İran Savaşı Dersleri
Savaşlara bir silsile içinde baktığımızda her savaşın bir sonraki savaşın uygulama sahası, ilk deneme modeli, gerçekçi askeri tatbikat veya manevrası olduğunu görürüz. Dünyanın uzak köşelerinde bile yapılan ve kendi ülkemiz veya kurumlarımız açısından doğrudan sonuç doğurmayan savaşlar dahil başka ülkeler tarafından dikkatle izlenmesi gereken gerçek harp oyunları ve manevralardır.
Bu savaşlarda birçok yeni silah platformları ve silah sistemleri denenir, yeni manevralar uygulanır. Aslında yapılan savaşlar bir anlamda askeri ve teknolojik istihbaratın mecburen deşifre edildiği olaylardır.
Zira ülkeler barış zamanında geliştirdikleri silah platformları ve silah sistemlerini gizlilikle yürütürken savaş zamanında artık bu silahların yoğun bir şekilde kullanıldığını görürüz. Tabi ki savaşın kendi şartlarında bir istihbarat modalitesi vardır silahların gizlenme yuvaları, askeri manevraların düşmanı şaşırtan mahiyette gizliliğe riayet edilerek yapılması, asker ve mühimmat sevkiyatının gizlenmesi, savaş propagandasının üretilmesi gibi hususlar savaş istihbaratının asli konularıdır.
Ama savaş sahasında silah platformları ve silah sistemleri yoğun olarak kullanılırlar, olanca açıklığıyla da gizlemek değil yıkımı artırmak maksatlı bir strateji izlenir. Bu durum, düşman tarafından olduğu kadar savaşın tarafı olmayan devletler tarafından da bir askeri tatbikat ve silah sistemlerinin etkinliğini gerçek verileriyle ölçme, değerlendirme imkanı ortaya çıkarır. Barış zamanlarında savunma sanayii fuarları, müttefikler tarafından yapılan harp oyunları, manevralar, askeri endüstrinin silah denemeleri harp öncesi askeri istihbaratın mutlaka yoğunlaşması gereken alanlardır. (Bunun yanında, yukarıdaki askeri simülasyonlar, Birinci sınıf devletlerin ve orduların askeri manevraları müttefik veya hedef devletlere yönelik olarak bir propaganda niteliği de taşır.)
Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki, hiçbir manevra ve simülasyon savaşın reel etüdü kadar verimli olamaz; hele bizatihi savaşın bir aktörü olarak silah platformları ve silah sistemlerini kullanmak ya da bunların etkilerine maruz kalmak tecrübe niteliği ve etki analizi açısından biricik mahiyeti haizdir.
Bu teorik girişe şu prensibi de ilave temel etmek gerekir; savaşları tekil olaylar ve muharebeler şeklinde değil de bir bütünsellik içinde ele almak gerekir.Mesela İran’ın düşük maliyetli Şahed füzelerinden farklı olmakla birlikte “Asimetrik savaş dehası örneği” denilen 1 Haziran 2023 tarihli Ukrayna’nın Rusya’nın iç kesimlerinde yer alan dört havaalanının pistlerinde bulunan Rusya'nın stratejik bombardıman uçağı filosunun üçte birini imha ettiği “örümcek ağı operasyonu” geleceğin savaşlarına dair önemli ipuçları barındırmaktadır.
Rusya’nın Ukrayna’ya yaptığı saldırıların üssü haline gelen Rusya'nın iç kesimlerindeki dört havaalanı saldırıların hedefi olmuştur. Bundan önce de bir havaalanı (Engels Havaalanı) güvenlik gerekçesiyle boşaltılmıştır. Bu saldırılar Rusya'nın iç ve Ukrayna’ya uzak kesimlerinin de güvenli olmadığını göstermiştir (vurulan hava alanlarından biri olan Olenya Hava Üssü Ukrayna’dan 2.000 km uzaklıkta Arktik bölgesinde yer almaktadır. Yine Belaya Hava Üssü Ukrayna’ya 4.000 km uzaklıktaki Irkutsk’ta yer almaktadır. Bu saldırılarda Rusya'nın derinliklerine sokulan ucuz insansız hava araçları paha biçilemez ve kritik önemde Rus stratejik bombardıman uçaklarını imha ermişlerdir.
Rus cep telefonu şebekesini kullanan ancak Ukrayna’dan komuta edilen yani radyo ağını kullanarak gürültünün içinde gizlenen tahmini 117 insansız hava aracı, düşük mühimmat yükler, olmasına rağmen devasa stratejik bombardıman uçaklarının ve daha değerli bir radaruçağının yakıt depolarını hedef alarak büyük zayiat verdirmişlerdir, bu hava araçları saldırıları savaşı kazandırmak için yeterli olmamalarına rağmen devam eden savaşta anlamlı fark yaratmışlardır.
İngilizler tarafından yer konumlarının sağlandığı tahmin edilen bu saldırılar Rusya’nın iç bölgelerinin de güvenli olmadığını göstermiştir. Ancak bu saldırıların planlaması içinde yer alan komutan ve uzmanların bile böylesi bir saldırının başka varyasyonlarıyla kendilerine karşı yapılabileceğini düşünmemiş olmaları akıl alır gibi değildir. Halbuki Ukrayna tarafından yapılan bu saldırılar takip edecek savaşlar için harika bir asimetrik saldırı modalitesidir. Ve bu işlerin içinde olan herkesin de bildiği gibi Ukrayna Silahlı Kuvvetler Karargahı da hatırı sayılır sayıda Amerikalı, İngiliz ve Fransız askeri ve istihbarat uzmanları yer almaktadır.
Savaşın bütünselliğinin dikkate alınmaması, savaşta uygulanan saldırı ve savunma tekniklerinin hasım ve hasımlar tarafından tersine mühendislik ile model alınacağı gerçeğinin ihmal edilmesi büyük maliyetler doğurabilir. Bu açıdan, savaşlardan önce akıllı hasımlar bir taraftan kendi araçlarını geliştirirler iken diğer yandan hasımlarının taktik ve stratejilerini hasımlarından ayrıştırarak alırlar, benimserler ve geliştirirler. 2. Dünya Savaşının Alman panzer ve özellikle de tank birlikleri komutanlarının en fazla referans aldıkları kişinin İngiliz askeri strateji uzmanı ve tarihçisi Sir Basil Liddell Hart (1895- 1970) oluşu bizi şaşırtmamalıdır.
Onlar özellikle Guderian gibi komutanlar tank birliklerini taarruz unsurları ve araçları olarak kullanmayı daha da geliştirmişlerdir. Tabi ki bu yararlanma yararlanan tarafın kapasitesi ve yönelimleri ile sınırlıdır. Mesela Nazi komutanlar Liddell Hart’ın taktik düzeydeki fikirlerini almışlar ama strateji düzeyindeki fikirlerini yeterince benimsememişlerdir. Mesela Liddell Hart “Üstün sevk ve idare düşmanın direnişini çarpışmaksızın kırmak demektir.
Buna göre komuta etmenin en yüksek şekli düşmanın planlarını bozmaktır” derken Nazi Komutanlığı bunu sürpriz ve hızlı saldırılar (Blitzkrieg) ile gerçekleştirmiştir. Ancak, “Bütün hareket tarzlarını. En kötüsü ise etrafında surlar bulunan şehirleri kuşatmaktır” ilkesine öylesine ters hareket etmişlerdir ki, Savaşta en fazla zaman kaybettikleri ve başarısız oldukları en azından iki tane harekat vardır: Leningrad (08 Eylül 1941- 27 Ocak 1944) ve Stalingrad (23 Ağustos 1942- 02 Şubat 1943) kuşatmaları. Bu iki şehir Ortaçağ Şehirleri gibi şeklen surlarla çevrili değildir. Ama etrafları bir nevi savunma duvarı işlevi gören yapılarla çevrilidir.
Özellikle Alman Hava kuvvetlerince bir moloz yığınına dönen Stalingrad’ın her sokağı, her köşesi bir kale burcu olmuştur. Şehrin sadece çevresinde değil, özellikle şehrin içinde gayrı nizami ve nizami kale ve siper savaşları yapılmıştır. Bakü Petrollerine erişmek üzere çıkılan yolda Stalingrad kuşatması öylesine büyük bir zaman kaybıdır ki! Alman 6. Ordusu Stalingrad çevresinde zaman kaybederken Bakü Petrolleri Kızılordunun tanklarının, uçaklarının, zırhlı araçlarının yakıt ihtiyacını % 80 ila % 90 oranında karşılamaya devam etmiştir.
Şaşılacak şey şudur, birçok uzman savaşta en etkili strateji ve savaş hilesine ilişkin fikirleri, bilgileri üretmenin üzerinde dururlar. Halbuki önemli olan bu fikirlerin ve bilgilerin üretilmesi kadar bunların politika ve stratejide kabul edilmesidir. Tekrar günümüze dönecek olursa devlet hafızalarında Büyük Savaş tecrübesi olan Amerika ve İngiltere gibi ülkeler Ukrayna - Rusya Savaşında yaşanan tecrübeleri, savaşın değişen yüzünü, yeni etkili harp araçlarını ve kullanım şekillerini gördükleri halde bundan ders almamışlardır.
Günümüzde savaşlar hem yeni silah platformları ve sistemlerinin bir nevi gösteri alanları ve sonraki savaşlara hazırlık nevinden gerçek tatbikatlar/ manevraları oluştururlar.
Komşumuz Suriye’de yaşanan iç savaş ve başka aktörlerin de katıldığı konvansiyonel savaş birçok askeri ve istihbari yöntemin uygulandığı, birçok yeni silah sisteminin denendiği, bütün savaş araçlarının yeni özgün şartlarda yeniden bir kez daha denendiğini sınama alanına dönmüştür. Suriye Savaşında alınan ve İran’da uygulamaya konulan dersleri geleceğin askeri tarihçileri daha iyi anlatacaklardır.
Bu kapsamda ben bazılarına işaret etmek istiyorum:
SURİYE VE İRAN DERSLERİ
1. Savaşta hasmınızın ve tabi ki kendinizin üzerine dayandığı nüfus unsurunu doğru değerlendirmeniz gerekir. Mesela Suriye halkı için Nusayrilerden oluşan rejim ve rejim tarafından ezilen Sünni halkın çoğunluğunu oluşturduğu bir halktır, dışarıdan saldırı yapılırsa bu halk isyan edecek denilmiştir.
Ancak, bu halk 14 yıl boyunca Rejime isyan etmemiştir. Ancak, savaşın son yıllarında özellikle Suudi Arabistan gibi Arap ülkelerinin desteğiyle bu nüfusa kendisinin ana unsur olacağı başka bir proje uygulanmıştır. Ancak, bu durum savaşın bir tarafı olan Amerikalı uzmanlara ana nüfus unsurunun temel karakteri üzerine fikir vermesi gerekirdi. Hele İran’daki sosyal yapının daha güçlü ideolojik ve genetik bir tutkalı olduğu da düşünülmeliydi. Bu da tam anlaşılmış değildir.
2. Savaşta Suriye tarafından eskimiş Sovyet hava savunma sistemleri etkin bir şekilde kullanılmıştır. Hatta biz de bir uçak kaybettik. Hava savunma sistemlerine daha modern ve sistematik yatırım yapan bir devletin kendini daha etkili bir şekilde savunacağı anlaşılıyordu. Ayrıca Suriye Savaşı sırasında imiş gibi görünen başta Çin olmak üzere bazı büyük devletlerin yeni savunma araçları ve sistemleri geliştirdiği genel olarak bilinmekteydi. Ama bunun hemen uygulamaya döküleceği zamana ilişkin bir netlik bulunmamaktaydı. Daha da önemlisi İran Kırım Savaşı sonrasındaki Rusya gibi Suriye’de ve Lübnan’da aldığı yenilgiden sonra içine dönmüş, bazı ABD rakibi güçlerin de desteğiyle özgün bir savunma ve saldırı modalitesi ve araçları geliştirmeye yoğunlaşmıştı.
Büyük olasılıkla ABD, İngiltere ve Fransa aşırı şekilde Suriye ve Suriye- Lübnan savaş sahasına yoğunlaşmışlardı. İsrail ise İran’ı Suriye ve Lübnan’da mücadele ettiği Hizbullah, Kudüs Gücü, Yemen’deki Husi grupları gibi vekil güçlerinin savaş yürütme biçimiyle tanıdığını düşünüyordu. Vekil güçlerle mücadelenin orta düzeyde bir devletle savaş yapmaktan farklı olacağı düşünülmeliydi. Özellikle de bu devletin bir varoluşsal bir savunma doktrinine başvurmak zorunda kalacağı senaryonun üreteceği sonuç farklı olacaktı. Şunu da vurgulamak gerekir ki, Ortadoğu’daki İran vekil güçleri yerel nüfustan da katılımlarla farklı bir beşeri koalisyon oluşturmaktaydı. İran’da ise toplum kendi içinde çatışmalı ama dışarıya karşı yekvücut homojen bir İran toplumuydu.
3. Savaşta hasım gücün stratejik derinliği ve savunma duvarları hayati önem taşımaktadır. Bu açıdan baktığımızda Suriye hem denizden kuşatmaya elverişli hem de karadan saldırılara karşı doğal engellerden yoksun bir durumdaydı. Özellikle iç savaş döneminde Suriye'nin etrafı hasım bölgesel güçlerle çevriliydi.
Ancak, bu savaşın aktörlerinin yeni savaşlar için coğrafya ve stratejik derinliğe ve stratejik savunma imkanlarına dikkatle eğilmeleri gerekliliğine dair yeni bir vizyon kazandırmalıydı. Özellikle İran stratejik derinliği ve stratejik savunma imkanları Suriye ile kabili kıyas değildi. Burada parantez içinde bir konuya değinmek istiyorum. Suriye Savaşı sona erer ermez İsrail’in ilk işgal ettiği yer Golan Düzlükleri ve Hermon Dağı (Cebel-i Şeyh) idi.
Hatta Dağın zirvesine askerlerle birlikte ilk günlerde Benyamin Netanyahu bir fotoğraf vermişti. İsrail ordusunun klasik unsurları haline gelen devasa iş makineleri de Hermon Dağına çıkmaya ve yamaçlarında çalışmaya başlamışlardı. İran’daki füze üslerinin dağların uygun imkan sağladığı güvenli sığınaklarda olması gibi İsrail’in de Hermon Dağını stratejik derinlik kazanmanın yanında güvenli sığınaklar için kullanmasının başka örneklerine de bakmak perspektif verebilir.
Soğuk Savaş döneminde Yugoslavya lideri J. Tifo tarafından Bosna Hersek ile Hırvatistan sınırında Bihac şehri yakınlarında Plyesevica Dağının içindeki Zeljava Hava Üssü Yugoslavya’nın en büyük yere katı tesisiydi. İçerisinde 120 uçağı barındırabilecek hangarları bulunmaktaydı. Ortadoğu’nun en yüksek ikinci zirvesini oluşturan bu dağ silsilesi yakın gelecekte İsrail için bir coğrafi unsurdan çok fazla bir anlam ifade edecektir. Halihazırda bilindiği kadarıyla İsrail’in nükleer tesisleri ülkenin güneyinde Necef çölünde Dimona şehrinin yaklaşık 13 km güneydoğusunda yer almaktadırlar. Şimon Peres Negev Nükleer Araştırma Merkezi olarak adlandırılan bu komplekste 1960’lardan beri ağır su reaktörü ve plütonyum üretim tesisleri fonksiyonel durumdadır. Son uydu görüntüleri tesiste yeni bir reaktör inşası ve plütonyum üretimi için kazı çalışmaları yapıldığını göstermektedir.
Ancak, İran’ın Dimona, Beerşeba (Birüssebi) ve çevresine fırlattığı balistik füzeler İran’ın İsrail’in nükleer tesislerini de tehdit ettiğini göstermektedir. Her iki taraf da bunu böyle anlamaktadır. Dolayısıyla yakın bir gelecekte Hermon Dağı içine nükleer tesisleri ve füze rampaları için tüneller ve korunaklı mağaralar inşa edecektir. Zeljava Hava Üssünün benzeri bir askeri tesis kurulacaktır.
4. İsrail’in yüksek istihbarat yeteneğiyle bölgedeki tüm vekil güçler içine sızdığı, bölge devletlerinin kurumları içinde de idi elemanlaştırma yaptığı anlaşılmıştı. Aynı durum İran için de geçerliydi. Anlaşılan şu ki, İran bu zaafını inkar etmemiş, ancak asıl savunma ve saldırı doktrini ve yapılanması için ayrı bir sistem geliştirmişti. Bunu yaparken de Suriye ve Lübnan tecrübesinin etkili olduğunu düşünüyorum. Şunu da vurgulamak gerekir ki, Ortadoğu’daki İran vekil güçleri yerel nüfustan da katılımlarla farklı bir beşeri koalisyon oluşturmaktaydı. İran’da ise toplum kendi içinde çatışmalı ama dışarıya karşı yekvücut homojen bir İran toplumudur.
5. Son olarak yine İsrail’in istihbarat kapasitesi ile önemli kişilerin korunmasının son derece güç olduğu, hedef konumlarının kolayca tespit edilebildiği Suriye ve Lübnan savaşlarında görülmüştü. Bu alanda İsrail ikonik bir zafer de kazanmıştı.
Ancak, bu konuda da İran rakibine karşı başka bir oyun planı hazırlamıştı. Bu yeni stratejide liderler korumasız ve halkın içinde sadece stratejik savunma ve saldırı silah sistemleri gizliydi. Bu yaklaşımı destekleyen iki basit argüman olduğu görülmektedir: Birincisi, şehitlik inancı ve kültürü İran toplumunda bireylerin derinliğine nüfuz etmiş, hatta akidenin de bir parçasıdır.İslam Dünyasında sadece Merhum Şehit Faysal Bin Abdülaziz’de gördüğümüz istisna, dünya hayatına dünya kadar değer verme, az ile yetinme, Batılı liderlere karşı ölümü pahasına başını dik tutma, şaşalı saraylardan uzak yaşantı sürme İranlı liderlerde ve tabi ki toplumda yaygın bir tutumdur. Ayrıca toplum ve devlet sistemi o derece kurumsallaşmıştır ki, yaşanan kayıplardan dolayı işleyişte bir aksama olmamaktadır. Ancak, değerli olan ve savaşı kazandıracak olan füze savunma ve saldırı sistemidir. Bu sistemi de gizli tutmayı başarmışlardır.
6. Kritik sanayi tesisleri ve altyapının korunması meselesi bu savaşta da bariz bir şekilde kendini hissettirmiştir. İran coğrafyasının derinliğine sağlam dağ kütlelerinin içine gizlediği nükleer tesislerini, füze rampalarını bombardımandan şimdiye kadar koruyabilmiştir. Sadece elektrik altyapısını, iletişim ağlarını, petrol tesislerini, vb bu şekilde koruması mümkün değildir.
Zira bu tesisleri korunaklı bir şekilde gizlemesi de mümkün değildir. Amerika ve İsrail yoğun bir şekilde açıkta bulunan elektrik, iletişim, petrol rafinerileri, limanlar, vb tesisleri vurmuşlardır. Bu altyapının yeniden inşasının uzun yıllar alacağı bilinmektedir. Bu saldırıya karşı İran çok önemli bir karar alarak, Körfezde Amerikanın beslendiği petrol, doğalgaz ve finans kaynaklarını içeren müttefiklerini vurmuştur. Son olarak, İsrail İran’ın demir Çelik tesislerini bombalayarak İran’ın demir Çelik üretiminin % 70’ini imha ettiklerini beyan etmiştir.
Buna karşılık İran da BAE’deki alüminyum tesislerini vurmuştur. Demir Çelik üretimi İran’ın harp sanayii için kritik önem taşımaktadır. Ayrıca % 30’luk kısmını da ihraç etmektedir. Dünyanın 10. Büyük Demir Çelik üreticisi olan İran'daki bu çöküşün küresel etkileri olacağı öngörülmektedir. ABD ve İsrail’in İran’ı; İran’ın ise ABD müttefiki körfez ülkelerini vurması bağlamında, İmparatorluklar ile ile ilgili bir tespiti paylaşmak istiyorum. İmparatorluklar ve ittifak sistemlerinde saldırı durumunda birliğin sağlanması ve korunması kolay; saldırıya uğranıldığında ise birliğin sağlanması ve korunması zordur. Amerika kıtası uzak olmasından dolayı kendisiyle ilgili stratejik bir emniyet algısı içindeyken körfezdeki müttefikleri saldırılara son derece açıktırlar. Ayrıca Amerika’ya sağladıkları finansman bakımından emsalsizdirler.
Suriye ve İran Savaşı Derslerini Tamamlayıcı Özet Bilgiler Çıkarılacak derslere ilişkin önce kısa bir özet yapmak yerinde olacaktır. Nüfus unsuru olarak kastettiğim ülke içindeki toplumsal birliğin bütün kesimleri her tür durumda birbirinden kopmayacak şekilde birbirlerine bağlayan bir harç ile birbirlerine bağlı olmalıdırlar. İran örneğinde gördüğümüz şudur ki, İran İslam Devriminden sonra Amerika ve İsrail’in ajanlaştırma faaliyetleri için çorak bir ortam olmasına karşılık bugün İran toplumunda Amerikanın ama özellikle İsrail’in ciddi bir ajan ağına sahip olduğu görülmüştür.
Bu durum diğer bölge ülkelerinde veya bizde nasıldır sorusuna teknik ve objektif cevap aramak elzemdir. Hava savunma sistemi birçok ülkenin sahip olamadığı bir koruma sistemidir. Ancak, bunun arkasına sığınarak kendimizi başka ulus üstü kuruluşlara ya da başka bir devlete bırakmamak gerekir.
Mesela Rusya ABD ile anlaştıktan sonra Suriye üzerindeki koruma kalkanını kaldırmıştır. İdlip’ten Şam’a ilerleyen Şara komutası altında toplanan güçlerherhangi bir saldırıya maruz kalmamışlardır. İran hava savunması ve saldırı için Rus mühendisliğine ve Çin katı yakıt ve diğer teknoloji desteğine bel bağlamış durumdadır (Daha bugün İngiliz medyasında yer alan haberlerde Çin'in beş devasa gemi ile İran’a katı yakıt gönderdiği haberleri yer almıştır. Bu haberler olmasa bile İran’ın bir lojistik ve mühimmat desteği olmadan orta düzey devleti aşan bir hacimde bir savaşı yürütebilmesi mümkün görülmemektedir). Ortadoğu’daki savaşı kazanması durumunda bu iki devletin patronajı altında olması doğaldır; aksi takdirde ise ABD’nin ve İsrail’in ağır nüfuzu hatta işgali altında kalacaktır. Stratejik derinlik ve coğrafya üstünlüğünü askeri konularda mutlaka dikkate almalıyız.
Yukarıda belirttiğimiz gibi İran stratejik büyüklük ve derinliğini ve coğrafya üstünlüğünü yerinde kullanmaktadır. İsrail ilk elden Harmon Dağını işgal ederek stratejik derinlik ve güvenlik kapasitesini artırmayı hedeflemektedir. Ülkemizin stratejik avantajı geçen yüzyılın başında Anadolu Bozkırı idi. Nitekim Yunan Ordusu bu bozkırın içine ilerleyerek komuta zincirini etkisizleştirmiş, bozkırın ortasında bağımsız yapılanma mümkün olmuştur.
Bu yüzyılda stratejik derinliğimiz Ankara’nın doğusudur. Doğu coğrafyamız Rusya’nın Ural Altayları kadar bir güvenlik sahası işlevi görebilir. Dolayısıyla bu bölgemizdeki ulus üstü yapıların varlığını dikkatle etüt etmekte yarar vardır. Ve tabi ki bu bölgede tamamen kendi bağımsız kararlarımıza dayalı yapılanmalar olmalıdır. Bunun yanında bir ülkenin sınırlarının ötesindeki fiziki tahkim hatları stratejik derinlik ve güvenlik imkanı sağlarlar. Bu konuda Amerikanın Balkanlar’a, İngiltere ve İsrail ile birlikte Ortadoğu’ya yerleşmesi Azerbaycan ve Ermenistan üzerinden Kafkasya’ya uzanması Ülkemizin de aleyhine bir durumdur.
Coğrafyaya derinlik kazandıran diğer bir husus ise füze savunma sistemleridir. Bugün gördüğümüz üzere İran sahip olduğu füze sistemleri ile Amerikan savaş makinesini sınırlarından uzak tutabilmektedir. Benzerini daha büyük ölçekte Çin yapmaktadır. Bilindiği üzere Amerika’ya askeri üstünlük kazandıran hususlardan biri de küresel planda kuvvet aktarımı yapabilmesiydi. Ancak, Çin’deki keşif gözetleme sistemleri ve entegre hava savunma füzeleri sayesinde herhangi bir savaş durumunda Amerikanın Çin'in içine veya yakınına kuvvet aktarımı yapabilmesi yüksek maliyet gerektirir. Yeni keşif gözetleme sistemi ve entegre füze savunma sistemi bir nevi okyanus işlevi görmektedir. İsrail’in istihbarat kapasitesiyle İran vekil güçleri ve İran içine sızması, geniş bir ajanlaştırma programı uygulaması bölgedeki her güç için ders alınması gereken bür husustur.
Her güç, özellikle Ortadoğu’da yer alan veya bu bölgeyle hesabı olan her güç kendi içindeki benzeri ağların varlığı ve etkinliğini analiz etmeli ve sorgulamalıdır. İran’ın İsrail’in bu kapasitesine karşın geliştirdiği kendine özgü açık liderlik ve gizli füze savunma ve saldırı sistemi konsepti tarihin yazacağı ilginç bir karşı konsepttir. Ülkelerin varoluşsal savaşlarında benzeri aşırı örnekler vardır. Çin’in 2. Dünya Savaşında Japon Ordusunun Çin’in merkezine doğru ilerleyişini durdurmak içim Sarı Nehir üzerindeki barajı yıkarak 1 (Bir) milyona yakın insanını kaybederek Japon ilerlemesini durdurması ve Japon Blitzkrieg’inin (Yıldırım Savaşı; Dengeki-sen (Japonca)) başarısızlığına yönelik ilk ciddi aşamayı gerçekleştirmesi böyle bir örnektir. Bu tür kararlarda elbette ki yarar ve zarar bıçak sırtında zirvededir.Savaş sırasında kritik sanayi tesisleri, enerji ve iletişim altyapısı, seferberlik acil ve temel ihtiyaç depoları düşman saldırılarının ana hedefleridirler. Bunların bir kısmının kaybından da kaçmak mümkün değildir. Ancak, barış zamanlarında sanayii alt yapısını kurarken özellikle kritik olanlarını bir bölgede yoğunlaştırmamak esas alınmalıdır.
Bu konuda, Türkiye olarak kendi sanayi tesislerimizin coğrafi konumlarını ve belli bölgelerde yoğunlaşmasını yeniden değerlendirmemiz elzemdir. Ayrıca bazı hassas olan tesisler için etkin ve rasyonel zamanlı tepki verecek savunma sistemimizi geliştirmemiz gereklidir. Bu arada, şunu da ifade edelim ki, özellikle seferberlik hazırlık durumu yükseltilmeli, kritik gıda ve ihtiyaç maddeleri depoları yeterli, güvenli ve güncellenmiş olmalıdır. Ayrıca bazı kritik tesisler için alternatif tesisler kurulmalıdır. Eğer Stalin Stalingrad sanayii tesislerini Ural Dağlarına taşımasa idi, küresel savaşta 1945 yılına kadar yer alması ve savaşması mümkün olamazdı. Savaş durumunda askeri faaliyetler ve harekatlar için mutlaka güvenli, dayanıklı bir iletişim sistemi olmalıdır. Askeri işleyiş sistemi yanında sivil faaliyetler için de benzeri bir iletişim sistemi olmalıdır.
BAZI ÖRNEK ÇALIŞMALAR
Konunun tamamını ihata etmek mümkün değildir. Bu başlık altında konunun içinde bir damla mahiyetinde ve sadece silah platformları ve silah sistemleri alanında farklı ülkeler tarafından yapılan çalışmalardan örnekler vereceğim. Öncelikle İran Savaşına dünyanın önde gelen güçleri kendi savunma ve savaşma kapasiteleri için dersler çıkarma, kendi güvenlik yapılarını güncelleme vesilesi olarak da bakmaktadırlar. Bu bağlamda, en ileri düzeyde yapılan çalışmalar insansız savaş uçakları, dron sürüleri, loitering mühimmat, çoklu harekat platformları gibi insansız komuta ve ateş sistemleri üzerindedir. Mesela Anduril ilk insansız savaş uçağı prototipinin deneme uçuşunu gerçekleştirmiştir.
Bu uçağın insanlı savaş uçaklarıyla koordineli savaşabilmesi, onları da koruyacak bir uçak olması hedeflenmiştir. Ayrıca kullandığı bazı parçaların, mesela iniş takımlarının, askeri üretimlerle değil Amerika’daki herhangi bir atölyede üretilecek basit ve düşük maliyetli parçalar olması, mesela motorunun basit bir ticari jet motoru olması kararlaştırılmıştır. Bu tercihlerde İran’ın ucuz füzelerinin etkinliğinin görülmesinin etkisi var mıdır bilinmez.
General Atomics tarafından Gambit ailesinin yeni üyesi olarak geliştirilen benzeri bir otonom hava yer drone’u Gambit -6’yı tanıtmıştır. Gambit-6’nın hava ve yer görevleri, elektronik harp ve otonom operasyon kabiliyetleri ile 2027 yılında hizmete girmesi planlanmaktadır.
Bu alanda birden fazla Amerikan şirketinin üretim yaptığını da vurgulayalım. Çin de geçen yıl (2025, 12 Kasım) GJ- 11 Dark Dragon insansız savaş uçağıyla J-20 savaş uçağı ve J-16D elektronik harp uçağının birlikte koordineli uçuşunu gerçekleştirmiştir. İnsanlı ve insansız, küçük ve büyük hava platformlarının ve silah sistemlerinin senkronizasyonu önem taşımaktadır.Keza bu yılın başında ABD F-16 boyutunda süpersonik Hermeus İHA’sını geliştirmiş ve hipersonik yüksek hız testlerini başarıyla gerçekleştirmiştir. Yine Mart Ayı başında ABD nükleer kapasiteli, 36 tonluk devasa Minuteman III füzesinin test atışını yapmıştır. Başarılı bu denemede 6 bin millik fırlatma gerçekleştirilmiş, çoklu başlık teknolojisi kullanılmıştır. Saatte 24.140 km hıza çıkabilen bu füzenin atmosfer dışına çıkışı, farklı hedeflere göre çoklu başlıkların ayrılması ve hedefleri başarıyla vurması sırasında füze bütünlüğünün uygun zamanda parçalara ayrılmasına kadar korunması başarılı bulunmuştur.
Bu örnekleri vermekteki amacım bu konuda zaten açık yayınlarda yer alan detaylı bilgileri tekrar etmek değildir. Bu denemeler ve silah geliştirme yarışı bize başka bir ikazda bulunmaktadır. Her savaş için geçerli olduğundan daha fazla İran savaşı da kendisinden sonra başlayacak daha büyük bir savaşın öncüsü olabilir. İnsansız hava araçlarının daha gelişmiş sistemlerinin üretilmesi kadar dron avcısı veya dron savar silahların tasarımı, geliştirilmesi ve üretimi önem kazanmıştır. Mesela yine 2025 sonunda geliştirilen, standart piyade tüfekleriyle ile kullanılabilen dron avcısı özel mühimmat üretimi dikkat çekicidir.
Dikkat çekici diğer bir tasarım ise İngiltere’nin gelecek yol Type 45 muhriplerine 2027’de kuracak olduğu Dragon Fire lazer silahıdır. Özellikle dron ve kısa menzilli saldırılara karşı kullanılacak bu silahın en önemli özelliği cephanesinin çok düşük maliyetli olmasıdır (10 sterlin). İlginç bir diğer bir bilgi ise bu lazer silahının üretimi projesine beş yıl önce başlanmış olmasıdır. Bu konuda, birçok farklı ülkede çalışmalar somutlaşmaya başlamıştır. Mesela Amerikan Leonis AGV farklı araçlara monte edilebilen mikrodalga anti dron silah sistemini tanıtmıştır. Henüz operasyonel koşullarda test edilmemiş olan bu silah ile çoklu dron saldırılarına karşı yetenekli bir dron avcısı (66 drone’u tamamını düşürmeyi başarmıştır) geliştirilmiştir. Bütün gelişmelere karşın İran’ın füze saldırılarına etkili karşılık verilememesini farklı yorumlayanlar bulunmaktadır. Benim az miktardaki müktesebatım böylesi savaş araçlarının savaş sahasına adapte edilmesinin zaman aldığıdır.
Ayrıca taraflar aslında daha büyük bir savaşın hazırlığı içindeymiş intibaı edinilmektedir. Dronlar, insansız hava araçları derken konvansiyonel silahların özellikle nükleer başlıklar taşıyabilen stratejik füzelerin ayrı bir beka unsuru ve caydırıcılık unsurları olduğu açık. Fransız ArianeGroup tarafından geliştirilen M51.3 balistik füzesinin hizmete girdiği Fransa Savunma Tedarik ve Teknoloji Ajansı tarafından açıklanmıştır. Bu balistik füze denizaltılar dahil birçok platformdan atılma testlerini tamamlamış; bu füzenin ilk modeli olan M51 füzesi kıtalararası menzile sahip, birden fazla nükleer harp başlığı taşıyabilmektedir.
Füzenin kesin menzili açıklanmamıştır. ArianGroup tarafından Fransa Savunma Bakanlığına üretilen bu füzenin tüm yaşam döngüsü aynı şirket tarafından karşılanmaktadır. Şunu ifade etmeliyim ki, nasıl İran füze teknolojisiyle Ortadoğu bölgesel savaşında oyun değiştirici bir etki yapmıştır; Fransa da nükleer teknoloji ve kıtalar arası balistik füze üretimiyle küresel düzeyde büyük güç iddiasını devam ettirmektedir.
Askeri teknoloji gibi görünmeyip kolayca askeri kullanım için dönüştürülebilecek tam veya yarı insanlı robotik teknolojilere de dikkat sarfetmekten yarar vardır. Çin’de sadece robotların çalıştığı devasa kargo şirketleri depoları, yine Çin’de bir maden şireketinxe otonom çalışan devasa kamyonlar, Amerika’da robotlar (maximo robotları) tarafından kurulan çölün ortasındaki güneş panelleri (100 MW’lık güneş enerjisi santralı için) , vb robotların ekonomiksektörler yanında artık daha da çok savaş teknolojileri alanında kullanılmaya başlayacağı anlaşılmaktadır.
SONUÇ YERİNE
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim, İran Savaşı dersleri tıpkı Ukrayna - Rusya Savaşı, Suriye Savaşı, Pakistan Hindistan Savaşı dersleri gibi hayati önemdedir. Zira bu savaşlarda artık konvansiyonel askeri kuvvetler kullanılmaktadır. Asimetrik tehditlerle veya terör gruplarıyla ya da vekil güçlerle mücadeloeden farklı bir savaş verilmektedir. Dünyadaki birincil savunma sanayii sahibi olan ülkelerin yoğun bir şekilde savaş hazırlıklarına başladığı açıkça görülmektedir. Bunu ülkelerin başına yansıyan savunma bütçelerinden de anlamak mümkündür. Unutmayalım ki, İran Savaşı daha büyük ve yakın vadede başlayacak olan muhtemel bir savaşın provası olabilir.
-
Memur emeklisi. 9 saat önce Şikayet EtGüzel bir inceleme kalemine sağlık ustaa.Beğen
-
Mnbvcxz 11 saat önce Şikayet EtMaşallah elhamdülillah devamBeğen
-
Aaa 13 saat önce Şikayet EtIran seytani bir rejindir Ortadoğu’da onların hırsları olmazsa birçok savaş olmazdiBeğen Toplam 4 beğeni
-
Fatih 13 saat önce Şikayet EtGüzel bir yazı olmuş, kalemine sağlık...Beğen Toplam 5 beğeni