Mehmet Doğan
Mehmet Doğan
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Eğitim ve Kavramlar-2

GİRİŞ 17.02.2017 GÜNCELLEME 18.02.2017 YAZARLAR

Geçen hafta aynı başlık altında kaleme aldığım yazım olumlu eleştirileri beraberinde getirdi. Bu yüzden geleceğimizi yakından ilgilendiren bu iki kavram üzerinde devam etme ihtiyacı duydum.  Genel olarak bir eğitim sisteminde üç ana unsur vardır; “Tasarımda Kalite, Süreçte Kalite, Çıktılarda Kalite”. Bu üç unsuru geliştirmek için; fiziksel mekan (iç-dış), modern araç-gereç ekipman ve eğitimcinin kalitesi önemlidir. Etkin, sürdürülebilir, geleceğe yön verecek kısa orta ve uzun vadeli planlama, planların uygulanması ile ilgili yetişmiş eğitimci, geri dönüşümleri gözlemleme, çıktıları değerlendirme,  varsa eksikleri giderme ve sonuçlandırma izlenecek yoldur. Ayrıca programları geliştirmek için, Ar-Ge, İnovasyon ve tasarım şarttır. Eğitim programlarında kaliteyi gerçekleştirirken eğitimde yaşadığı dönemin lokomotifi olan kadim medeniyetimizden azami yararlanarak, kendi değer ve yargılarımız ölçüsünde ölçme ve değerlendirmeye gidilmelidir.

Yukarında bahsetmiş olduğumuz süreçte kaliteyi yakalamak için; raporlama, paylaşım ve arşivleme (dijital-manuel) önemlidir. Öğrencilerin başarılı olması için; rehberlik, yönlendirme ve rol model eğitimin olmazsa olmazıdır. Önce sorun belirlenmeli durum tespiti yapılmalı, sonra teşhis konulmalı ve ardından iyileştirilmeye gidilmelidir. Yani, bilgi olmadan tercih olmaz. Başka ifadeyle “Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmekse tehlikelidir”.

“İlim Çin’de de olsa alın” düsturundan hareketle pergelin sabit ayağını kendi medeniyetimiz ve değerlerimize koyarak faydalı ilim ve irfanı araştırmak hepimizin görevidir. Erdemden yoksun gelişen bilim ve teknoloji, ikinci dünya savaşında binlerce kişinin ölümü, Hiroşima’ya atılan bomba, annesi babası öldürülen Iraklı, Suriyeli ve Afrikalı çocuklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitimde üstleneceğimiz medeniyet misyonumuzu üniter anlayışla sınırlamadan geçmişten günümüze ortak medeniyetimiz olan coğrafyalarla birlikte korkmadan, çekinmeden, cesaretle uygulamalıyız. 
Eğitimin insana katacağı en önemli unsuru olan bilgiyle beslenecek, bilgiyi özümseyecek, bilgiyi ahlakla taçlandıracak ve onu hayata tatbik eden olgun, erdemli birer insan olacağız. İslam’da “İlim, amel içindir” ilkesi vardır. Öğrenmeyi anlamlı hale getirmenin yolu onu yaşamaktır. Böylelikle, Allah’ın bizim için murad ettiği şeyi anlamış ve yakalamış oluruz. Allah (cc) Kitabında; insanı “oku” emriyle muhatap alırken “kalemle yazmadan” bahsederken bugün İslam coğrafyasında mürekkep yerine kan akmaktadır. Kadim medeniyetimiz batıya yol gösterici durumdayken, batının yol haritasında ilerlemeye çalışır duruma gelmiştir. Başkasının izinden yürüyerek onun önüne geçmeniz mümkün değildir.

Maalesef bugün ülkemizde ve İslam dünyasında; İzmir Milletvekili Hüseyin Karabıyık Bey’in ifadesiyle, “Halka tepeden bakan, kompleksli, ezik, tatlı su aydınları” kültür emperyalizminin hegemonyasından bir türlü kurtulamadılar. Bunun sebebi; içinde bulundukları medeniyete talihsiz bir perspektife sahip olmalarıdır. Eğitim sistemimiz, yukarıda ifade ettiğim üzere, koskoca bir medeniyeti yok sayma adına buna zemin hazırlamıştır. Medeniyetimizi yargısız infaz ettiler ve anlamaya çalışmadılar. “Ortaçağ karanlığı” Avrupa’ya ait bir kavram iken, getirdiler bu dönemi “İslam’a ilişkilendirdiler ve tabir yerinde ise, “Avrupa’yı vaftizlediler.”

Antep, Maraş, Urfa, İstanbul, İzmir, Erzurum vb. şehirlerin düşman işgalinden kurtuluşunu yerinde ve haklı olarak şehir meydanlarında coşkulu bir şekilde kutluyoruz. Bazı şehirlerimize yapmış oldukları destansı başarıları sebebiyle, ”Gazi”, “Şanlı” ve “Kahraman” unvanlarını verdik. O şehrin insanlarını taltif ediyor, medeniyetini övüyoruz. Sonra derse gidip bu işgal kuvvetlerini yere göğe sığdıramıyoruz. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Nasıl bir zâfiyettir anlamak güç. Çocuklarımıza, gençlerimize tarihimizi ve medeniyetimizi doğru tanıtmalıyız. Amacımız, “soğuk savaş yıllarına tekrar dönmek” değildir. Yabancılaşmanın yerlileştiği, yerli bütün değerlerin de yabancılaştığını, kabul edelim ve eğitim programlarında bu konuların önemine binaen üzerinde duralım. Başarıya giden yolda, “araştıran, irdeleyen, sorgulayan ve düşündüren” bir eğitim sistemi; geleceğimiz olan gençlerimizin özgüvenini geliştirir, cesaretini artırır. Eğitim’de Ahlak ve Maneviyatı öncelemeliyiz. Eğitim birey ile birlikte toplumu hedeflemeli ve üretimi, rekabeti, fazileti, erdemi, paylaşmayı diğergâmlığı, fedakârlığı esas alan bir içeriğe sahip olmalıdır. Eğitim sistemimiz, dürüst, namuslu, adaletli, merhametli, iyilikte yarışan insanlarımızı yetiştirmelidir. Bu gaye muvacehesince Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı külliyesinde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri Töreni’nde yapmış olduğu konuşmasında: “Bilgiyi hikmetle taçlandırıp irfana ulaşmadıkça hiçbir şeyi yerli yerine oturtamayız.” İfadesini dile getirdi. Küreselleşen dünyada zaman hızla akıp gitmektedir. 21. Yüzyılda çok hızlı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşayacağız. Bu yüzyıl bilgiyi çokça üretenlerin yüzyılı olacaktır. Gelişmiş ülkelerde, ister örgün isterse mesleki eğitim bir “emtia” haline gelmiştir.  Milli Eğitim Bakanlığımız, “güvenli bir gelecek” için sürdürülebilir başarıya sahip bir kurum misyonunu sahiplenmeli ve buna göre İslam coğrafyasını da kapsayan alternatif bir eğitim sistemi geliştirmelidir.  Türkiye’yi kendi sınırları içerisinde değerlendirmek hem Türkiye’yi rol model alan diğer milletlere haksızlık olacak, hem de şanlı tarihini inkâr olacaktır.

Eğitim sistemimizde; ortak medeniyet havzasında bulunan milletlerin toplumsal hassasiyetleri reel bir şekilde ortaya konulmalı, buna göre plan ve program gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde evrensel bir medeniyetin mensubu…. olduğumuz iddiasını yitiririz. Ortak bir medeniyete sahip olduğumuz iddiasını yine görmezden gelmiş oluruz.  Ne diyor Cumhurbaşkanımız; “Bu Coğrafyada kaderimiz de, kederimiz de ortaktır.” Öyleyse bu coğrafyayı “sahiplenme” dönemi başladı, “Vazgeçme” dönemi kapandı. Bu bilinç ve şuurla 2023’ü hedeflemeliyiz. 2023 stratejik hedefini ancak böyle yakalarız. Ya çok çalışıp gelişeceğiz yahut ölüm çukuruna düşeceğiz. Samimi ve içten gayretin bedeli mutluluktur.  Vesselam.

 

YORUMLAR 10 TÜMÜ
  • Adem 9 yıl önce Şikayet Et
    Resmi İdeolojinin dayatmacı eğitim anlayışınından arınmadığımız sürece eğitim sisteminde yapılan yamalar yeterli olmayacaktır.
    Cevapla
  • Efendi Bey 9 yıl önce Şikayet Et
    Yazınızda değindiğiniz "Öğrencilerin başarılı olması için; rehberlik, yönlendirme ve rol model eğitimin olmazsa olmazıdır." cümleniz gerçekten çok önemli bir nokta. Rol modelin eylem-söylem birlikteliği kaliteli eğitim verebilme ve "adam gibi adam" yetiştirebilme sürecinin odak noktası konumundadır kanımca. Bununla birlikte ilkokul çağından itibaren milli ğitim felsefesiyle tutarlı biçimde kariyer eğitimi ve danışmanlığı konusunda çocuğun potansiyelini ortaya çıkarıp en üst düzeye yükseltecek eğitim politikaları üretilmesi gerektiği kanaatindeyim.
    Cevapla
  • Halil arık 9 yıl önce Şikayet Et
    Meseleye profesyonelce ve samimi bir bakış.... Baştan sona okudum. Fevkalade buldum. Çalışmalarınızdan bizleri mahrum etmeyin.... Selam sevgi ve başarılar.....
    Cevapla
  • Hüseyin Sarsılmaz 9 yıl önce Şikayet Et
    İslam milletinin içinde olduğu Buhranı Genel bir çerçevede izah etmişsiniz. ALLAH RAZI OLSUN SİZDEN RABBİM RAZI OLSUN. BU Büyük Çalmayı yaptığınız için. Çok memnun oldum Bu çalışmaların Devamını. Temenni ediyorum. Saygılarımla.
    Cevapla
  • Nezir Demircan 9 yıl önce Şikayet Et
    Mehmet Hocam Eğitim ve mahsulü konusunda söyledikleriz,tamamen duygu ve temennilerin bir meali,bir tefsiri mesabesindedir.Ağzınıza,dilinize sağlık,kaleminize kuvvet temenni ediyorum.Saygılarımla.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle