Ortadoğu’da ne yapılmaya çalışılıyor?
Suriye ve Irak krizinden sonra Ortadoğu’da Katar merkezli yeni bir krizi kurgulayan İsrail, talimatı veren “üst akıl”, “Küresel Patron” ABD, uygulayan ise Trump’ın körfez NATO’su Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Bahreyn, Yemen, Umman, Libya, Ürdün, Moritanya ve Maldiv Adaları hep birlikte “sihirli küreye” el bastılar. Kılıç-kalkan dansından sonra “Sihirli Küre” ‘den “Katar Kuşatması” çıktı. Ayrıca 385 milyar dolarlık bir antlaşma yapan Trump, ülkesine dönerken attığı tweette “ülkeme yüz milyarlarca dolar kazandırdım” diyerek sevincini ABD’li silah baronlarıyla paylaştı.
Hamas, İhvan ve Suriye muhaliflerine destek vermesi, İran’la ılımlı bir siyaset yürütmesi sebebiyle Katar’a çok sert yaptırımlar uygulamaya başladılar.
Michael Rubin, “Acaba Erdoğan Katar parasıyla ödeme yapamadığı zaman kendisini kaç kişi izleyecek?” tweetiyle bu operasyonun Türkiye ayağını açıkça ifade etmiştir. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki; operasyonun ana hedeflerinden biri de Türkiye’dir. Zira 15 Temmuz’dan kalan hesaplaşma hala içlerinde bir ukde olarak duruyor. Trump bu seyahate çıkmadan önce, Damadı ve danışmanı Jared Kushner’in perde arkasında Ortadoğu gezisini planladığı söylenmektedir. Bilindiği üzere damat Kushner ABD’de etkili Yahudi bir iş adamının oğlu ve “İsrail’e çok yakın” biri olduğu ortadadır. Körfez krizinin patlamasının ardından İsrail Savunma Bakanı Agivdor Liberman “Katar ve bazı Arap ülkeleri arasındaki kriz, Arap ülkeleriyle işbirliği yapmak için İsrail’e büyük fırsat sunuyor. Arap ülkeleri bile bu bölgedeki riskin İsrail değil, terörün olduğunu anladı. Bu durum bizim için önemli bir fırsattır” dedi. İsrail’in Eski Savaş Bakanı Muse Yaalon “Bazı Arap ülkelerinin Katar’la diplomatik ilişkilerini kesmelerinden büyük mutluluk duyduğunu, bunun da İsrail’in siyasi alandaki başarısının öncüsü olduğunu artık İsrail karşısında hiç Arap Koalisyonunun kalmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Katar hariç bütün Arap ülkeleri bizimle aynı gemide” ifadeleriyle son gelişmeleri özetledi.
İsrail yanlısı, Demokrasileri Savunma Derneği (FDD) yetkilileri Mark Dubowitz ve John Hannah’la yazışmaları tespit edebilen BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf El-Uteybe’ye gelen maillerin birinde FDD’de Türkiye uzmanı olarak çalışan Hannah’ın “15 Temmuz darbe girişiminde FDD ve BAE’nin adı komplocular arasında zikredilmiş. Sizinle anılmaktan şeref duydum” ifadesini kullandığı ortaya çıktı.
Katar’ı abluka vesilesi saydıkları İhvan; faşist darbeci Sisi hükümetine binlerce şehid verip, tek bir kurşun dahi atmamış, bir cana kıymamıştır. Eğer “demokrasi” önemli bir kriter ise; Katar, Mısır konusunda neden suçlanmaktadır? Çünkü legal ve demokratik yoldan Mısır halkının %53’ünün oyu ile iktidara gelmiş Mursi’nin yanında olması demokrasinin gereği bir yaklaşım değil midir?
Filistin’i işgal eden; ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı yerle bir etmeye çalışan, binlerce kişiyi öldüren, yerinden yurdundan eden faşist, siyonist katil İsrail devlet terörüne karşı onurlu bir şekilde mücadele eden Hamas’ın kendi topraklarını korumaktan ve can güvenliğini sağlamaktan başka bir amacı yoktur. Terör örgütü olarak nitelendirilen Hamas ve İhvan; bölgede, Ortadoğu’da ve Dünya’da hangi ülkelerin istikrarına, güvenliğine, bölünmez bütünlüğüne yönelik eylem gerçekleştirmiştir? Hamas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubyr’in kışkırtıcı ve endişe verici açıklamalarına ilişkin; “Cubeyr’in açıklamalarının, Siyonist düşman (İsrail) tarafından halkımıza, topraklarımıza, Mescid-i Aksa’ya yönelik daha fazla ihlal ve suç işlenmesi için bir fırsat olarak değerlendirilebileceği kimseden gizlenmez bir gerçektir” dedi. 50 yıldır Filistin toprağını işgal eden Siyonist İsrail’e karşı birlik olmayan bu devletler, Katar’a karşı 2 dakikada Kılıç-Kalkan dansı ile hangi amaçlar doğrultusunda birleştiler?
Emellerinize ulaşmak için; ömrünü İslam’a adamış 91 yaşında İslam Âlimi Yusuf el-Karadâvî’yi dahi terörist ilan ettiniz. İnanıyorum ki bu coğrafyada yaşayan insani değerlere sahip hiçbir kimse sizin bu trajedik rezil tutumunuzun yanında yer almayacaktır.
Son hamleler, ABD ve işbirlikçilerinin Ortadoğu’da Suriye ve Irak’ta yapmaya çalıştıkları projelerinden bağımsız değerlendirilemez.
Bu bağlamda geriliminin bir diğer önemli sebebi, Katar’ın dünyanın en büyük likit doğalgaz (LNG) üreticisi ve satıcısı olmasıdır. Katar, Suudi Arabistan, Mısır ve BAE’nin başını çektiği komşu ülkelerin politik önceliklerine ve siyasal tercihlerine uymaması, bölgede ve dünyadaki bütün ülkelerle siyasi, askeri ve ekonomik işbirliği içinde olması bu ülkeleri rahatsız etmektedir.
Körfezdeki bu problemi çözmek için, Rusya, Fransa, Pakistan, Endonezya, Malezya başta olmak üzere krizi besleyen ülkeleri de kapsayan yoğun bir diplomasi başlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn Dışişleri Bakanını kabulünde, “Krizin Ramazan Bayramı’na kadar çözülmesini istedi.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, düzenlenen iftar programında; “Tüm Körfezdeki kardeşlerime sesleniyorum; Liderler ve Körfez halkı sizlere sesleniyorum, kardeş kavgasının kazananı olmaz, iftiralarla bir yere varılmaz. Böyle bir kavganın kazanan tarafı bölgemizdeki istikrarsızlıktan, girişimlerden, kan ve gözyaşından beslenen odaklar olacaktır. Türkiye’de darbe girişimi olduğu zaman Körfez’de kimlerin sevindiğini biz çok iyi biliyoruz. Kimlerin o geceyi nasıl geçirdiklerini de çok iyi biliyoruz,”….Katar’ın yanında olmaya devam edeceğiz. Katar’ın teröre destek verdiğine şimdiye kadar hiç şahit olmadım” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın krizin başlamasından itibaren, Katar’ı dışlayan ambargoya karşı net bir tavır koyması, “arabulucu” rolünü üstlenmesi, krizin tarafı olmaması, doğru ve adaletli bir yerde durması, “asker gönderme tezkeresinin TBMM’de onaylanması” isabetli ve stratejik bir karar olmuştur.
Türkiye’nin arabulucuğu, Katar’ın yanında, diğerlerinin karşısında bir duruş değildir. Adil, dengeli, barış, kardeşlik ve dostluğu önceleyen bir pozisyondur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın itidal çağrısı yapması, krizin diyalog yoluyla çözülmesinden yana tavrını koyması, üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gereken bir tutumdur.
Türkiye’nin yegâne amacı; küresel sermayenin iştahla arzu ettiği bölgesel bloklaşmayı önleyip, kutuplaşmayı ve ayrışmayı ortadan kaldırarak, İslam ülkeleri arasında yıllardır oynanmaya çalışılan alevi-sünni çatışması gibi tarihsel oyunları bozmaktır.
Emperyalizmin uzun soluklu projesi kapsamında İslam medeniyetinin kalbi olan kadim şehirler bir bir yok ediliyor. Bağdat-Şam gitti. Kudüs her gün eriyor. Sıra Mekke ve Medine’ye mi geldi? 11 Eylül senaryosunun ardından ABD, benzer gerekçeler öne sürerek bölge ülkelerini dümen suyuna çekti. Trump’ın seçim döneminde “en büyük terörist” ilan ettiği Suudi Arabistan’ı işbirliği dansına kaldırması hem Suud hükümeti hem de Trump tarafından nasıl izah edilecektir? Suudi Arabistan kendini terörist diye nitelendiren ABD ile dansa kalkarken, her defasında kendisini savunan Türkiye Cumhurbaşkanı’na El-Arabia Televizyonu’na “Erdoğan terörün arkasında” diye yayın yaptırarak büyük bir iftiranın ve hadsizliğin içine girdi. Ortadoğu’daki devlet yöneticilerinin bu tutumuna rağmen bütün halk Erdoğan’ı seviyor ve Erdoğan gibi düşünüyor.
Aynı düşüncenin mensubu şer güçlerin; Gezi Olayları, 17-25 Aralık kalkışması, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve referandum sürecinde Avrupa’da yapmak istedikleri ile Katar’da yapılmaya çalışılanlar, yöntem ve zaman farkı olsa da aynı amaç doğrultusundadır. Bu güçler Katar Emiri El Tani’ye; “Ya bizim dediklerimizi yap ya da yönetimden düşürüleceksin” demeleri mümkün görünüyor.
ABD, İngiltere ve Batı’nın Türkiye’yi; Hamas, İhvan ve Yusuf El Karadâvî gibi âlimlere sahip çıkması sebebiyle, daha önce ürettikleri DAEŞ’le birlikte terörü destekleyen ülke konumunda, Katar gibi bir muameleye tabi tutmaları muhtemeldir.
Her ne kadar ABD Dışişleri Bakanı, Tillerson Körfez’de çözüm için, “diplomasiyi” öneriyorsa da, Suriye konusunda da gördük ki bu önerilerin bir değeri yok, ama arka planları ve gizli ajandaları daima var. Nedir bunlar? Önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere İslamofobik ve Erdoğan karşıtı hatta düşmanı bir ekibin Beyaz Saray’da bulunmasıdır. Trump’ın reel bir politik bakış açısı yoktur, çıkarları vardır. Tehlikeli olan da budur.
Türkiye yeni dengelere hazır olabilecek stratejileri geliştirmeli. Ağır ve sancılı bir sürece giderken Rabbim, İnşallah bu oyunu bozar ve zalimlere fırsat vermez.
Vesselam.
-
Adem 8 yıl önce Şikayet Etİslam dünyasının halni çok güzel anlatmışsınız.Rabbim islam dünyasına akıl fikir ve onurlu bir yaşam için irade versin.VessalamBeğen
-
Hamit H. 8 yıl önce Şikayet EtAmin, kaleminize sağlık Mehmet BeyBeğen
-
Fuat 8 yıl önce Şikayet EtTeşekkürler üstadBeğen
-
Mehmet 8 yıl önce Şikayet EtAmin inşallah Allah zalime fırsat vermesin inşallahBeğen
-
Sayın Hocam, 8 yıl önce Şikayet EtSihirli kürenin ortaklarını,tesbih taneleri gibi,isabetli bir şekilde yanyana dizişinize bayıldım.Bunların ortak amaçları bellidir.Dediğiniz gibi malesef bu manzara,Arap Koalisyonunun tükenişinin bir delilidir. Evet,Türkiye nasıl adım atacağını gayet iyi biliyor. Her zaman olduğu gibi konuya olan eyilimimizde douyma geçmemize vesile olduğunuz için sonsuz teşekkürler.Beğen Toplam 1 beğeni