Mahmut Bıyıklı
Mahmut Bıyıklı
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Avukatının dilinden Necip Fazıl

GİRİŞ 22.09.2026 GÜNCELLEME 22.09.2026 YAZARLAR

Fethi Gemuhluoğlu Dostluk Grubu her ay bir dost simayı misafir edip sohbet halkası kuruyor. Son programda Türkiye’nin saygın isimlerinden Avukat Muhammed Emin Özkan’ı dinledik.

Özkan’ı Sivas davalarında mazlumların yanında durmasıyla meşhur el ele eylemlerine katılan başörtülü kızlarımıza sahip çıkmasıyla tanıyoruz.

Türkiye’de daha birçok bilinen davayı üstlenen yapan misafirimiz bu sohbette gönüllü avukatlığını yaptığı Necip Fazıl’ı anlattı. Nefsime pay çıkarmamak adına üstatla fotoğraf bile çekinmedim diyen bu derviş yürekli insan bize bambaşka bir üstat portresi çizdi.

Dostunu gözeten, çocuklarla ilgilenen, karşısındakini mahcup etmekten sakınan, sevdiği insanın gönlündeki yarayı fark eden alçakgönüllü bir Necip Fazıl vardı sohbette.

Emin ağabey, konuşması boyunca kendisini geri çekmeye dikkat etti. Tanınmış bir insanla yakınlığını anlatırken sürekli kendisinden bahsedenlere sıkça tanık olduğumuz için Emin ağabeyin bu inceliği dinleyicilerin dikkatinden kaçmadı.

Kendisini aradan çıkararak sohbetin merkezinde Üstat’ın kalması hususunda titizlik gösterdi. Bu hassasiyet, üstatla olan dostluğunun derinliğini daha baştan hissettirdi.

İlk Tanışma

Tanışmanın vesilesi, Erenköy Zihni Paşa Camii’nde başlayan bir dostluk olmuş.

Emin Özkan, genç bir avukatken camide karşılaştığı Hacı Muhittin amcaya yakınlık duyar. Selamlaşmalar zamanla sohbetlere dönüşür. İstasyon civarında içilen çaylarla dostluk pekişir.

Bir gün sohbet arasında Necip Fazıl’ın da Erenköy’de oturduğunu duyduğunu söyler. Hacı Muhittin Efendi’nin “Görüşmek ister misin?” teklifinden sonra birlikte Üstat’ın kapısını çalarlar.

Meğer camide tanıyıp sevdiği bu mütevazı insan, Üstat’ı hacca götüren, tavafına yardımcı olan yakın dostlarından birisiymiş.

Hacı Muhittin Efendi, yanındaki genci “Benim dostum, avukattır kendisi” diye takdim eder. Böylece yıllarca konferanslarını dinlediği, uzaktan hayranlık duyduğu Necip Fazıl’la tanışmış olur Emin Özkan.

Sokrates’in Savunması Okunmadan Avukat Olunmaz”

İlk görüşmede mesleğini öğrenince Üstat’ın söylediği cümlelerden biri şudur:

“Sokrates’in Savunması okunmadan avukat olunmaz.”

Bu söz, genç avukata mesleğinin düşünceyle, sözle ve insanı anlama gayretiyle ilişkisini hatırlatan ilk ders olur.

Ardından Necip Fazıl, devam eden bir davasından bahseder. Emin ağabeyin özellikle üzerinde durduğu husus, bu talebin söylenişidir. Dışarıdan bakıldığında sert, buyurgan zannedilen Üstat, karşısındaki genç avukata nezaketle sorar:

“O davaya bakabilir misin?”

Bu dava hor bu dava öksüz!

Dava, Büyük Vatan Dostu Vahidüddin kitabıyla ilgilidir. Yargılama ilerlemiş, karar ihtimali

yaklaşmıştır. Necip Fazıl yaşlıdır; sağlık sıkıntıları vardır, gözleri iyi görmemekte, yürümekte zorlanmaktadır. Muhtemel bir hapis cezasının ağırlığını hissetmektedir.

Vekâlet işlemleri tamamlanır. Böylece meslek hayatının henüz başındaki Emin Özkan, Necip Fazıl’ın avukatı olur.

Kendisinden çok daha tecrübeli nice hukukçu varken bu sorumluluğun genç bir avukata düşmüş olmasını, üzerinde düşünülmesi gereken vefa eksikliği olarak görür.

Durum tam da üstadın şiirinde ifade ettiği gibidir: ‘Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük’

Mahkeme Salonlarında Bir Şair

Emin Özkan’ın aktardığına göre Vahidüddin kitabı etrafındaki savunmaların esasını, Necip Fazıl’ın kendisinin işaret ettiği bilgi ve belgeler oluşturur.

Duruşmalarda tarihî konuşmaların ve yayınların karşılaştırılması istenir. Aynı konuları ele alan başka kitaplar mahkemeye sunulur. Dosya, bilirkişi incelemesi için Ankara’ya gönderilir.

Emin ağabeyin anlattıkları arasında en dikkat çekici sahnelerden biri, Necip Fazıl’ın kendi eliyle yazdığı savunmayı okumak istemesidir. Mahkeme başkanı, metni alıp dosyaya koymayı teklif eder.

Üstat ise savunmasını bizzat okumakta ısrar eder. Söylediklerinin heyet üzerinde nasıl bir tesir bıraktığını görmek istemektedir.

Hakimin ısrarı üzerine Paris’te bulunduğu yıllarda duyduğunu söylediği bir hikâyeyi anlatır: Yargılanan bir çoban, savunma sırasında cebinden kavalını çıkarıp çalmış ve sözünü “Savunmam bundan ibarettir” diyerek tamamlamıştır.

Necip Fazıl, kendisinin de kaval çalsa savunma olarak dinlenmesi gerektiğini söyleyerek meramını ortaya koyar.

Emin ağabeyin hafızasında bu sahne, Üstat’ın savunma hakkına sahip çıkışının ve mahkeme karşısındaki dirayetinin örneklerinden biri olarak kalmıştır.

Necip Fazıl’ın büyük yalnızlığı

Etkileyici konuşmanın en düşündürücü taraflarından biri, Necip Fazıl’ın mahkeme koridorlarında yaşadığı yalnızlıktır. Zor zamanlarda milletinin yanında duran üstadın zor zamanında yanında kimse yoktur.

Bu durum herkesin dikkatini çekmektedir.

Türk solundan bir avukat, adliyede Necip Fazıl’ın yanına gelir ilerleyen yaşına rağmen hâlâ yargılanıyor olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdikten sonra böyle büyük bir şahsiyetin mahkeme koridorlarında yalnız bırakılmasına üzüldüğünü dile getirir.

Mahcup Etmeyen Bir İncelik

Emin Özkan Necip Fazıl’ın sadece davalarında yanında değildir. Diğer zamanlarda da sık sık ziyaret eder.

Bu ziyaretlerde üstat zaman zaman sorarmış:

“Bugünkü yazımı okudun mu?”

Emin Özkan okumamışsa önüne bakarmış. Üstat, bu mahcubiyeti uzatmazmış:

“Zaten kendimi görüyorsun ya, okumasan da olur.”

Gönül kıran değil gönül alan mahcup etmeyen yüreklendiren güzel bir insan.

Emin ağabey, Necip Fazıl’ın çocuklara karşı da aynı ihtimamı gösterdiğini anlattı. Küçük bir çocuğu bile ayağa kalkarak karşılayan, kapıya kadar uğurlayan bir Üstat vardı hatıralarında.

Dışarıdan kibir sanılan tavrının ardında gördüğü şeyin vakar olduğunu söylüyordu. Yakınında bulunduğu Necip Fazıl’ı cana yakın, alçak gönüllü ve yufka yürekli bir insan olarak tarif ediyordu.

“Kalbimdeki Yerini Anlarsın”

Sultanü’ş-Şuara unvanının verileceği program için Necip Fazıl, Emin Özkan’a bir davetiye uzatır:

“Davetiyedeki yerine bak, kalbimdeki yerini anlarsın.”

Ayrılan yer en ön sıranın ortasıdır. Emin ağabey ise salona gittiğinde birkaç sıra geriye oturur.

Üstat ertesi gün bunun hesabını sorar. Cevap kısadır:

“Kalkacağım yere oturmam ben.”

Protokol mensupları geldikçe ön sıradakilerin yer değiştireceğini düşünmüş, böyle bir durumla karşılaşmak istememiştir.

Nitekim tören sırasında öndeki bazı davetliler arkaya geçmek zorunda kalmıştır.

Necip Fazıl, genç dostunun cevabını beğenir.

Telefon hatırası

Telefon sahibi olmanın zor, hatların kıymetli olduğu yıllardır. Necip Fazıl, her ihtiyaç duyduğunda avukatına ulaşmak ister:

“Oğlum, elimsin ayağımsın.” Der her seferinde.

Ona telefon bağlatılması için Süleyman Demirel’e söyleyebileceğini belirtir. Emin Özkan ise Üstat’ın hatırını kendi ihtiyacı için kullandırmak istemez. Elindeki imkânları bir araya getirerek telefon alır.

O telefon, dostluklarının daha da artmasına vesile olur. Öyle ki Üstat her gece arar, iyi geceler diler ve ertesi günkü görüşmelerini planlar.

Emin ağabey, o yıllarda aldığı telefonu hatırası olduğu için hâlâ iptal ettirmediğini söyledi.

Necip Fazıl’a sekiz ay hapis cezası

Emin Özkan’ın aktardığına göre, lehlerine olduğunu belirttiği bilirkişi raporlarına rağmen mahkeme Necip Fazıl’a on sekiz ay hapis cezası verir. Karar temyiz edilir, fakat onanır.

Üstat’ın sağlık durumu ağırdır. Emin ağabey onu Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürür. Tedavi süreciyle birlikte cezanın infazına ilişkin işlemler yürütülür; sağlık durumu sebebiyle erteleme kararları alınır.

Konuşmada dönemin yönetimine yapılan af başvurusunun da sonuçsuz kaldığını anlattı.

Necip Fazıl, infazın ertelendiği süre içinde vefat eder. Kesinleşmiş cezası vardır; ancak hayatının son günlerini cezaevinde geçirmemiştir. Üstadın zor günlerinde yanında duran Emin Özkan Necip Fazıl’ın yaşlı ve hasta haliyle hapis yatmaması için adeta çırpınır.

Dört inanmış adam

Hukuki meselesi bulunan stajyeri için, Bursa’ya gideceklerdir. Yola çıkmadan önce Üstat’a uğramak isterler.

Kapıda oğlundan vefat haberini alırlar.

Emin ağabey, doktor dostu, stajyer genç ve orada bulunan İlyas Efendi, cenazeyi evden çıkarıp ambulansa yerleştirirler.

O anda bu dört kişinin bir araya gayet manidardır. Daha sonra doktor dostu, gazetede Necip Fazıl’ın şiirindeki dört kişiye ilişkin ifadeleri okuyunca heyecanla kendisini arar:

“O dört kişiden biri benim!”

Emin ağabey bu hatırayı anlatırken de kendisine bir paye çıkarmaktan sakındı. Kendi değerini, taşıdıkları tabutun kenarındaki bir çivi kadar bile öne çıkarmak istemediğini söyledi.

Varlığını davasına adayanlar

Fethi Gemuhluoğlu’nun adı etrafında buluştuğumuz dostluk halkasında hem üstadı rahmetle andık hem de Muhammed Emin Özkan gibi çelebi bir dava ve gönül adamını yakından tanıma fırsatı bulduk.

Gece evlerimize dönmek için yollara düştüğümüzde bu günlere kolay gelmediğimizi bir kez daha tefekkür etme imkânımız oldu. Rabbimizi varlığını davasına dayan bütün öncülerimizden razı olsun.

Amin.

Mahmut Bıyıklı / Haber7

YORUMLAR 9 TÜMÜ
  • Mertırmaklı 8 saat önce Şikayet Et
    70’lerin ilk yıllarıydı. Bir yakınımın davasıyla ilgili Sultanahmet Adliyesine gitmiştim. Merakla, o günkü duruşma proğramlarına da baktığımda, Üstad’ın o gün İnönü’ye hakaretten bir duruşması olduğunu da gördüm ve duruşmayı takip için bekledim. Üstad’ın savunması çok kısa idi. ‘Büyük insanların büyük eleştirilere maruz kalmasını tabii karşılamak gerekir…’ gibilerden bir kaç cümle…
    Cevapla
  • Kaan 10 saat önce Şikayet Et
    Ellerinize sağlık
    Cevapla
  • Sezai REFİK 11 saat önce Şikayet Et
    İnşirah Suresini öğrenmeme rahmetli üstad vesiledir, ALLAHÜ TEALA Üstaddan razı olsun, cennetini lütfetsin ve makamını yüksek eylesin amin.
    Cevapla
  • Mehmet vural 12 saat önce Şikayet Et
    Necip Fazıl anadolunun gerçek sahiplerine rücu olmasının mücadelesini veren fedakar bir büyük dava insanıdır tek başına mücadelesini ser odaklarına karşı vermiş anadolu insanının fikriyatının zinde diri kalmasını keskin kalemi büyük doğu ile sağlamış bu günlerin temelini oluşturmuştur unutmamak lazım vefa göstermek borcumuzu her fırsatta göstermek gerekir eline sağlık
    Cevapla
  • Yusuf ACAR 12 saat önce Şikayet Et
    Allah bu Dava için gayret gösterenleri muvaffak etsin.Ahirete göç edenlerede rahmet eylesin.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle