Mahmut Bıyıklı
Mahmut Bıyıklı
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Şiire adanmış bir ömür: Bahattin Karakoç

GİRİŞ 31.07.2026 GÜNCELLEME 31.07.2026 YAZARLAR

Yazın sıcaklığında şiir okumak, sahilde esen serin bir rüzgâr gibi geliyor bana. O yüzden şiir kitaplarını sürekli masamda tütüyorum. 

Bu hafta Türk şiirinin “Beyaz Kartalı” olarak ünlenen Bahattin Karakoç’un kitaplarını okudum. Var olsun Nar Yayınları. Eserleri muhteşem bir baskıyla okuyucuya sunmuş.

Usta şairi ne zaman okusam şiire olan sevgim artıyor. Hayatının merkezine her zaman şiiri koyan Karakoç, Türk okuru tarafından hâlâ yeteri kadar tanınmıyor maalesef.

 Kültürel gündem oluşturamadığımız için kültürümüze ömür verenleri de gündeme getiremiyoruz. 

Gündeme gelmeyen değerler de ne yazık ki çabuk unutuluyor. O sebeple bazı değerleri yeniden hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var. 

Bu yazıda, Türk edebiyatına ölümsüz şiirler armağan eden Bahattin Karakoç’un hayatına dair bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.

Şiirle Yoğrulan Bir Çocukluk

Şair yetiştirmekle meşhur bir ailenin evladı olan Karakoç, daha ilkokul üçüncü sınıftayken şiir yazmaya başladı. 

Okuluna gelen öğretmenler şiirlerini Ankara’da çıkan “İlköğretim” dergisine gönderdiler ve şiirleri ilk kez orada yayımlandı. Şair olan babasının ardından, Türk halk şiirinde çığır açan Karacaoğlan ile tanıştı.

Nihad Sâmi Banarlı, Simavilerin çıkardığı “Yedigün” dergisinin ikinci sayfasında şiirle uğraşanlar için değerlendirme yazıları kaleme alıyordu. 

Karakoç on iki yaşındayken bir gün eline dergiyi aldığında kendi adını görünce heyecanlandı. Dergide isminin geçtiği bölüm şöyleydi:

“Sayın Bahaettin Karakoç, Elbistan… Çok zengin bir hayal dünyanız var. Güzel şiirler yazıyorsunuz. Daha fazla çaba sarf ederseniz mükemmel şiirler vereceksiniz; selamlar.”

O yaşlarda Banarlı’nın kendisini muhatap alıp değerlendirme yapması iltifat olarak görülmesi beklenirken, Karakoç bu kısa değerlendirmeye çok öfkelenir. Öfkesini dağlara, ovalara, bulutlara haykırır. “Şair adama bu cümleler nasıl kurulur!” diye gücenir ve orada kendi kendine bir söz verir:

“Çok çalışacağım, Türkiye’nin en iyi şairlerinden biri olacağım!”

Kendi Sesini Bulan Şair

Sürekli yazmakla meşgul olan Karakoç, 1960 yılına kadar yazdığı şiirlerini, babasının ve Karacaoğlan’ın etkisi hissedildiği için kitaplarına almadı.

Şiirde kendi dilini, kendi tekniğini ve kendi üslubunu oluşturma çabasını son nefesine kadar sürdürdü. Kalıplara takılmadı, sınırlara sığmadı.

İlk kitabı “Seyran”, Nurettin Topçu’nun çıkardığı “Hareket” dergisinde yayımlandı. Kitap yayımlanır yayımlanmaz hem sağ hem de sol cenahta büyük yankı uyandırdı. “Varlık” dergisinde de övgüyle anılınca Bahattin Karakoç tanınmaya başladı.

Hiçbir Grubun Adamı Olmadı

Nurettin Topçu’nun önderliğinde çıkan “Hareket” dergisinde yazarken kendisine “Hareket ekolüne katılması” teklif edildi. Karakoç ise yazının ana vatanı olarak yalnızlığı ve bağımsızlığı seçerek bu teklife şöyle cevap verdi:

“Ekol olabilmek için belli bir grup, belli doğrultuda önce bir ön anlaşma yapar. Bir zevk beraberliği, bir hedef beraberliği belirler. Yaşadıkları hayat da birbirine benzer. Onun için beni misafir sanatçı olarak kabul edin.”

Bir grupla anılmak yerine kendi ismiyle anılmayı tercih etti.

Hisar Dergisine Tepki

Hisar’da uzun yıllar yazdı fakat Hisarcı olmadı. Dergide en fazla şiiri yayımlanan isim olmasına rağmen böyle anılmayı kabul etmedi.

Hisar’ın yönetmeni Mehmet Çınarlı’yla yaşadığı bir hadiseyi, yaptığımız radyo programında şöyle anlatmıştı:

“Baktım, her sayıda Atatürk’ün resminden oluşan bir desen var. Dedim ki: ‘Ben bu dergiye yazmam arkadaş, bırakıyorum!’ Niye? ‘Bu dergi Kemalist bir dergiyse adını koysun, sonra da baştan sona resim koysun. Yok, edebiyat dergisiyse bir devlet büyüğünün, bir askerin ya da herhangi bir kişinin resmini koymanın anlamı ne?’”

Dolunay Dergisi

Bir Erzurum seyahatinde tanıştığı yetenekli bir gence:

“Kızım, sana söz veriyorum. Dönüşte bir dergi çıkaracağım ve sizin gibi genç yetenekleri bu dergide toplayacağım. Size bir okul vazifesi görsün.”

dedi.

Döndüğünde “Sesler” isimli bir dergi hazırladı. Ancak Sıkıyönetim, hiçbir gerekçe göstermeden izin vermedi. Bu durum Karakoç’u derinden üzdü.

Daha sonra bir grup edebiyat meraklısının ısrarıyla “Dolunay” dergisini çıkardı. 

Merkezdekilerin “taşra dergisi” diyerek küçümsememesi için bütün enerjisini ve birikimini dergiye yatırdı. Ona göre dergi aranmalı, okunmalı ve saklanmalıydı.

Onun çabalarının sonucunda Dolunay edebiyat tarihinde müstesna bir yer edindi.

Sen Hiç Aşık Oldun mu?

Türkiye’nin yakın tarihinde gönül adamı denilince akla gelen ilk isimlerden Fethi Gemuhluoğlu, Bahattin Karakoç’u çok severdi.

İlk karşılaşmalarında meşhur sorusunu ona da yöneltti:

“Emmioğlu, sen hiç âşık oldun mu?”

Karakoç ise şöyle cevap verdi:

“Ben anamdan doğduğumda âşık doğdum, hâlâ âşığım. Aşk dedin mi benim kemiklerim yumuşar. Eğer ben sizden önce ölürsem mezarıma yakın bir yerden geçerken bana bir ün edin: ‘

Karakoç, nasılsın?’ deyin. Eğer size mezarımdan ‘Ağabey, sırılsıklam âşığım.’ diye cevap vermezsem mezarıma tükürün.”

Bu cevaptan büyük memnuniyet duyan Gemuhluoğlu, Bahattin Karakoç’u alnından öperek tebrik etti.

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

Bahattin Karakoç için yazılacak daha çok hatıra, anlatılacak daha nice güzellik var. Fakat şimdilik bu kadarla yetinelim. 

Siz bu arada hemen kitaplarını temin ederseniz kendinize bir iyilik etmiş olursunuz.Kitap okuyamam vaktim yok derseniz en azından internetten Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman şiirini açıp okuyun lütfen.

Şiirden sonra bir Fatiha da okursanız bu yazı amacına ulaşmış olur.vesile olur. Türk şiirinin Beyaz Kartalı Bahattin Karakoç’un aziz ruhu şâd olsun.

Mahmut BIYIKLI / Haber7

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • Hüsniye Yazıcı 3 saat önce Şikayet Et
    En sevdiğim şair. Teşekkürler Başkanım
    Cevapla
  • Sezai Pulcu 5 saat önce Şikayet Et
    Rahmet olsun Güzel adama
    Cevapla
  • Mehmet vural 6 saat önce Şikayet Et
    Karakoç ailesi şiir değince müstesna bir yere sahip Türk edebiyatında kaleminize sağlık
    Cevapla
  • Ömer 7 saat önce Şikayet Et
    Kalemine sağlık ağabey. Rahmet olsun..
    Cevapla
  • Yiğit Çetinkaya 7 saat önce Şikayet Et
    Ne olurdu bir cümle daha ekleyip de " Mihribanı sevgilisi Abdurrahim Karakoç' un kardeşi idi" deseydiniz
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle