Netanyahu giderse Ortadoğu nefes alabilir mi?
İsrail’de bugün seçimler var.
Seçim sonuçlarına dair tartışmalar, şimdiki Başbakan Benyamin Netanyahu’nun seçimleri ve hükümeti kaybetmesi hâlinde ne olur sorusu ekseninde yapılageldi.
Son 30 yılın büyük bölümünde ülkenin başbakanlığını yapan Benyamin Netanyahu, son düzlükte seçim kampanyasını örneği daha önce görülmemiş bir noktaya taşıdı.
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Tel Aviv üzerinde nükleer bir patlamayı gösteren yapay zekâ üretimi bir fotoğraf yayımladı.
Bu şekilde, İran’dan gelebilecek bir saldırı karşısında ülkenin büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu tezini işledi.
Netanyahu, seçimlerde kendi zaferinin İsrail için bir hayat memat meselesi olduğu fikri üzerinden hareket ediyor.
Güvenlik paranoyasıyla halkı kendisine mecbur etmeye çalışıyor, başka bir deyişle.
Nükleer bomba tasviri kullanacak kadar işi ileri boyutlara taşıması, kendisinin de bu defa seçimleri kaybetmekten daha fazla korktuğuna işaret ediyor.
Nitekim son anketler, Netanyahu’nun partisi Likud ile aşırı sağ ve ultra-Ortodoks partileri buluşturan bloğun seçimlerde çoğunluğu sağlamakta zorlanacağına işaret ediyordu.
GADİ EİSENKOT DİYE BİR ADAM NETANYAHU’YU SALLIYOR… SORU: ACABA YIKABİLECEK Mİ?
Netanyahu’nun korku salarak seçim kazanma stratejisi bu defa işe yarayacak mı?
Yoksa kendisi önce seçimleri, sonra da hükümeti kaybedecek mi?
Seçim öncesi yapılan anketler, her iki seçeneğin de mümkün olabileceğine işaret ediyordu.
Netanyahu ile dişe diş bir rekabet içinde olan adam, Gadi Eisenkot isimli emekli bir ordu mensubu.
Gazze’de askerlik yapan en küçük oğlunun bir patlamada hayatını kaybetmesinin kendisini siyasete ittiği söylendi.
Geriden gelerek, düzenli bir şekilde arkasındaki desteği artırarak seçimlerin iddialı ismi hâline geldi.
Ancak şöyle bir durum var:
Anketlerde güzel bir performans gösterse de, hatta birinci parti olma ihtimali bulunsa da Eisenkot’un partisinin 120 sandalyeli Knesset’te mutlak çoğunluğu kazanması beklenmiyor.
Uzun süredir koalisyonlarla yönetilen İsrail’de çoğunluk hükümetini kurabilmek için 61 sandalye gerekiyor.
Netanyahu, son 30 senenin büyük bölümünde İsrail’in başbakanlığını yürüttü ama her seferinde bir seçim zaferiyle bunu başardı diyemeyiz.
Mesela 2009 yılındaki seçimde birinci parti olamamasına rağmen seçim sonrası ‘oyunlarını’ iyi kurguladı ve bu sayede işbaşında kalabilmeyi başardı.
NETANYAHU KAZANSA NE OLUR? EİSENKOT KAZANSA NE OLUR?
Esas soru bu…
Netanyahu kazansa ne olur? Eisenkot kazansa ne olur?
Bu soruya cevaben “Netanyahu kazansa ne yazar, Eisenkot kazansa ne yazar?” şeklinde verilen umutsuzca cevaplar da var.
Şu ifade edilebilir:
İsrail’de bu seçimlerle birlikte bir iktidar değişikliği ‘umuduna’ fazla bel bağlamak ne kadar yanlışsa, Netanyahu gitse de hiçbir şey değişmez düşüncesi de o kadar eksik kalabilir.
Netanyahu’nun ‘nükleer saldırı’ paylaşımı sonrası Yashar Partisi lideri sıfatıyla açıklama yapan Gadi Eisenkot, “Yine aynı yalan ve korkutma yöntemine başvuruyorsun. Bu kez İsrail vatandaşlarını kitlesel yıkımla tehdit ediyorsun.” ifadelerini kullandı.
Netanyahu yeniden seçilirse ne olur sorusunun merak celbeden pek bir yönü bulunmuyor.
Asıl soru, o kaybeder ve hükümeti de başkaları kurarsa ne olur sorusu.
Bu noktada iki soru ön plana çıkıyor.
1- Netanyahu’nun saldırganlık politikası artık İsrail’in bir devlet politikası hâline dönüştü mü? Ve kim gelirse gelsin bu, bu şekilde devam eder mi?
2- Öyle değilse eğer, Netanyahu’nun gitmesi hâlinde İsrail’in hem Filistinlilere hem de bölge ülkeleri ve halklarına dönük saldırgan tutumunda bir değişiklik olur mu?
Hemen ifade edeyim.
Bu iki sorunun iç içe geçen cevapları var.
Öncelikli olarak Eisenkot’un emekli bir ordu komutanı olduğu unutulmamalı.
Her durumda, güvenlik öncelikli politika, başbakan olması hâlinde kendisinin de öncelikli politikası olacaktır; söylediklerinden de bu anlaşılabiliyor.
Mesela, iki devletli çözüm fikrine Netanyahu gibi uzak bir isim o da.
Ağustos ayında yaptığı bir açıklamada, bağımsız bir Filistin devleti ihtimaline inanan herkesi hayalperest olmakla suçladı. Ayrıca Gazze’nin geleceğinde Hamas’ın olmaması fikrini Netanyahu gibi o da aynen savunmaya devam ediyor.
Bununla birlikte, Eisenkot’un Filistin Yönetimi ile İsrail arasındaki ilişkileri yeniden tanımlamayı amaçlayan açıklamaları da oldu. Bu bağlamda, Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’nin 2,8 milyon Filistinliyi yönetmesine izin verilmesi gereğinden söz edip “Onları ben yönetmek istemiyorum.” diye bir cümle kullandı.
NETANYAHU GİDERSE BÖLGE BİR NEFES ALABİLİR Mİ?
Netanyahu’nun liderlik ettiği Siyonist anlayış, özellikle son üç yıldır başta Filistinliler olmak üzere bölge halklarına kan kusturuyor.
Soykırım uygulamaları ve İsrail’in güvenliğini, İsrail’in etrafındaki bütün komşularının sürekli savaş hâlinde olmaları ve mecalsiz kalmaları fikri üzerine oturtan paranoyak bir politika bu.
Netanyahu yeniden seçilir ya da yeniden hükümet kurmayı başarabilirse bu politikaları uygulamaya devam edeceği aşikâr.
Asıl soru, Netanyahu giderse ne olur sorusu.
Netanyahu’nun gidişi ve yeni bir isimle yeni bir sayfa açılması fikri, ABD’de bile güçlü destek bulabiliyor artık.
Orta Doğu’da İsrail adına girilen sonu gelmeyen savaşların bıkkınlığı, Amerikan kamuoyunda da daha ciddi şekilde fark edilir hâle gelmiş durumda.
“Bu savaşlar bitsin ve İsrail, Amerika’yı sürekli paçalarından tutup Orta Doğu bataklığına çekip durmaktan vazgeçsin.” diyen bir görüş, Amerikan siyasetine de etki etmeye başladı.
Dolayısıyla Netanyahu’nun gidişi hâlinde yeni bir sayfa açılabileceği fikrini ihtiyatla karşılamakla birlikte tümden de yabana atmamak gerek.
-
Ersever 10 dakika önce Şikayet EtNeteden medet umuyoruz, islam aleminin düştüğü acziyet.Beğen
-
Seyid Erdem 54 dakika önce Şikayet EtKafirler TEK Millettir...........Beğen Toplam 4 beğeni