Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

ABD'nin Erdoğan'ı durdurma planı

GİRİŞ 31.10.2016 GÜNCELLEME 31.10.2016 YAZARLAR

Bu talimat, daha öncekiler gibi kamuoyunda yeni bir terör saldırısı endişesi yarattı.

Batılı elçilikler aslında bu oyunu uzun süredir oynuyor; konsolosluk ve elçilikler arada bir, internet sitelerinden duyurdukları "terör uyarıları" ile Türkiye'yi yerinden zıplatmaya çalışıyorlar.

Bunun eğlenceli bir oyunun değil de Türkiye'yi sistemli bir şekilde korkutma politikasının parçası olduğunu, Hillary Clinton'ın deşifre olan mail trafiğinden anlıyoruz.

Hillary Clinton'ın Ağustos 2014 tarihinde seçim kampanyasını yöneten ekibe gönderdiği bir raporda: "Türkiye yeni, daha ciddi bir İslami gerçekliğe doğru ilerlediğinden, onların (Türkiye), ulusal çıkarlarımızı korumayı sürdürebilmek için ciddi adımlar atmayı istediğimizin farkına varmaları önemli olacaktır" diyor.

ABD'nin ulusal çıkarlarının Türkiye'ye fark ettirilmesi için hangi yolun izlendiğine ise Ocak 2016 tarihli mail yazışmalarında rastlıyoruz. Bu yazışmalarda, Clinton'ın dış politika danışmanının aktardığına göre ABD'nin dört eski Türkiye büyükelçisinin, istihbarat servislerinin ve ABD Savunma Bakanı Ashton Carter'in de katıldığı bir toplantıda (Savunma Politikası Kurulu) Türkiye'ye karşı alınacak tedbirler tartışılıyor.

Bu kuruldaki tartışmalarda ABD ile Türkiye arasındaki problemin, Erdoğan'ın ABD ile ilgili düşüncelerinden kaynaklandığı savunuluyor. Onlara göre sorun: Erdoğan'ın, ABD'nin Türkiye'ye, Türkiye'nin ABD'ye olduğundan daha fazla ihtiyaç duyduğunu düşünmesi.

Bu toplantıda, Erdoğan'ın düşündüğü gibi bir durumun olmadığını anlaması için ABD'nin daha sert bir tona geçmesi isteniyor. Türkiye'yi ABD'ye daha fazla yakınlaştırmak için kimi tedbirler alınması öneriliyor. Söz konusu toplantıda çoğunluk, Türkiye'nin ekonomik sorunları ve güvenlik tehditlerinin, onu ABD'ye daha fazla yakınlaştırmak için kullanılabilecek yollar olduğunu savunmuş.

ABD, 2014'ten beri anlaşılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ABD'nin Türkiye'ye daha fazla ihtiyacı olduğuna dair fikrini değiştirmeye uğraşıyor. Nasıl mı?

PKK, DEAŞ ve FETÖ ile "Türkiye'nin güvenlik tehditlerini daha fazla hissetmesini" sağlayarak, Erdoğan'ın yönünü ABD'ye çevirmesini istediler. ABD'nin "ulusal çıkarlarını" Türk milletinin çıkarlarının önüne koymasını dayattılar. (Oysa Türkiye'de bu tip siyasetçi ve hazır kıta gruplar hiç az değil). Son üç yıldır, Türkiye'ye korku iklimini hâkim kılmaya çalıştılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı önce kelepçe takarak yargılamaya kalkıştılar, ardından ailesiyle birlikte canına kast ettiler.

Peki Erdoğan ne yaptı, korkup rotasını ABD'ye mi çevirdi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son üç yıldaki tutumu; tedbiri elden bırakmayarak, akıllı hamlelerle, ABD'nin planını görerek korkunun üzerine cesaretle yürümek oldu. ABD ise bu tarihten itibaren, Türkiye'yi korkutma yerine işi doğrudan siyasi ve toplumsal bütünlüğe kastetmeye vardırdı.

Devletin ana omurgası ve ruhu, ne başka ülkelerin emirleri doğrultusunda hareket eden bürokrasi, ne de milleti yok sayan hükümetlerdir. Devlet, milletle kaimdir. Erdoğan'ın milletin ve devletin hayrına verdiği bu çetin mücadeledeki en sahici destekçisi yine millettir.

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • Arif 9 yıl önce Şikayet Et
    Kalemine sağlık aslan gardaşım.. Başkanımızın sonunu kadar yanındayız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
    Cevapla
  • şeref 9 yıl önce Şikayet Et
    üstadım;başkanlık mı parlamenter sistem mi? masum bir soru gibi değilmi?aslında masum değil.sanki başkanlık sisteminde parlamento yokmuş havası yaratıyor.konu, başkanlıkmı-başnakanlıkmı şeklinde tartışulmalı.lütfen bu çarpıklık konusunda yazarmısınız.teşekkürler,
    Cevapla
  • ÖMER 9 yıl önce Şikayet Et
    Tekekkürler bu güzel analizinize.
    Cevapla
  • ekrem çatkın 9 yıl önce Şikayet Et
    keşke sendeki o feraset bazı siyasilerdede olsa daha çabuk bu badireleri atlatırız
    Cevapla
  • ali gökçe 9 yıl önce Şikayet Et
    reisin arkasındayız
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle