Referandum sonucu nasıl okunmalı?
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin yedinci referandumunu gerçekleştirdi. AK Parti kendi döneminin üçüncü referandumunu da başarıyla sonuçlandırdı. 2007 yılında %69 oranla 2010 yılında %58 oranla iki referandum süreci geçiren AK Parti, son referandumda da başarısını tekrarladı. Milletin iradesi %85 katılımla %51.4 Evet, %48.6 Hayır şeklinde sorunsuz ve olaysız bir şekilde sandığa yansıdı. Başbakan Binali Yıldırım “Kaybeden yok, kazanan Türkiye”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Oyları ne olursa olsun, tüm Türkiye’yi kutlarım” dediler. Bu milli birlik ve beraberliğin, Yenikapı ruhunun kapsayıcı, kucaklayıcı büyük Türkiye’nin sesidir. Bu ses 15 Temmuz FETÖ/PDY ve işbirlikçilerine cevaptır.
Resmi olmayan sonuçlara göre yaklaşık 25 milyon “Evet” oyu ile 1 milyon 413 bin oy farkla “anayasa değişikliği” kabul edildi. “Yönetim Sistemi”ni değiştirme kararı alındı. Bazı büyükşehirlerde “Hayır” oylarının fazla çıkması; “sosyo-ekonomik bir alt yapıya, dayandığı, hayat tarzı endişesi, eyalet, tek adam ve Rejim değişikliği” gibi tartışmaların sebep olduğu ifade edilse de, neden “eyalet isteyenler” “hayır” oyu verdi? Ve neden Kocaeli, Sakarya ve Bursa gibi Türkiye sanayisinin can damarı olan şehirlerde “Evet” oyu fazla çıktı? AK Parti’nin İstanbul ve Ankara’da seçimi kaybettiği/erime yaşadığı gibi değerlendirmeler çok yanlış ve ön yargılıdır. 1 Kasım 2015 ile 16 Nisan 2017’yi karşılaştırdığımızda böyle bir sonuca varılması oy oranı itibariyle söylenemez. Bunun bir referandum olduğunu unuttular ya da işlerine öyle geliyor. Hiç boşuna uğraşmayın bu referandumda AK Parti oylanmadı. Sonuç itibariyle Erdoğan’a duyulan güven tazelendi. Artık tarihin akışını değiştiremezsiniz.
“Eyalet” konusunun referanduma 2-3 gün kala dillendirilmesi kesinlikle doğru değildir. Sistem değişikliği “Rejim Değişikliği” şeklinde lanse edildi. “Rejim Değişikliği” olmadığını bilmelerine rağmen, inanmak istedikleri için inandılar. Güneydoğu’da bir önceki seçime göre AK Parti, oylarını 2’ye katladı. Hendek siyaseti ve İslam düşmanlığı HDP’ye puan kaybettirdi.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin milli birlik ve bütünlük için gayreti takdire şâyândır. BBP ve Hüda-Par’ın desteklerinin hakkını teslim etmek gerekir.
MHP’nin Erzurum, Bayburt başta olmak üzere İç Anadolu ve Karadeniz bölgesindeki muhafazakâr taban oyu “Evet”e gelmiştir. Buna karşın Güney, Batı, Manisa, Balıkesir ve Trakya’daki oyların kısmen “Hayır”a gittiği gözlenmektedir. Aynı şekilde AK Parti içindeki yeni moda tabirle AKP’lilerin “Hayır”a verdikleri kanaati yaygındır. ABD ve Avrupa’nın siyasetçileri, sanatçıları ve medyasıyla birlikte net bir şekilde karşı çıktığı, FETÖ/PDY, PKK, DHKP-C, Aydınlıkçılar ve Akşener’ci MHP’liler ile bir kısım Saadetçiler, CHP ile birlikte “Hayır” cephesinde yer aldılar. Fakat AK Parti, %45-48 arası oyu konsolide etmeyi başarmıştır. Bu 15 yıllık bir parti için büyük başarıdır.
Artık Türkiye “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemine” geçmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “16 Nisan halk oylaması milletin geleceğine sahip çıktığının önemli göstergesidir. 16 Nisan ‘Evet’ veya ‘Hayır’ diyen herkesin, 80 milyon nüfusu, 81 vilayeti, 780 bin kilometrekare toprağıyla tüm Türkiye’nin Zaferidir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da bu zaferin önemli bir parçasıdır” dedi. Artık yasallığın da meşruiyetin de kaynağı Hakk ve halktır. Özgür seçimlerin dışında bir meşruiyet kaynağı yoktur.
Türkiye’de yeni bir dönem başladı. Statüko, üst akıl ve yalan üzerine kurulmuş strateji kaybetti. Değişim, dönüşüm ve istikrar kazandı. Türkiye kazandı. Son derece medeni, uygar ve AB standartlarının üzerinde bir halk oylaması olmuştur. Yani, Türkiye’de artık hiçbir kimse “sosyolojik, psikolojik ve siyasi bir ayrışma, ötekileştirme ve düşmanlık tohumlarını ekemeyecektir.” Bu nevi temenniler, basındaki bazı “ayrışmacı” köşe yazarlarının istekleridir. Halkımız ve yönetim bu nevi “kişilik ve zihniyet bozukluğuna” izin vermeyecek ve itibar etmeyecektir. Sokağı hareketlendirerek “gezi türü kontrollü bir eyleme” asla geçit verilmemelidir. Bu referandumdan bir kutuplaşma çıkarmaya çalışanlar, batının “Ezik kolonyalistleridir”. Bu vesayet cephesinin küresel ve yerel blok işbirliğinde, bütün imkânlar kullanılarak yürüttüğü çirkin kampanya; YSK çıkarması, tencereli, tavalı, sirtaki eylemlerine başlamaları meşruiyetlerini ve vesayetlerini kaybetmeleri sebebiyledir.
Dün Rahmetli Özal’ı “tek adam hevesliği” olmakla, “diktatörlük özlemi çekmekle” suçlayanlar, bugün de aynısını hatta dozunda sınır tanımayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptılar. Sistematik yalana, akıl ve edep dışı söylemlere başvurdular. “Lokantaları, muhtarlıkları, minibüs hatlarını kapatacak” yalanları dikkate alarak “hayır” oyu verenler varsa, vah bunların “demokratik ve özgür kültürüne…”
Kin, nefret ve ayrıştırma ekseninde halkımızı bölünmeye ve zıtlaştırmaya yönlendirmek milli bütünlüğümüze ve kardeşliğimize yönelik en büyük tehdit ve ihanettir. Siyasal tercih farklılığı, Türk, Kürt, Alevi, Sünni gibi farklılıklar/renkler, kültürel zenginliğimiz olarak değerlendirilmelidir. Zira bu yurdun 1000 küsur yıllık tarihsel iklimi barış, esenlik, kardeşlik, adalet, özgürlük ve eşitliktir.
Birbirimize kırılmadan, darılmadan yeniden “Büyük Türkiye’nin” inşası adına oturup seçimin reel bir analizi yapılmalı. Ufacık bir “firenin” görmemezlikten gelinmesi daha sonra telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacağını düşünenlerdenim. Kaybı kabullenmeyen bir heyecan ve aşka sahip olmalıyız. Vizyonumuz ve misyonumuzun gereği budur. “Hayır” demiş olanların kaygıları, endişeleri ve beklentileri nelerdir? Dikkatlice incelenmeli ve öz eleştiriden kaçınmamalıyız.
AK Parti’nin tabanının “garip, guraba, fakir fukara ve orta kesim halkın oluştuğunun bilincindeyiz. Bizler, miting alanlarına kucağında ve elinde çocuğu ile gelen eli öpülesi hanım efendinin, bastonuna dayanmış amcanın/dayının, ninenin/dedenin, kolu bacağı olamayan engellinin ve yaralı gazimizin dün olduğu gibi bugün de yarında yanında olacağız.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, garibin sofrasında minder üzerinde oturuyor, cenazesini omuzluyor, taziyesine gidiyor, taksicinin durağında ve vatandaşın evinde çayını içiyor, selamını esirgemiyor. Bizde böyle devam edersek daha büyük ve coşkulu günleri yaşayacağız Allah’ın izni ve yardımıyla. Bu ülkenin tapusu halkın iradesidir. CHP bunu hâlâ anlayamadı. Değişim ve dönüşümden yana tercihini yapan Anadolu insanında aşk, şevk ve heyecan vardır.
Toplumsal ortak paydada, siyasi ve ekonomik istikrar ülkemizin büyümesi ve gelişmesi açısından önemlidir.
Ayrıca Güneydoğu da toplumsal hayatı tehdit eden feodal, gerici ve Faşist PKK yapısının kırılması, terörden arındırılmış özgür düşünce, kardeşlik ve sevgi ortamını sağlanması hizmetlerin aksatılmaması emniyetin tahkim edilmesi gereklidir. Güven, istikrar ve istihdam arttıkça PKK’nın etki alanı daralacaktır.
Tarih bize şunu göstermiştir ki; insanlar genel olarak alışkanlıklarına mağlupturlar. Değişim ve dönüşüm kolay değildir. Bunun için uzun bir süreç gerekir. Onun için %51,4 oranında “Evet” çıkması büyük bir başarıdır.
Netice itibariyle; merhamet, adalet ve şefkat timsali Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) “Birbirinize buğz etmeyiniz, haset yapmayınız, sırt dönmeyiniz, Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz. Bir Müslüman kardeşinize üç günden fazla küs durması helal değildir” diyerek Müslümanda olması gereken temel özellikleri ortaya koymuştur.
Zorba, totaliter ve baskıcı zihniyetin bağırıp çağırmasını, saldırmasını kale almadan, açık, net ve tartışılmaz zaferi çok çalışıp hizmetlerle taçlandırıp yola devam edilmelidir. Zira, Kur’ânî ifadeyle “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” Ve “ Yeryüzünün varisleri ancak Allah’ın Salih kullarıdır.”
Unutmayalım ki “Salih olursak, varis oluruz”. Aksi takdirde Allah (cc.) vermiş olduğu nimetini çekip alır. Bu temennilerle idrak edeceğimiz Miraç Kandili’nin ülkemiz, İslam âlemi ve bütün insanlık için hidayet, rahmet, barış ve esenlik getirmesini dilerim.
Vesselam.
-
Reha 8 yıl önce Şikayet Et18 Yas konusu iyi anlatilamadi.Beğen
-
Fading Ekici 8 yıl önce Şikayet EtMükemmel bir analiz. Umarim ders çikartilir.Beğen
-
Ayhan AYKOL 8 yıl önce Şikayet EtDevlet ve millet olarak bir yola girdik... Uzlaşmacı ve sevecen tavrımızı daha da güçlendirerek, Müslüman ve insan olmanın gereklerini yapıp hayatımızı taçlandır malıyız... Yazılarınız her zaman olduğu gibi, Hakkı ve sabrı tavsiye niteliğin de olur İnşaAllah... VesSelâmBeğen
-
Selahattin Melek 8 yıl önce Şikayet EtSelamünaleyküm hocam peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem son seferinde döndüğünde demişti ki küçük Cihat bitti şimdi büyük Cihad başladı Evet referandum bitti Ama daha büyük mücadele lazım uyanık olmalıyız Birlik olmalıyız Hainler birleşmiş keminin adı Agit kiminin adı bilmem ne bela bir olacağız diri olacağız iri olacağız ki Dursun bu rezil istila SaygılarımlaBeğen
-
Nezir Demircan 8 yıl önce Şikayet EtEvet Hocam,elbette ki bu referandum,dediğiniz gibi Türkiye için olağanüstü bir zaferdir.Herhalde ayrıca tüm dünya müslümanları için de büyük bir sevinç ve güven kaynağı olmuştur.Kıymetini bilmekle beraber,dediğiniz gibi küçük bir fireyi gözönünde bulundurmasak arkasından gelebilecek ilahi tokat çok şiddetli olur. Bana göre havalara girme yolundaki ayak sürçmemiz için ilahi bir ikaz olarak telakki edilirse Rahmet-i Rahman yanıbaşımızdadır,vesselam.Beğen