Mehmet Doğan
Mehmet Doğan
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Kültürel Yozlaşma ve III. Milli Kültür Şurası

GİRİŞ 11.03.2017 GÜNCELLEME 13.03.2017 YAZARLAR

Kültür, tarihsel süreç içinde uzun yıllarda meydana gelen, bütün maddi ve manevi değerler ile bunları ortaya çıkarmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan; insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü olarak tanımlanmaktadır.

Üç gün süren “III. Millî Kültür Şûrası”, 17 ayrı komisyondan teşekkül etti. Komisyon başlıkları, başkanları ve konuşmacılar özenle seçilmiş olup her biri sahalarında söz sahibi diyebileceğimiz önemli şahsiyetler.

Üçüncüsü düzenlenen Millî Kültür Şûrası Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Kültürel yozlaşamaya dikkat çeken Cumhurbaşkanımız konuşmasında:  “Seçimle, sandıkla, oyla, iktidarı değiştirebilirsiniz. Ancak seçimle değiştiremeyeceğiniz ‘kültürün iktidarı’ var. Kültür iktidarı olmak için çok daha fazla çalışmaya, alın teri dökmeye ihtiyacınız var. Kültür emperyalizmine yerli ve milli değerlerimizi evrensel bir dille yeniden keşfetmeli ve yeniden inşa etmeliyiz” dedi.

Türkiye, uzun yıllardır küresel kültürün yol haritasına göre hareket etmektedir. Bu zihniyet sahipleri “İthal kültürle, kültür devrimi” yapmaya kalktılar ama bu “göle çalınan maya” gibi arzu edilen şekilde tutmayınca, belli periyotlarla “kültürel tahakküme” başladı. Ama ne yaptılarsa Anadolu irfanını, edebini, aşkını ve sevdasını yok edemediler.

Anadolu insanı, erkeği-kadını işine, eşine, aşına, koyununa, keçisine, düğününe, ağıtına, türküsüne, bayramına “aşkını, sevdasını ve yüreğini” katmıştı.

Anadolu insanının inançları ve değerleri ile ilgili bilgileri az olsa bile, geleneklerine bağlı imanları ve vatan sevgileri tamdı.

Batılılaşma ve modernleşme sürecinde, oryantalizmin ve sol düşüncenin giderayak Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıkları marifetiyle yaygınlaştığı ve hayatın her alanına hızlı bir şekilde girdiğini kabul etmeliyiz. Amaç seküler uygarlığı (!) tesis etmekti. 1950’li yıllardan başlamak üzere 1970’li yıllar “fikir akımları” gençlerin uğraş alanıydı. Özellikle sol ve seküler düşünce hayatı, devletin kültür politikaları ile popüler hale geldi. Bir zamanlar, Batı ve Rus klasikleri ile sol yayınları okumak bir ayrıcalıktı. Buna mukabil MTTB, Ülkü Ocakları, Milli Gençlik Vakfı özü itibariyle “tarihi ve kültürel değerlerimizden” beslenen; Mehmet Akif, Necip Fazıl ve Cemil Meriç gibi yazarlarımız ve şairlerimizin ilham kaynağı olduğu bir “gençlik” vardı. Bu gençliğin sol düşünceden farklı yanı, “solu ve batıyı” okuyarak sol düşünceye karşı bilinçli bir duruşu olmasıydı. Sol, ütopik bir Marksizm hayaliyle değerlerimize karşı adeta savaş açmıştı.

1980’li yıllarda darbeci yönetim, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda “batıcı jakoben gençliği” hedeflemişti. Ülkenin nasıl yönetildiği ile ilgilenmeyen; müzik eğlence ve batı hayatını taklit ve hayranlıkla takip eden, değerlerimize yabancı bir gençlik… Sol tandanslı gençliğe de, Müslüman gençliğe de kapalı bir düşünce tarzı geliştirmişti.

Toplumdaki korku, gelecek endişesi, işsizlik, yoksulluk fakir-fukaranın belini bükmüştü. Anne ve babalar çocuklarına tam da rejimin istediği gibi “aman evladım görüyorsun memleketin halini, suya-sabuna dokunma, etliye sütlüye karışma, memleketi sen mi kurtaracaksın, ekmeğine kavuşmaya, hayatını kurmaya bak” diyorlardı. Bu anlayış, aynı zamanda gençleri siyasetten ve sorgulamaktan uzak tutmuştu.

Okulla ve hayatla gençlerin dünyasından “idealizmi” ve “kültürünü” çıkartırsanız ve bunu bir devlet politikası haline dönüştürürseniz sonuç itibariyle gayesiz, hedefsiz, özgün düşünceyi kaybetmiş, eğlence, oyun ve müzikle hayatını idâme ettiren, magazin gençliği ortaya çıkar.

Günümüzde ise, entrika, öfke, kin, nefret, güç, rekabet, kavga, hırs ve gayri ahlaki bir hayat tarzını özendirme ile başlayan bir “Survivor” gençliği ortaya çıktı.

“Popüler survivor”,  maalesef sadece ülkemizi değil İslam coğrafyasını da tehdit eden büyük bir dalgayla hızlı bir ahlaki erozyon ve kültürel yozlaşmayı da beraberinde getirdi. Bu da yetmedi, kamu ve özel sektör cami, okul, hastane resmi binaların isimleri hariç; marketlerin, AVM’lerin, dükkânların, mağazaların, iş yerlerinin, konut ve sitelerin adlarına yabancı isimler verilmeye başlandı.

Batı uzun vadeli planına ara vermeden ve hız kesmeden devam ediyor. Kendi dışındaki toplumların dilini ve kültürünü yozlaştırarak kimliksiz/kişiliksiz, “dinler arası diyalog” diyerek dinsiz, “medeniyetler arası ittifak” diyerek medeniyetsiz bir toplum oluşturmayı hedeflemekte. Daha doğru ifadeyle kendi değerlerini ikame etme gayretinde.

Manzarasını/resmini çizdiğimiz bu durumda, kültürel temel dinamikleri değiştirmedikçe, “biz istediğimiz kadar zengin bir kültürel mirasa sahibiz” diyelim, egemen kapitalist popüler kültürün zararlarından kurtulamayız.

Egemen batı ya da evrensel kültüre teslimiyetimizin sebebi bizim kültürümüzün tarihimizin ve kadim medeniyetimizin yetersizliğinden değil, onu bilmeyişimizden, onunla bir çırpıda ilgimizi kesmemizdendir. Sıkıntımız kendi kültürümüze sırtımızı dönüp, yabancı kültüre teslim olmamızdandır.

Evrensel kültür, tarihi süreci içinde gelişen ve ortaya çıkan ortak insanlık mirası değildir. Amacımız batı medeniyetine düşmanlık, ret ve inkâr da değildir.

III. Milli Kültür Şûrası ile ortaya çıkacak “Yeni ve Milli” kültür politikası, ülkemizin ve İslam coğrafyasının tarihten günümüze taşıdığı tasavvur ve idealleridir. Medeniyet değerlerimiz içinde batı kültüründen faydalandıklarımız da buna dâhildir.

Çağımızın en büyük sorununun kültürel sığlaşma olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Hiçbir derinliği ve kalıcılığı olmayan günlük üretilip tüketilen işlerle medeniyet inşa edilemez. Özellikle gençlerimizi gerçek sanat ve kültürümüzü öğrenmeye teşvik etmeliyiz.” diyerek durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Cumhurbaşkanımız “2023 vizyonuna uyumlu, uygulanabilir bir kültür yol haritası ortaya koymanızı istiyorum” diyerek hedefi belirledi. Bu Şura’dan çıkacak yol haritası ve pratik çözüm önerileri inşallah kâğıt üzerinde kalmaz ve Kültür Bakanlığı bunları hayata geçirir.

İlim ve kültürel hayatımızın irfanı, aşkı ve sevdası olmalı. Bunları her alanda işimize, sanatımıza, yaşam tarzımıza aktarmalıyız. Hayatımızın tadı da, tuzu da irfanımız olmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın açılışta yaptığı konuşma iyi okumalı ve ona göre bir yol haritası belirlenmeleridir.

Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, Kültür Bakanımıza ve emeği geçen herkese bu önemli buluşmayı gerçekleştirdikleri için müteşekkirim.

Vesselâm.

YORUMLAR 18 TÜMÜ
  • Taha 9 yıl önce Şikayet Et
    Bizi aydınlattığınız için teşekkür ederim. Çok güzel bir makale
    Cevapla
  • Eroldemir 9 yıl önce Şikayet Et
    Mehmet bey teşekkür ederim güzel bir yazı olmuş selamlar
    Cevapla
  • Efendi Bey 9 yıl önce Şikayet Et
    Kültürümüz toplumumuzun sürekliliği için hayati olduğuna göre; her bireyin gelenek, dil, yaşam biçimi ve değerlerimiz üzerine duyarlılık ve farkındalık eğitimi alması gerektiğini düşünüyorum. Yasaklar istendik kurallar olmasa da, denetimsiz kültürel ortama mutlaka sınırlama getirilmeli. Herhangi bir TV programı veya görsel ya da işitsel yayın vb. milletimizin toplumsal ve ahlaki değerlerinin korunmasından üstün tutulamaz. İlgili mercie yapılan şikayetler ivedi değerlendirilmeli ve gereği acilen yapılmalıdır. Ayrıca kültürel yozlaşmaya dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için belirlenecek STK'larla kamu kurum ve kuruluşları işbirliğine gitmelidir. Yazılarınızın devamı dileğiyle...
    Cevapla
  • baran 9 yıl önce Şikayet Et
    devletimizin en üst makamı kültürel yozlaşmaya ve tehlikelere karşı bir şura düzenliyor, ne acıdır ki bu hadiseyi sizin gibi değerli bir avuç aydın sahipleniyor, önemini halka duyurmaya çalışıyor. toplumsal yaralara karşı yüreğinizle verdiğiniz bu mücadelede, başta reisimiz olmak üzere sizin gibi aydın görüşlü kişileri sonuna kadar destekliyor ve takip ediyoruz.
    Cevapla
  • Abdurrahman UĞUR 9 yıl önce Şikayet Et
    Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum Allah razı olsun Rabbimiz ailece günlerinizi mübarek işlerinizi hayırlı eylesin.Umduklarınıza nail korktuklarınızdan emin eylesin.Abdurrahman UĞUR Eminsinan Cami imamı Hatibi Hac ve Umre hizmetleri hadimi EMİNÖNÜ
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle