Mehmet Acet
Mehmet Acet
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Hükümet geçim sıkıntısı yaşayan emekliler için harekete geçmeye hazırlanıyor

GİRİŞ 16.02.2026 GÜNCELLEME 16.02.2026 YAZARLAR

Dün, Kanal 7’de 20’inci sezonunu sürdürmekte olan Başkent Kulisi programında 750’inci bölümün konuğu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dı. 

750’inci programa ulaşmak, takdir edersiniz, yayıncılık açısından bizim için epey kıymet arz eden bir durum. 

İlk başladığımızda simsiyah olan saçlarımızın bugün itibarıyla yarısı ağarmışsa eğer, bunda Başkent Kulisi’nin de epey bir katkısı olmuştur. (Burası şaka) 

Buraya gelene kadar, bu 20 sene içinde Cevdet Bey’le de çok programlar yaptık. 

Farklı farklı titrlerle kendisini ağırladık. 

Devlet Bakanı olarak da ağırladık.

Başbakan Yardımcısı olarak da, Kalkınma Bakanı olarak da… 

Kendisi siyasette bir ‘istikrar abidesi’ olması ve aynı zamanda bir görev adamı olması hasebiyle başka görevler de de bulundu. 

AK Parti yönetiminde Genel Başkan Yardımcılıkları yaptı. 

Meclis’te Plan Bütçe Komisyonu Başkanlığı görevini yürüttü. 

Vitrinde üstlendiği görevler dışında, AK Partinin parti programlarının hazırlanması sırasında ‘mutfakta’ ciddi katkılar sağladı. 

2023 Mayıs seçimleri sonrası kurulan Kabine’de 4 Haziran 2023’ten beri de Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görevini yürütüyor. 

(Yeri geldi, şu hatırlatmayı da yapayım: Cevdet Bey’in oğlunun düğününde nikah şahidi olarak hazır bulunan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş şöyle demişti: 

“Cevdet Bey, hiç bir makamın kendisini değiştiremediği bir arkadaşımızdır”)

Dün sabah Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’la ağırlıklı olarak ekonomi üzerine bir program yaptık. 

“FAİZ DE DÜŞECEK, ENFLASYON DA… İSTİKAMET BU YÖNDE….”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılına ekonominin ‘istikameti’ anlamında umut dolu sözlerle yaklaşıyor. 

Faizin yönünün de, enflasyonun yönünün de aşağı doğru olduğunu ifade ediyor. 

Aylık bazda ortaya çıkan verilerden ziyade yılın tümüne odaklanma ihtiyacına değiniyor. 

Enflasyonla alakalı olarak geçen yılki don ve kuraklık riskinin bu sene olmayacağını, bunun da gıda enflasyonundaki direnci kıracağını dile getiriyor. 

Yıl sonunda enflasyonun yüzde 20’nin altında kalacağı yönündeki beklentiyi koruduklarını vurguluyor. 

Ekonominin finans ayağıyla alakalı olarak CDS risk priminin 215’lere kadar gerilediğini hatırlatıyor, Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırımın yükselmekte olduğuna değiniyor, ekonominin en temel problem alanlarından olan cari açığın 25 milyar gibi bir rakamla OVP’deki hedef rakamın gerisinde olduğuna işaret ediyor. 

Bütçe üzerinde yoğun miktarda deprem ve EYT yükü olmasına rağmen hedeflerin üzerinde bir performans ortaya çıkacağını, bütçe açığının hedeflenen oranın altında kalacağını ifade ediyor Cevdet Bey. 

“Vatandaşa dokunma” anlamında bu sonuncusu hepsinden önemli. 

Neden derseniz, bütçe performansı anlamında hedeflerin üstünde bir başarı elde edilirse, ki edilecek gibi görünüyor, orada oluşan kaynak, (Yılmaz’ın tabiriyle mali alan) doğrudan vatandaşa dokunan alanlarda kullanılacak. 

Bir de iş dünyasından gelen ‘krediye erişim’ şikayetleri ve özellikle tekstil gibi emek yoğun alanlardan gelen talepler var malum.

Bu konuyu gündeme getirip sordum. 

Cevdet Beyin anlattıklarından şöyle bir özet aktarıyorum şimdi de: 

“2026'da finansal perspektif çok daha olumlu, enflasyon düşmeye devam edecek, faizde eğilim devam edecek. İstikametten bahsediyorum. Biz bunu sadece beklemiyoruz, bir taraftan da seçici dediğimiz politikalarla hassas gördüğümüz sektörleri destekliyoruz. İhracatçılar, genel faiz oranına göre oldukça düşük kredi kullanıyorlar. Diğer taraftan hassas dediğimiz sektörler var. Enflasyon ile mücadelemizden en çok etkilenen sektörler bunlar. Sanayimize baktığınız zaman giderek orta yüksek, yüksek teknolojilerde ihracatın arttığını görüyoruz. Sıkıntı yaşayan sektörler de bizim için önemli. Bu tekstil sektörü, gözden çıkarmadık kesinlikle. Tam aksine bu sektörlerimizi daha ileriye taşıyalım diyoruz. Bu noktada da ne yaptık, geçen sene KOBİ'lerimize korudukları istihdam için destek vermiştik. Tekstil, deri, mobilya gibi sektörlere koruduğu işçi başına destek veriyoruz. 100 çalışanını koruduysa çalışan kişi başına 3500 TL destek sunuyoruz. Çiftçilerle biz kredi faizinin yüzde 70'ini biz sağlıyoruz. Bizim selektif desteklerimiz güçlü şekilde devam edecek.” 

“ÖZELLİKLE SIKINTI YAŞAYAN EMEKLİLERİMİZİ HEDEFLEYEN BİR YAKLAŞIM İÇİNDE OLACAĞIZ…”

Cevdet Yılmaz’ın ekonomiyi konuştuğumuz bölümde içinde ‘emekliler’ geçen bazı açıklamaları da oldu ki, bu kısmı çok önemli buluyorum. 

Bu bağlamda şöyle bir açıklama yaptı Yılmaz: 

“Emeklilerimizin belli bir kesiminin mutlaka dikkate alınması gerekiyor. Bütün emeklileri kast etmiyorum. Hali vakti yerinde emekliler de var ama sıkıntı yaşayan emeklilerimiz de var. Özellikle sıkıntı yaşayan emeklilerimizi hedefleyen bir yaklaşım içinde olacağımızı ifade etmek isterim. Daha geniş anlamda dar gelirli kesimler, ihtiyacı olan kesimler bizim için önemli. Biz ekonomiyi insan odaklı görüyoruz. Bütün bunları niye yapıyoruz insanın refahı için, toplumun refahı için yapıyoruz.”

Bu sözler önemli.

Neden derseniz, hükümetin emekli olup da geçim sıkıntısı içinde olan emekliler için bir takım hazırlıklar içinde olduğuna işaret ediyor. 

Cevdet Bey yukarıda aktardığım kadar söyledi, başka bir detay vermedi ama benim kulislerden edindiğim bazı bilgiler de var aktarabileceğim. 

ANKARA’DA EMEKLİLERİ DE KAPSAYACAK ŞEKİLDE GELİR TAMAMLAYICI AİLE DESTEK PROGRAMI DİYE BİR ŞEYDEN SÖZ EDİLİYOR.

Yürütülen çalışmaların odağında gelir tamamlayıcı aile destek programı diye tabir edilen bir çalışma var. 

Ayrıntıları üzerinde hala çalışılan bir proje. 

Ama duyduğuma göre şöyle bir mahiyeti var bu projenin. 

Türkiye’de hangi haneye ne kader gelir giriyor, kimin evi, kimin arabası var, kim kirada oturuyor vs. Bu bilgiler devletin kayıtlarından tespit edilebiliyor.

Cevdet beyin işaret ettiği gibi emekli olup da ekonomik sıkıntı içinde olmayan, hali vakti yerinde geniş kesimler de var. 

Burada hem emekli olup, hem de geçim sıkıntısı yaşamakta olan geniş kesimler dikkate alınacak. 

Bu çerçevede bir rakam belirlenip, o rakam baz alınacak. 

(Asgari ücreti baz alırsak, diyelim ki bu rakam 28 bin lira olabilir belki) 

Düşünülen sistem şöyle işleyecek: 

Bu rakamın altında kalanların geliri doğrudan devlet desteğiyle 28 bin liraya tamamlanacak. 

Burada bir taraftan geçim sıkıntısı çeken emekliye ‘dokunulurken’, diğer taraftan prim sistemiyle alakalı yürüyen tartışmaları da bitirmek gibi bir arayış da var. 

Hükümet şimdiye kadar, en düşük emekli maaşını belli bir rakama tamamlayarak o durumdaki emeklilerin ücretini topluca destekledi. 

Ancak orada da, şöyle bir tartışma haklı olarak boy verdi: 

“3500 gün prim ödeyenle 9000 bin gün prim ödeyenin aynı emekli maaşı haksızlık değil mi?”

Tamamlayıcı Aile Destek Programıyla bu tartışmalara da son vermek gibi bir arayış da var. 

Yani çalışma hayatının en temel kuralı olması gereken “Ne kadar pirim o kadar emekli maaşı” prensibine geri dönüş anlamında bir arayış bu. 

Geçim sıkıntısı dışında adalet duygusunun korunması anlamında da önemli bir konu bu netice itibarıyla. 

YORUMLAR 63 TÜMÜ
  • Bursa 3 saat önce Şikayet Et
    Anne babasından haketmedigi halde maas Alicam diye boşanan yada işte sigortasız çalışanları ne yapmsyi düşünüyorsunuz
    Cevapla
  • Misafir42 10 saat önce Şikayet Et
    Yapılması gereken emeklilik yaşı 67 ye çıkmalı ve en az 41 yıl sgk pirimi ödenmeli. 2 derhal sgk kanunu değişip bireysel sağlık sigortası hayata geçirilmeli. Bunlar olmadığı sürece bir şey değişmez.
    Cevapla
  • Misafir 10 saat önce Şikayet Et
    Emekli maaşı 2002 deki gibi olmalı.emekli maaşı eskiden asgari ücretin birbuçuk katıymış yine aynı olsun
    Cevapla
  • Mahmut 10 saat önce Şikayet Et
    Pirime göre maiiş
    Cevapla
  • Seçim 10 saat önce Şikayet Et
    Geç gelen adalet adelet değildir biz yardım istemiyoruz primi fazla ve yüksek yatırıp devlete ödeyenlere hakkıyla emekli maaşı istiyoruz
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle