.5 katından fazla sarfediyoruz.
Güneydoğu hadisesi uğruna son yirmidört yılda fazladan 300 milyar dolarımız gitmiş. “Tali hasar” maliyetleri buna dahil değil.
Sonuçta etkisizleştirilen terörist sayısı 46.000.
Bir teröristin etkisiz hale getirilmesinin maliyeti 6.5 milyon dolar olmuş.
Esas konu, esas amaç işte ortada.
Savaş baronları bir taraftan Türkiye’ye bol bol askeri araç gereç sarf malzemesi satalım, diğer taraftan da askeri mütemadiyen kaşıyalım, itaatsizliğe itelim ki Türkiye’de PKK meselesi devam etsin biz de cukkaları cebe indirelim diyor.
Tıngır mıngır dönen bu devasa çarka Tayyip Erdoğan çomak sokunca hukuk çalışmaya başlayınca malum medyadan da cızırtılar gelmeye başlıyor.
Yahu yazmak için yazmıştır, safiyane yazmıştır, alışkanlıkla yazmıştır, meşhur olmak için yazmıştır diyerek çoğusu ile muhatap olmaktan kaçınıyoruz.
Elimize on kilit vurup yazmıyoruz. Bir kelime yazmadan önce beş kere yutkulanım diyoruz.
Ama Vatan’da yazan Mustafa Mutlu tutup da “...alt rütbelerde, TSK yönetimine karşı bir güvensizlik başlatırsa? Ve bu güvensizlik, bugüne kadar “tek yumruk” görüntüsü veren ordumuzu parçalı bir yapıya dönüştürürse?” dediğinde iş şirazesinden çıkıyor.
Cümleler demir top gibi masaya düşüyor.
Dimağımızda çın çın çınlayan bu cümlelerin sahibi bu paragrafı ile ya bilerek bilmeyerek orduyu isyana teşvik ediyor.
Veya “alt rütbeliler” ile alakalı bizim bilmediğimiz mühim bir malumata sahip.
Milletin ali menfaatlerinin söz konusu olduğu her iki durumda da…
Yazarın yazısına açıklık getirmemesi durumunda,
Savcıların harekete geçeceğini bu yazarın ne demek istediğini yakında daha açık öğreneceğimizi umut ediyoruz…
Prof. Dr. Kenan Ulualp - Haber 7
ulualp@kenanulualp.com