Mehmet Ali Birand
Mehmet Ali Birand
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

AB'den Türkiye'ye önemli mesaj

GİRİŞ 20.03.2009 GÜNCELLEME 20.03.2009 YAZARLAR

Bundan kısa bir süre önce, Avrupa Birliğinde eski sert havanın değiştiğini ve Ankara’ya bakışların yumuşadığını yazmıştım.
Bu değişim özellikle, Başbakan’ın şubat ayında , ardından da CHP lideri Deniz Baykal’ın Brüksel’e yaptıkları ziyaretlerden sonra başlamıştı.
Geçen hafta, bu rüzgarların daha da kuvvetlendiğini ve Türkiye’den yana esmeye başladığını somut bir örnekle tanıklık ettik.
Avrupa Parlametosunda Türkiye raporu tartışıldı ve oylandı.
Bundan önceki parlamento toplantılarını belki hatırlıyorsunuzdur. Kan gövdeyi götürür ve Türkiye ile hesabı olanlar, kollarının altına dosyalarını alır, çıkacak olan rapora “değişiklik önergeleri” koydurmak için parlamentonun yolunu tutarlardı.
Oturumlar sırasında da, ağzı olan konuşur ve Türkiye yerden yere vurulurdu.
PKK’nın Kürt halkının haklarını koruduğunu açıklayanlar...Kıbrıs’taki istilanın hemen sona erdirilmesi kararları...Ermenilerin soykırıma uğradıklarını iddia edenler...
Vur abalıya giderdi.
Bir de bugünkü duruma bakın.

25 yıldır bu kadar ılımlı bir Türkiye raporu çıkmadı
Hollandalı milletvekili Ria Oomen Ruijten’in kaleme aldığı rapor, Avrupa Parlamentosunun son 20-25 yıldır yayınladığı Türkiye raporlarının  en ılımlısıdır, diyebiliriz.
İçinde yine bildiğimiz konular var.
Yine, işkencenin tümüyle yok edilemediği...Yine, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı...Yine Heybeliada Ruhban okulunun açılması...vs vs
Ancak bunların yanı sıra, PKK’dan terör örgütü olarak söz ediliyor...Artık Kıbrıs konusunda sadece Türkiye suçlanmıyor...Soykırım kelimesi rapora girmiyor...
Eskiden rapor taslağı ortaya çıktığında, ardından 200 kadar değişiklik önergesi verilir ve raporun dilinin keskinleştirilmesi istenirdi.
Bu defa sadece 16 değişiklik önergesi geldi. Çoğu da Türkiye’yi kollayan değişiklik istemiydi.
Bunda, raportör Ruijten’in ustalığı ve dengeleri iyi kollamasının etkisi var ise de, genel havanın Türkiye’den yana olması daha etkili olmuştur. Örneğin, Alman ve Fransız parlamenterler, Merkel ve Sarkozy’nin olumsuz tutumlarını rapora yansıtmadıkları gibi, anlaşılan Paris ve Berlin de bu konuda hiçbir girişimde bulunmamış.
Avrupa Parlamentosu genelde “kötü polisi”, AB Komisyonu da “iyi polisi” oynar. Bu defa ister Komisyon, ister çeşitli guruplardan konuşanlar olsun, hiçbiri Türkiye’ye hoyratça yaklaşmadı.

Tek ciddi eleştiri reformların gecikmesi
Teker teker inceledim ve 27 üye ülke arasında, Türkiye ile müzakerelerin kesilmesini ve bu sürecin durdurulmasını isteyen bir tek ülke bulamadım.
Parlamento çalışmaları sırasında da, tek bir parlamenter çıkıp bu yönde konuştu. Herkes müzakere sürecinin devamından yanaydı. Herkesin ortak noktası, Türkiye’de reformların hareketlendirilmesi ve tam üyelik sürecinin hızlandırılmasıydı.
Brüksel’deki bu havaya, Başbakan ve Baykal’ın katkılarından söz etmiştim. Buna ilave olarak, son dönemlerdeki dış politika faaliyetleri, Filistin, Suriye-İsrail barış görüşmeleri, İran-ABD yakınlaşması gibi konulardaki katkıları, Ankara’nın prestijini büyük ölçüde arttırdı.
Beni şaşırtan bir diğer noktaya de değinmeden edemeyeceğim.
Meğer, Davos olayı bende dahil olmak üzere, bazı yorumcuların görüşlerinin aksine, Türkiye’ye dışarıda da yarar sağlamış.
Kimi “İsraillilere artık birilerinin yüksek sesle bir şeyler söylemesi vakti gelmişti” diyor. Kimileri “ Başbakanınız bizim söylemekten çekindiğimizi açıkça ortaya koydu” diye konuşuyor. Bazıları da, Erdoğan’ın bu fevri çıkışlarının muhataplarını korkutmaya başladığını ileri sürüyor.
Genel izlenim, Türkiye’nin orta doğu’da artık şahsiyetli bir duruşu olduğu ve bölgedeki konjonktürün de -özellikle Amerika ile İran arasındaki temas hazırlığı ve Irak’tan çekilme hazırlığının- Ankara’nın lehine bir ortam hazırladığı şeklinde.
Ben de bu nedenle bu yazının başlığına “AB'den Türkiye önemli mesaj ” cümlesini koydum..

Mehmet Ali Birand - Milliyet
mabirand@e-kolay.net

YORUMLAR 5
  • bahar ılgaz 16 yıl önce Şikayet Et
    Benden önce yorum yapan arkadaşa şiddetle katılıyorum.Bizim kültürümüzde ve hamurumuzda. pısmak boyun eğmek eyvallah demek dışa karşı hiç de çok rastlanan bir olgu değil;diyaloğa ve insani ilişkilere seve seve katılabilen bu millet sabrı taşınca da tokatını indirmeyi de bilir;postayı koymayı da.Yıllarca bunların ve gazetelerinin yazdıklarıyla kültürlendiğimizi bilgi, fikir sahibi olduğumuzu sanan bizler meğer ne kadar da kendimizden uzaklaşmaya şahsiyetimizi yitirmeye başlamışız ne yazık..ZARARIN NERESİNDEN DÖNSEN KARDIR.ARTIK GÜR ÇIKAN SEDAMIZ VE BÜYÜK BAŞARILARIMIZ OLMALI dost düşman görmeli.
    Cevapla
  • Alperen selcuk 16 yıl önce Şikayet Et
    AB cözüm degil. ve önemlide degil, cünkü ABnin gelecegi pek parlak degil.Yillardir önümüze tas koyan AB simdi sicak bakiyor Türkiyeye!!!Beyler vazgecin bundan, memleketin gelecegini kendimiz yaratmaliyiz M.Ali Birand bey, bos islerle bizi lütfen mesgul etmeyin,ülkemizin daha ciddi sorunlari var.
    Cevapla
  • okursa yazar da 16 yıl önce Şikayet Et
    AB Raporu öylemi sayın Birand. günlerdir nette basında medyada Balbay günlükleri dolaşıyor. Darbecilerin planları, dünleri, yarınları,ülkenin demokratikleşme sancısı tartışılıyor.her kafadan bi ses çıkmasına rağmen memleketin cidden en usta gazetecilerinin başında gelen Sayın Birand AB nin tarihteki en ılımlı raporundan bahsediyor.ya hocam hadi biz cahil halkız da bişey bilmeyiz.bari Eski darbeci, usta gazeteci H.Cemal beyin yazdıklarını bi okusaydın da bu haberin önemini ve bunu görmemenin sizce ne demek olduğunu bi öğrenseydin yahu.
    Cevapla
  • hakan noyan 16 yıl önce Şikayet Et
    gercekler. deniz baykali epc(avrupa siyaset merkezi) davet etti. epc bu daveti her yil yapmaktadir, iktidar ve ana muhalefete. baykal 5 yil aradan sonra burukseli ziyaret etti. ama esas amaci burukseldeki chp burosunu acmakti. epc deki konusmasinda hukumeti reformlari geciktirmekle, kibris sorununu cozememekle ve ergonekon u savunmakla sucladi.baykal burukselde epc dinleyicilerini gulduren daimi muhalefet lideri olarak anild...
    Cevapla
  • mehmet ali 16 yıl önce Şikayet Et
    m.ali. ya sayın birand dedikleriniz doğrudur ancak chp liderinin ab liderleriyle yaptığı görüşmeden sonra ab tarafından bu adımların attığını ima etmişsiniz gibi geldi bana da bu çok komik deniz baykal acaba kaç yıl sonra ab li liderle görüşmüş madem bir görüşmeyle işleri yoluna koyuyordu şimdiye kadar yapmadı bunu bunları geçiniz ve sezarın hakkını sezara veriniz ab nin bu yumuşamasında türkiye cumhuriyeti şahsında hükümetin son yıllarda sadece avrupa da değil genel anlamda yürüttüğü dış politikaların sonucudur.
    Cevapla