Mahmut Bıyıklı
Mahmut Bıyıklı
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Şule Yüksel Şenler’in kavgası sürüyor!

GİRİŞ 06.06.2026 GÜNCELLEME 06.06.2026 YAZARLAR

Kahramanlarımızı yeni nesillere tanıtmak ve anlatmak konusunda çok başarılı değiliz. Çeşitli vesilelerle gittiğim üniversitelerde bazı isimleri özellikle gençlere soruyorum. Ne acıdır ki birkaç kişiden başka cevap veren olmuyor. 

Çoğunluğunu kızlarımızın oluşturduğu bir ilahiyat Fakültesi söyleşisinde Şule Yüksel Şenler’in yeteri kadar hatırlanmıyor olması beni yaralamıştı. 

Bu sebeple yakın zamanda yayına giren Şule dizisi bende ayrı bir heyecan uyandırdı. Şehir dışında olmam hasebiyle gala davetine iştirak edememiştim. Ama sonrasında izleme imkânı buldum. Yapımcısı da yönetmeni de var olsun. Kendilerini yürekten alkışlıyorum. 

Bir kahramanımızın yeniden hatırlanmasına vesile oldukları için onlara minnettarız. Bir diziden ne olacak deyip geçmemek gerekiyor. 

Çağında soylu savaş veren yiğit bir kadına hakkettiği saygıyı yeniden sunmamıza vesile oldu mezkûr dizi. Büyük bir boşluğu doldurdu.

BOŞUNA SAVAŞMADI

Müslüman Anadolu insanın bu topraklarda verdiği var olma savaşına bütün varlığıyla katılan kahramanlardan biriydi Şule Yüksel Şenler. Boşuna savaşmadı.

O, bütün yıkıntılar arasında yeniden ayağa kalkabileceğimizi, yeniden dirilebileceğimizi, özümüze dönerek yeniden kimlikli ve kişilikli bir millet olacağımızı gösterenlerden oldu.
Bir nesli yeniden ayağa kaldırmak için kalemi de kelamı da etkili bir şekilde kullandı. Yazıları da konuşmaları da gönüllerde ayrı bir yer buldu. Attığı tohumlar meyveye durdu.
Bugün konforlu koltuklarından bakanlar, Şule Hanım’ın verdiği mücadelenin değerini anlamakta zorlanabilir. Bu sebeple geçmişi iyi bilmek ve asla unutmamak gerekiyor.
Peygamber Efendimiz hakkında kaleme aldığı yazılar için bile uyarılar aldı ama asla geri adım atmadı.

Özgürlük zamanlarında konuşmak kolaydır. Esas olan, zor zamanda sözü söylemektir. Şule Yüksel bunu başardı. Zindanları, işkenceleri, iftiraları göze aldı. 

Bunların hepsine maruz kaldı ama hiçbir zaman yılmadı. Hatta hakkında çıkarılan affı reddedip, “Bu şahsi davam değil.” diyerek mücadelesinin bir fertten öte ümmet meselesi olduğunu ilan etti.

ŞUUR ÇAĞRISI

O yıllar zor yıllardı. İnançlı gençlik bir köşeye itilmiş, başörtüsü büyük bir tabu hâline getirilmişti. Başörtüsü, “Ayşeler, Fatmalar” diye küçümsenen, alt tabakaya ait bir sembol gibi gösterilmiş; genç kızlar ise modernleşme baskısı altında kendi değerlerinden utanır hâle getirilmişti.

İşte Şule Yüksel, bu karanlık dönemde meydana çıkarak kızlarımızı özlerine dönmeye davet etti.” Yüreklerde söndürülmeye çalışılan manevi duyguları yeniden diriltti.

Şule Hanım, tesettürü küçümseyen anlayışa meydan okuyarak adeta yeni bir diriliş hareketi başlattı. Konferanslarında Nur ve Ahzâb surelerinin örtünme ayetlerini okuyup dinleyenlere ezberleterek binlerce genç kızın şuurlanmasına vesile oldu.

Konferans salonları gözyaşlarıyla dolup taştı. Kadınlar ve genç kızlar Şule Yüksel’e teşekkür mektupları yağdırırken, dönemin İslam düşmanı basınında aleyhinde manşetler atıldı.

Zulüm bütün silahlarıyla ve imkânlarıyla saldırırken, “Şulebaş” denilen başörtüsü tarzı bütün Türkiye’ye dalga dalga yayıldı.

Şule Yüksel Şenler Kayseri'deki bir konferansta.

ZİNDANLAR YILDIRAMADI

Bu akım sistemin hoşuna gitmedi. Bir yazısı bahane edilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hapse atıldı. Ağabeyi, “Ağlayın ey Müslüman kardeşlerim! Şule Yüksel hapse girdi!” başlıklı özel bir sayı çıkardı. O sayıyı, o yılları anlamak açısından mutlaka arşivlerden bulup okumak gerekir.

Şule Yüksel’in bir yazar olarak da mücadele tarihimize büyük katkıları oldu. Kitapları, o günün şartlarında gençliğin önüne tertemiz bir yol açtı.

Onun en bilinen eseri kuşkusuz “Huzur Sokağı”dır. Bu romanın Anadolu’da uyandırdığı etkiyi çok az eser başarabilmiştir. Huzur Sokağı’na edebî açıdan ziyade etki açısından bakmak daha doğru olur.

Recep Tayyip Erdoğan ve Şule Yüksel Şenler

ROL MODEL

Şule Yüksel Şenler, mücadelesini herhangi bir dernek, vakıf ya da cemiyet desteği olmadan yürüttü. Yalnızca Allah’a dayanarak, yalnızca O’na güvenerek çıktığı seferde Rabbimiz ona manevi zaferleri bahşetmiştir.

“Ben davamı anlatacağım, sonu idam da olsa yılmayacağım.” diyerek çıktığı yolda amacına ulaştı. Tabuları yıktı.

Elbette tabuları yıkarken yalnız değildi.

O yıllarda Necip Fazıl Kısakürek gibi güçlü hatipler vardı. Ancak kadınların tesettür mücadelesinde büyük bir boşluk söz konusuydu. İşte Şule Hanım bu boşluğu doldurdu. Kadınlara, genç kızlara örnek oldu. Duruşuyla, cesaretiyle, vakarıyla rol model oldu.

GÖZLERİM AÇIK GİTMEYECEK

Şule Yüksel Şenler hayattayken kendisine Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde özel bir program yaptık. Yanlış hatırlamıyorsam hakkında yapılan son programdı. Bu vesileyle kendisini daha yakından görme ve dinleme imkânı bulduk. Tarihi bir gün yaşadık.

Şule Hanım, yıllar geçse de tam inanmış ve vakur bir dava kadını olarak duruşundan milim sapmadan karşımızda duruyordu. Salondaki herkes duruşundan çok etkilendi. Kendisi rahatsızlığı sebebiyle konuşmak istemedi ama sevenlerinin ısrarı üzerine o gün kürsüden şu sözleri söyledi:

Rabbim bugünleri gösterdi. Bugünler, geçmişte bizim için hayal gibi bir şeydi. Sizler ise şu anda o hayallerin hakikati olarak karşımdasınız. Onun için ne kadar anlamaya çalışsanız da duygularımı anlayamazsınız. Sizlerle iftihar ediyorum. Gözlerim açık gitmeyecek.

Bu sözler onun mücadelesinin özeti gibiydi. Yıkılmış özgüvenleri ayağa kaldıran, milletine layık olduğu değeri hissettiren bir kahramanın kavgasının net özeti…

KAVGA BİTMEDİ

Şule Yüksel Şenler yalnızca bir dönemin değil, bütün zamanların kahramanıdır. Hakkında çekilen dizi, bir vefa göstergesinin ötesinde, Müslümanların kendi ülkelerinde verdiği mücadelenin anlaşılması adına örnek bir çalışma olmuştur.

Temennimiz, diğer bütün öncülerimizin hayatlarının da dizi ya da sinema filmi olarak yeni nesillere sunulmasıdır. Bırakın elli yıl öncesini, elli gün öncesini bile hatırlamakta zorlanan dijital çağın çocuklarına, onların anladığı dilden yine çağın diliyle hakikati her gün hatırlatmaktan başka çaremiz yok.

Bu vesileyle dizide kimin emeği varsa hepsini tek tek tebrik ediyorum. 

Oyuncuların sosyal medya linçine maruz kalmaları da Şule Yüksel’in temsil ettiği davaya bazı kesimlerin düşmanlık etmeyi sürdürdüklerinin açık işaretidir.

Bu saldırı korosu iktidardan uzak düşseler de düşmanlıkta sebat ettiklerini gösteriyor. Bu sebeple benzeri yapımları çoğaltmak ve yaymak gibi bir mecburiyetimiz olduğunu asla akıldan çıkarmamamız gerekiyor.

Şule Yüksel Şenler, kendi çağında omzuna düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirip aramızdan ayrıldı. Hayatı boyunca hakkı ve hakikati savundu. Ömrü sona erdi ama kavgası bitmedi. Çünkü hak ile bâtılın mücadelesi hâlâ devam ediyor.

Bu sebeple Şule Yüksel Şenler’in kavgası da sürüyor.

İzini sürenlere selam olsun…

Mahmut BIYIKLI / Haber7

 

YORUMLAR 19 TÜMÜ
  • Ramazan Över 30 dakika önce Şikayet Et
    Diziyi büyük bir beğeniyle izledim
    Cevapla
  • Eren 40 dakika önce Şikayet Et
    Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun
    Cevapla
  • süleyman gençkurt 49 dakika önce Şikayet Et
    allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun
    Cevapla
  • Ddd 1 saat önce Şikayet Et
    Mekanı cennet olsun. 90larda zor zamanlarda emek verenlerden Allah razı olsun..şimdi iktidarın gücü dolayısıyla üşüyen çok sinek var. İktidar değiştiği anda birçoğu kemalist kesilip alkol bile içmeye başlayacaklar..
    Cevapla
  • Murat 1 saat önce Şikayet Et
    Evet ozaman zor zamanlardı ve ıslama sıkı sıkı sarılmıstık suan toplum olarak ıslamdan kopmusuz paraya lukse tapar olmusuz luks satavat ıcınde yasam her yedıgımızı her luksu paylasır hale geldık ıslamdan uzaklasdık resullah efendım luksmu yasadı ımkanı yokmuydu elbettekı ımkanı vardı en basıtı bız resullah efendımızı sevdıgımızı soylucez luks ıcınde yasıcaz olmaz
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle