Mehmet Ali Birand
Mehmet Ali Birand
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

10 yıl önce kaçan büyük fırsat

GİRİŞ 18.02.2009 GÜNCELLEME 18.02.2009 YAZARLAR

Eminim hatırlayacaksınız.
Bundan 10 yıl önce, sabah kalktık ve Başbakan Ecevit’i televizyon ekranlarında “Abdullah Öcalan yakalandı ve Türkiye’ye getirildi” derken gördük.

İnanılması son derece güç bir haberdi.
Düşünebiliyor musunuz, o tarihten önceki 10 yıl süresince korkunç olaylar yaşanmış, 30 bin Kürt-Türk insanımız ölmüş, binlercesi de yaralı-sakat kalmıştı.
PKK bir ara, Güneydoğu’nun özellikle kırsal bölümlerini geceleri kontrol edebilecek duruma girmiş, neredeyse bölgeye gelenlere vize vermeye kadar işi uzatmıştı. Hergün bir olay, hergün kanlı bir baskın yapılıyordu.
Türkiye paramparça olmuştu.

İşin kötü yanı, PKK ülke içindeki bir kesim tarafından  terör örgütü gibi görülmüyordu. En basit hakları dahi elinden  alınmış Kürt  toplumunun bir ayaklanması olarak algılanıyor, dışarda  da, insan hakları adına mücadele veren “Silahlı bir Sivil toplum örgütü” muamelesi görüyordu.
Ülkeyi yöneten siyasi kadrolar, işin kolayına kaçıp, PKK’yı tamamen bir terör örgütü gibi görüp, Kürt sorununu unutmuşlar ve tüm olayı askere ihale etmişlerdi.
Asker siyasetten anlamaz. Asker, silahlı mücadele için eğitilir. Nitekim TSK,  kanı canı pahasına PKK’ya savaş açtı. Siyasilerde tribüne çıkıp seyreder oldular.

1999’a kadar, bu  korkunç senaryo  devam etti.
Ecevit’in o ünlü açıklamasına kadar.
Öcalan’ı Türkiye’ye dönemin ABD Başkanı Clinton hediye etmişti.

Washington’un Ankara’dan üç isteği vardı:
1. Yolda öldürülmeyecek
2. Adil bir yargılama yapılacak.
3. Kürt sorununu çözmek için gereken adımlar atılacak.

Türkiye bu üç beklentiden ilk ikisine uydu. Ancak, PKK’nın beslendiği esas bataklığı (Kürt sorunu) kurutmak için hiçbir şey yapmadı.
Öcalan’ın mahkemesi adildi. Verilen idam  cezası da, o günün yasalarına uygundu.
Koalisyon hükümeti (DSP-ANAP-MHP)  günün koşullarına göre son derece cesur bir adım attı ve bir pundunu bulup Öcalan’ı asmadı. Cezayı erteledi.
Öcalan’ı asmak, Güneydoğu’yu eskiye oranla daha da beter bir kan gölü yapmak, Kürt kökenli vatandaşların hiç değilse bir bölümünü tahrik etmek anlamına gelecekti.

En ilginci, bu karar askeriyle, koalisyon ortağı olan  MHP’nin göz yummasıyla, toplumun büyük bir çoğunluğunun onayıyla alındı.
Türk halkı ne sokaklara döküldü, ne de protesto etti.  İnanılmaz bir sağduyu gösterdi.
Öcalan da bu jeste karşılık, PKK’dan  ateş kesmesini, silah bırakmasını ve Türkiye’yi terketmesini  istedi.
Gerçekten de, o kanlı örgüt bu emre uydu ve Kuzey Irak’taki Kandil dağlarına çekilip beklemeye başladı.
Bizlerde beklemeye girdik. Yıllar, yılları kovaladı.

Güneydoğu’da silah sesi duyulmaz olmuş, yatırımlar artmış, insanlar zenginleşmeye  başlamıştı.
Beklenen, Türk siyasi  kadrosunun hareket etmesi ve Kürt vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılaması idi. Siyasi açıdan koşullar çok iyiydi. PKK çekilmiş,  Türkiye savaşı kazanmış, terör durmuş, örgütün liderini hapsetmişti. Artık kolaylıkla harekete geçilebilirdi.

İşte, böylesine en elverişli  ortam ve kolay kolay ele geçirilemeyecek olan bir fırsat, göz göre göre kaçırıldı.
Avrupa Birliği reformları için nice yasa çıkarılmış olmasına rağmen, 2001 ekonomik krizi, iç siyaset kavgaları, koalisyonun dağılması, 2003’deki genel seçimlerde AKP’nin iktidar  ve hemen ardından de  Irak’ın ABD tarafından istila edilmesi sonucu Kürt sorununa gereken özen gösterilmedi.  Bu sorun adeta unutuldu.

Bizde hep böyle olmaz mı?
Bir işe heyecanla gireriz. Sonra bu heyecan biter ve hedeflerimizi biz bile unuturuz.
Kürt sorunu konusunda da aynen bunlar yaşandı.  Öcalan’ın hapsedilmesi ve PKK’nın Kandil’e çekilmesiyle  Kürt teröründen  kurtulduğumuzu sandık.

Eğer 1999-2006 arasında, bugün gelinilen noktaya  ulaşabilsek, Kürtçe konusunda şu adımları  o zaman atabilseydik, PKK’yı hala Kandil’de  tutuyor olabilirdik. Zira o dönemde  PKK’yı yöneten  kişiler kendi kellelerini kurtarmaya çabalıyorlardı.

Yine hatırlayacaksınız, o dönemde Amerika  kaynaklı bir plan ortaya atılmıştı.  Buna göre, Türkiye eli kana bulanmamış PKK militanlarına  kısmen af getirecek ve en önemlisi, PKK  yönetim kadrosunun da Avrupa’nın çeşitli başkentlerine gitmelerine izin verilecekti. Bu, PKK’nın eritilmesi planıydı, Ankara bir türlü karar veremedi.

Önce koalisyon ortakları anlaşamadı, ardından asker de itiraz edince, o plan da  suya düştü.
1990’larda “terör bitmeden Kürt sorununda adım atarsak, boyun eğdirdik  derler, PKK’ya bu ödünü vermemeliyiz” diyen Türk devleti, Öcalan’ın yakalanmasından  sonraki dönemdeki vurdum duymaz  tutumuyla, adeta PKK’nın yeniden dirilmesine çanak tuttu.

2006’ya gelindiğinde, PKK’nın iki seçeneği vardı. Ya Kandil dağında eriyip yok olacak veya tekrar silaha sarılıp, terörü tekrar başlatacaklardı. Kandil’de oturdukları sürece, kadrolarını kaybetmeye başlamışlardı.

2006’da ilk kurşunlar atıldı.
2007den itibaren, yavaş yavaş  eski sürece  geri dönüldü.

Bugün, geriye dönüp  1980’lerden bugüne, Kürt sorununda atılan adımlar, gelinen mesafenin  bilançosunu yaparsak nasıl bir manzara ile karşı karşıya  kalıyoruz? Hala, çok korktuğumuz “bölünme” veya “iç savaş” tehlikesi var mı

Yarınki yazımda bu soruların yanıtlarını arayacağım.

Mehmet Ali Birand - Milliyet
mabirand@e-kolay.net  

YORUMLAR 71 TÜMÜ
  • sancar aslıturk 17 yıl önce Şikayet Et
    28 şubatın ergenekoncu zinde gücleri ve yandaş (uyuşturucu üreten)sahte şeyhleri ve hainler güruh. şarpık rezil ilişkiler bunlar.ergenekon zihniyetinin parasal kaynagı gün ışıgına cıktı şimdi aleni olarak ergenekoncu amcalarıyla olan sapık ilişkileride cıkacak birr birr dökülecek rant kavgasında kimler kıyasıya hatta öldüresiye mücadele icindeler pkk bu işin neresinde ve yahudiye hizmet etmekten başka bir emeli olmayan bu caniler güruhu aynı davaya hizmet ettigi ergenekoncuklarla aynı safta olduklarını nezaman anlayacaklar...anlasalar bile degişen birşey olacakmı en önemlisi nezaman temizlenecek bu ülke
    Cevapla
  • Hüseyin Kilicoglu 17 yıl önce Şikayet Et
    Kandil. Sayin birand sizin 32. gün programinda 1993 yilinda yada 1995 yilinda kandilde PKK toplanti yapmis bu toplanti askeri ilgililere bildirilmemisti.Ve emekli albay bu olay iicin dert yanmisti.Ayni toplanti gecen yil agustos ayinda yine yapilmisti.Peki simdi soralim agustos ayindaki toplanti yapilirken neden operasyon yapilmadi?Kim kimi kandiriyor artik bilelim.
    Cevapla
  • Arjin Zınar 17 yıl önce Şikayet Et
    Sahibinin Dili. Hala Kürt sorunu neymiş diyebilen cahil cühela takımı var.Sorun Türk sorunudur,bu ülke koskoca yalanlar içinde yüzyıllardır uyutulup,hikaye anlatılarak kompleks ve sahte tarihle yoğrulmuş diğer dünya ülkelerinden ne fazlası ne de eksiği olan insanların yaşadığı bir ülkedir.Dünyanın,Türkiyenin yerinden bile haberi yokken,sahte çıkışlar,yalan ve şişirme haberler ile dünyada söz sahibiymiş gibi yapan pandominci bir hükümet olunca herşey dahada gün yüzüne çıktı.Yorumlara bakınca herşey kabak gibi ortada zaten.
    Cevapla
  • ismail çelik 17 yıl önce Şikayet Et
    sn birand bu anlattıklarınız size neyi hatırlatıyor ?. sn birand ne kadar kolay açıkladınız ne güzel izah ettiniz!!!!!gerçekten çok ilginç terör örgütünün lideri idam ile yargılanıyor ve örgüt hiçbirşey yapmıyor. Trkiye'yi terk edin diyor kuzu kuzu terkediyorlar. o kadar kallavi general e, MHP ye , rağmen elebaşı idam edilmedi. üstelik şehit ailelerine de hakaret edildi. hala ilginç. Tıpkı 11 eylülde birbirini kıran sağcılar ile solcular 12eylülden sonra hiçbirşey olmamış gibi davranmaları gibi. bunlar size birşey hatırlatmadıysada bana ergnekonu hatırlatıyooor
    Cevapla
  • ahmet ilker 17 yıl önce Şikayet Et
    PKK Bitse Ergenekonu Kim Besleyecekti?. PKK bitseydi uyuşturucu ticaretinden kazanılan paraları kim yiyecekti? Hayali irtica senaryolarını kim yazacaktı o zaman? Üstelik irtica senaryoları uyuşturucu ticareti kadar para da kazandırmıyor! Emekli askerler nereye müdür olacaktı bu durumda? Akıl alacağımız bir Encümeni Danişimiz bile olmayacaktı belki. Ya kürtçülük ayaklarında cukkalarını dolduran terör elebaşıları ve DTP liler ne halt edecekti peki? Bu kadar enayi ulusalcı ve kürtçüyü bir daha oluşturmak kolay mı?
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle