Ergenekon, ya dönüm noktası olacak, veya...
bir çoğumuzun rahatını bozmuş, tehditleriyle veya düzenledikleri baskınlar ve gösterilerle topluma ve demokrasiye önemli bir “tehdit” oluşturduklarını göstermişlerdir
Bu guruplar, bazen gizlice, bazen açıkça devletten, hatta güvenlik kuvvetlerinden destek almışlardır. Kendilerine Sivil Toplum Örgütü rolü biçen, demokrat-liberal görüşlü kesimler üstünde fırtına estirmişlerdir.
Bu tehditlerden bazılarına ben de hedef oldum. Çeşitli konulardaki görüşlerimden dolayı, hem kişisel olarak, hem de ailem hedef olarak gösterildi. Vatanseverlik adına, mafya ile işbirliğinden tutun, kaba kuvvete kadar, yapmadıklarını bırakmadılar.
İşte bu açıdan da baktığımda Ergenekon olayını çok önemsiyorum. Bu yapının kırılmasını, yıllardır etrafa dehşet saçanların cezalandırılmasını istiyorum.
Ancak, bütün soruşturma ve gözaltına alınan bazı isimlere bakınca da, garip bir izlenim ile karşı karşıya kalıyorum.
Benim gibi çok kişinin kafasında da binlerce soru işareti doğuyor.
Savcı değilim ve bir soruşturmanın nasıl yapıldığını bilmiyorum. Buna rağmen, Ergenekon soruşturmasını tam anlayabilmiş değilim.
Gözaltına alınan, kimi serbest bırakılan öyle medyatik isimler var ki, kamuoyu gözünde darbe düzenlemeleri veya Devlet yapısını devirmeleri imkansız. Bunlar demokrasilerdeki muhalefet hakkını kullanan veya karşı görüşlerini seslendirmekle yetinen kişiler olarak tanınıyorlar.
Zaten işler bu noktada karışıyor.
Ya savcı bey, bizim bilmediğimiz gizli bilgilere sahip ve iddianamedeki suçlamalarını kanıtlayacak veya bir süre sonra, gözaltına alınanların bir bölümü serbest kalacak.
İşte Ergenekon davası, bu nedenlerden dolayı ince bir çizgide yürüyor.
İki seçenekle karşı karşıyayız.
1. Yargı, elindeki verilerle gerçekten büyük bir komployu ortaya çıkaracak ve Derin Devlet mekanizmasını çökertecek. Böylece bir dönüm noktası yaşanacak ve bir daha Sivil askerler tarafından darbe çığırtkanlığı yapılamayacak.
2. Veya Ergenekon davası, yıllarca sürecek, doğru dürüst bir sonuç alınamayacak ve büyük bir hayal kırıklığı yaşanacak.
Yargı sistemimiz, son derece önemli bir süreçten geçiyor. Umarız, soru işaretlerimizde haklı çıkmayız ve gerçekten bir dönüm yaşarız. Aksi halde bu ülkeye kötülük edilmiş olacaktır.
Türk dış politikası özgüven kazanıyor
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan, şu sıralarda Birleşmiş Milletlerde son derece keyifli bir açılış yapıyorlar. Nedeni de, iç politikada ne kadar büyük bir istikrarsızlık varsa, dış politikada da Türkiye tam tersine herhalde altın döneminden geçiyor. Bu noktaya gelinmesinde en önemli rolü oynayanların başında Gül geliyor. Gayet tabii, bugünün dışişleri bakanını ve Başbakanı bu oluşumun dışına çıkaramayız. Ancak, Gül’ün hakkını da Gül’e vermek gerekir.
Uzman olmanız gerekmiyor.
Dosyaların ayrıntılarını bilmeniz ve ona göre değerlendirmeler yapmanıza da gerek yok.
Genel gidişe bakmanız yeterli.
Eğer farklı bir görüşe gereksinme duyuyorsanız, yabancı kaynakların yorumlarını okuyabilirsiniz.
Türkiye’nin dış politikasından söz ediyorum. Yaklaşık 50 yıldan beri izlediğim ve deneyimlerime dayanarak, rahatlıkla görüş beyan edebileceğim bir konu hakkında konuşuyorum.
Türkiye’nin dış politikası, ÖZAL’lı yıllardan başlayarak, son derece dengeli, sağlıklı ve başarılı bir çizgide yürüyor.
Özellikle bu iktidar sırasında, yukarda saydığım kaliteler daha da belirgin bir hale girdi. Yani, eski kalıpların, tabuların yıkıldığı, özgüvenin arttığı ve şimdiye kadar görülmediği derecede çeşitlendiği bir sürece girdik.
Bazı örnekler vereyim.
Kıbrıs’ta ilk defa gerçek bir çözüm yönünde adımlar atılır oldu. Yavruvatan edebiyatından vazgeçildi.
Ermenistan ile ilk defa, bir kapı aralandı. Ermeni düşmandır, ne pahasına olursa olsun konuşulmaz, yaklaşımı terk edildi.
İran ile dengeli bir ilişki sürdürülür oldu.
Suriye gibi, eskiden baş düşman diye nitelenen bir ülke ile iç içe yaşanır duruma girildi.
Kuzey Irak’taki Kürt tabusu yıkıldı. Başka bir yaklaşım benimsendi.
Irak’ta etkinlik arttırıldı.
İsrail ile ilişkilere büyük önem verilirken, Filistinliler, özellikle Hamas köşeye sıkıştırılmadı. Aksine ön plana çıkarıldı.
Lübnan’ın yüzüne bakmazdık, şimdi anlaşmazlığın çözümünde rol alınır oldu.
Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakereleri (beklenenden yavaş gidiyor olsa dahi) sürdürülüyor.
ABD ile ilişkiler daha düzeldi, (eskisi kadar olmasa ve artık pek fazla anlam taşımasa dahi) ve Stratejik Ortak konumuna gelindi.
Gürcistan savaşına rağmen, Rusya ile sıcak bir işbirliği sürecine girildi.
İslam Ülkeleri, birden bire Türkiye’yi keşfettiler. Hem yatırımlarıyla, hem siyasi temaslarla Ankara’ya farklı bakar oldular.
Bu listeyi uzatabiliriz, ancak bence bu kadarı dahi yeter. İktidarları eleştirelim, ancak yapılan iyi işleri de görmezden gelmeyelim.
MEHMET ALİ BİRAND - POSTA
-
Fatih Cangetiren 17 yıl önce Şikayet EtBen çözemedim sizi editör :). ya kardeşim bir sayfa yorum yazıyorum yayınlanmıyor.üç kelimeden oluşan yorum yazıyorum yayınlanıyor :) Böyle olmaz üstadım.Para ilemi yayınlıyorsunuz?Beğen
-
ismail ışık 17 yıl önce Şikayet Etsaptırma. mehmet ali birand konuyu saptırma,o isimler çeşitli yasa dışı eylem,faaliyet ve düzenlerde kullaınlan kişiler,yani yardım ve yatakçı deniliyor ya,bilgi amaçlı sorgulanıyorlar,oradan asıl hedefe varılacak.Beğen
-
Seber Han 17 yıl önce Şikayet EtDumur!!! Ben de yazarim, hem daha iyi yazarim.. "Savcı değilim ve bir soruşturmanın nasıl yapıldığını bilmiyorum. Buna rağmen, Ergenekon soruşturmasını tam anlayabilmiş değilim." Bu yukardaki cumle Birand a ait. Kendisi yazar!!!Beğen
-
Oktay Koçak 17 yıl önce Şikayet EtEvet ya böyle demokrat olun birazcık olsun. Öyle eleştir eleştir nereye kadar değilmi .artık sizde sıkıldınız vara yoğa eleştiri yöneltmekten patronun her dediğini yapmaktan.ama sizinde hakkınızı teslim etmek lazım yazının ikinci kısmında gerçeklerden sözettmişsiniz.Beğen
-
modern müslüman 17 yıl önce Şikayet EtBUNLAR TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ'NİN DOĞUM SANCILARI. Sabırla bekliyoruz, haklı haksız, suçlu suçsuz ortaya çıkıyor yavaş yavaş. Türkiye'nin önünü tıkayan suni engeller ortadan kalkıyor. Masonlar hedeflerine ulaşamayacak, BOP, Büyük Osmanlı Projesi olacak.Beğen