Mehmet Ali Birand
Mehmet Ali Birand
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

İşte biz böyle bir GS istiyoruz

GİRİŞ 28.02.2009 GÜNCELLEME 28.02.2009 YAZARLAR

Perşembe akşamı tam bir futbol şenliği yaşadık. Bir dakika mahvolduk, ikinci dakika sevindik. Tam üzüntü içinde staddan ayrılmak üzereydik ki, son dakika golüyle çıldırdık. Futbol işte böyle bir oyun. GS futbolcuları da kendilerini ipten kurtardılar.

Eğer geçen hafta Baros Kocaeline o penaltıyı atabilse ve durumu 3-3 yapabilseydi, bugün Skippe omuzlarda dolaştırılıyor ve zamanın en büyük menajeri diye alkışlanıyor olacaktı.
 
Nereden nereye...
 
Futbol dediğiniz işte bu... Ne zaman, kimin ne yapacağı belli olmaz. Süprizlerle dolu bir oyun.
 
GS’lı futbolcularda elde ettikleri sonuçla, kendilerini de ipten kurtardılar. Zira yönetim için Skippe’i cezalandırıp işin içinden kurtulmak kolaydı, ancak taraftarın gözünde, başta 5-2’lik mağlubiyet olmak üzere, son dönemlerdeki kötü sonuçların asıl sorumluları futbolculardı. Onlar Bordeaux’u eleyerek kendilerini kurtardılar.
 
Meğer gerçek GS, Perşembe günü o muhteşem sonucu alabilen bir takımmış.
 
Meğer bu futbolcular istedikleri zaman, önlerine geleni eleyebilecek güçteymişler.
 
Şimdi hepimizin beklentisi, GS’ın kupayı Kadıköy’de Saraçoğlu’nda kaldırması (!)
 
Perşembe akşamki GS bunu başarabilir. Yeter ki, futbolcular gerçekten istesinler ve koşsunlar...

VEHBİ KOÇ YAŞIYOR
 
Ülkemizden nice zenginler geçip gitmişlerdir. Ancak içlerinden hiçbiri, Vehbi Koç gibi ölümsüzleştirilememişlerdir. Bazıları Koç’tan da zengindi, ancak unutulup gittiler.
 
Vehbi beyin hala aramızda olmasının bir nedeni, parasını sadece daha fazla zenginleşmek için değil, aynı zamanda eğitim için kullanması, diğeri de onu çok seven ve onun adını yaşatmayı kendilerine görev saymış bir aileye sahip olmasıydı.
 
Koç’lar, babalarını-dedelerini yaşatmayı etrafa para saçarak, görkemli davetler vererek değil; lisesi, üniversitesi ve 100 bin dolarlık Vehbi Koç ödülünü ciddi şekilde sürdürerek başardılar.
 
Bu yılki ödülün Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’a verilmesi de en büyük örnek. 36 bin kız çocuğunun eğitimine katkı yapan Vakıf, bu ödülü en çok hak edenlerin başında geliyordu.
 
Eminim, ödül töreninin düzeyi, kibarlığı ve ciddiyeti Vehbi Koç’u mutlu etmiştir.

32.GÜN’Ü YENİDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN...
 
Perşembe gecesi 32.GÜN’de çok önemli bir konuyu tartıştık. Kürtçe’nin TBMM çatısı altında kullanılmasının yarattığı kriz ve PKK’nın tasfiyesi için yapılan planlar ele alındı. Konuklar birbirinden önemli kişilerdi: Mehmet Metiner, Sezgin Tanrıkulu, Orhan Miroğlu, Mehmet Faraç, Mehmet Emin Ekmen,Yasemin Çongar.
 
Ancak gece geç saatlerde yayınlandığı için kaçırmış olabilirsiniz. Tavsiye ederim, şu adresteki (www.32gunhaber.com) sitemize girin ve rahat rahat izleyin.
 GERÇEKTEN NAZAR DEĞDİ
 
Daha birkaç hafta önce, THY’ı yere göğe koyamayan bir yazı yazmış ve bu kurumumuzla gurur duyduğumuzu, 1970’lerden bu yana nasıl müthiş bir gelişim gösterdiğini anlatmıştım. Son dönemlerde hemen herkes aynı yönde methiyeler yazıyordu.
 
Galiba nazarımız değdi.
 
Medya’da en güzel manşet Hürriyet’inkiydi. Gerçekten bu kuruma nazar değdi.
 
Biz yine de onu yanlız bırakmayacağız. Şansszılık eseri doğan böyle bir kazayı yine de ucuz atlattık. Yine pilotlarımızın hayatları uğruna onlarca insan ölümden kurtuldu.
 
THY’a geçmiş olsun.
 
Her yerde seninle birlikteyiz.
 

CNN TÜRK İÇİN ÖNEMLİ BİR DÖNEM

 
CNN TÜRK Pazartesi günü yepyeni bir döneme giriyor. Bugüne kadar Taha Akyol ve Ferhat Boratav’ın yönetiminde çok başarılı bir 10 yıl geçiren bu kanal, şimdi Kanal D Ana Haber ile birleşti ve yepyeni bir çalışma ortamına girdi. Artık koskoca bir haber merkezinde, büyük kitlelere hitap eden, adeta bir haber fabrikası gibi çalışılıyor.
 
200 muhabir, prodüktör, kameraman, editör, iletişimci Türkiye’nin en büyük haber merkezinde bir araya gelmiş durumdalar.
 
Dünya’da nasıl haber denince akla CNN gelirse, Türkiye’de de akla CNN TÜRK geliyor.
 
Doğrusunu söyleyeyim, ben de heyecan içindeyim. Şu son uçak kazasında haberci refleksinin ne kadar güçlü olduğunu gösteren CNN TÜRK  ve Kanal D Ana Haber çalışanları bu yeni süreçte istediklerine ulaşmak için, yani sizlerin beğenisini kazanmak için çırpınacaklar.
 
Eminim başarılı olacaklar.

NEDEN KIZIYORUZ, ADAM DOĞRU SÖYLÜYOR...
 
Adalet Bakanı M.Ali Şahin’den hiç beklemediğim çıkışı eleştirirken, AKP’nin Mustafa Özbayrak’ı işi daha da açığa kavuşturdu ve noktayı koydu: “Bizim adayımıza oy vermezseniz, beldenizde taş üstüne taş koyamazsınız”dedi.
 
Kıyametler koptu. Çok kızdık...
 
Şimdi düşünüyorum da, bu beyler aslında doğruyu söylüyorlar. Onların tek hataları, bu gerçeği açıkça söylemeleri. Üstelik sadece AKP değil, hangi parti iktidar olursa, kendi belediyesine daha fazla para veriyor, muhalif belediyelere cimri davranıyor.
 
Bu kafa değişmedikçe de, iktidar belediyeleri şanslı olacaklar, muhalefet belediyeleri pastadan yeterli pay alamayacaklar.
 
İşte bundan dolayı, yerel seçimlerde genel olarak iktidar partileri şanslıdırlar. Zaten sırf bu nedenle, Başbakan sürekli bastırıyor. Olayı genel seçime dönüştürmeye çalışıyor.

TEGEV, YİNE ALKIŞ ALDI...
 
Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) bu yıl da çok başarılıydı. Hemen her yıl, bağış toplamak için düzenlediği gösterilerle ünlenen Vakıf, bu defa çok daha pırıltılıydı.
 
Gecenin bence, eğer mutlaka eleştirilecek yanı aranacaksa, tek kusuru bir master of ceremony, yani sunucusunun bulunmamasıydı. Sunucu olsa, tempo daha da hızlanır ve sahne üstündeki trafik çok daha göz alıcı bir konuma girerdi. Bunun dışında herşey mükemmeldi.
 
Tabii reytingi en yüksek gösteri, Güler Sabancı’nın tangosu oldu. Konulu bir mizansenin güç verdiği sahne en büyük alkışı aldı.
 
Arzuhan Yalçındağ, Rahmi Koç  ve Güneri Cıvaoğlu’nun performansları da çok hoştu. En önemlisi, böylesine yoğun bir gündemleri olmasına rağmen, yaptıkları işi ciddiye almaları ve günler boyunca çalışıp, hazırlanmalarıydı.
 
TEGV çıtayı yükseltti. Bundan sonra onlardan daha ilginç show’lar bekleyeceğiz.

MEDYA KAZASI...
 
Azime Acar ve Ender Bölükbaşı’nın ilk kitapları “Medya Kazası” idi. Çok beğeni kazandı. Şimdi de aynı kitabın ikincisi çıktı. Medya’daki yol kazalarını farklı bir bakış açısıyla ele alıyorlar. Hem kazaya uğrayanlar, hem de bu tip kazalardan korunmak isteyenler için, Cinius Yayınlarının çıkardığı Medya Kazası 2 tam bir başucu kitabı. Bu, son derece deneyimli iki gazetecinin benmide karıştığım kazalarla ilgili anlatımları çok ilginç. Tavsiye ederim.

ÇOCUKLARIN İŞTAHINI AÇAN KİTAP
 
Dünyanın en güzel şeylerinden biriyse anne ya da baba olmak; sonraki en güzel şeylerden biri de çocuğunuzun, hazırladığınız yemeği iştahla yemesini seyretmektir herhalde. Önüne ne koyarsanız koyun, ne pişirirseniz pişirin yemez işte, yemez.. Bebekse, ağzını kilitleyip kafasını sağa sola çevirir veya ağlar, sizin içiniz gider, o ağlar, siz ağlamaktan beter olursunuz.
 
Daha büyükse de, ağzına tıkıştırdığınız, peşinde koşarak yedirdiğiniz lokma dakikalarca durur ağzında, kaşığını çatalını evirir durur.
 
İşte, beslenme uzmanı ve yazarı Nevin Terzioğlu, bu konuda hayatınızı kurtaracak, sizin de çocukların da bu sorununa son verecek bir kitap hazırlamış.
 
Kitabın adı da çok tatlı, duymayı çok istediğiniz iki sözcük: "Anneee, acıktım!". Üstelik kitap, sevimli dinozor ve arkadaşlarının resimleriyle çocuklar için oldukça cazip olmuş. Çocuğu iştahsız olan anne-babalara öneriyorum. 
Mehmet Ali BİRAND - Posta
mabirand@e-kolay.net  

YORUMLAR 3
  • Dogan Akbaba 16 yıl önce Şikayet Et
    Heidi kizlar okula. Koc da oglu Aydin Dogan gibi kizlarin okula gitmelerini destekliyor.Anayasa Mahkemesinin Basörtüsü kararindan bir gün sonra Aydin Dogan, Haydi kizlar okula diye destek verdi.Bu haberi gördügümde sasirdim.Nasil bir zihniyet.Bir taraftan haydi kizlar okula diyeceksin sonra hopp basörtülüler degil.Sonrada cikip Mahalle Baskisi diyeceksin. .........????
    Cevapla
  • isa ertuğrul 16 yıl önce Şikayet Et
    Koç,un yardımı başörtüsü avcısına.. Başka kime verecekdi diyebilirsiniz acaba bir başı örtülü kıza yardım yapmışlarmı.Veren kim Koç.alan kim Atatürkçü d,d,başka sorum yok derim o kadar sevgili Metin Yazar yorumların harika aynen devam.
    Cevapla
  • Metin Yazar 16 yıl önce Şikayet Et
    Sahibinin sesi. Ben de böyle bir Galatasaray istiyorum ama istemediklerim de var.Bir gazetecinin partisi olabilir, onu fazla abartmadan destekleyebilir ama telaş ve heyecan içinde oturduğu yerden zıplaya zıplaya "biz kazanacağız," diye naralar patlatarak saçlamayamaz.Bunun adı gazetecilik değil ilkellik ve rezilliktir.Başkalarının açıklarını aramak için yırtınan,zorlayan,kanırtan ama kendi patronunun tescillenmiş VERGİ KAÇAKÇILIĞINI kapatmaya çalışan gazeteci de istemiyorum.Sahibinin sesi olmak gazetecilik değildir.
    Cevapla