Mehmet Doğan
Mehmet Doğan
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Adalet Yürüyüşü ve Meşruiyetin Kaynağı

GİRİŞ 29.07.2017 GÜNCELLEME 31.07.2017 YAZARLAR

Dün; 28 Şubat post modern darbeyle binlerce insanın mağdur edilmesine, eğitiminden işinden uzaklaştırılmasına, milletvekilliğinden, vatandaşlıktan çıkarılmasına, dini değerleri ortadan kaldırmaya ve inançlarından dolayı başörtülü olan kızlara terör muamelesi yapılmasına göz yuman/destekleyen,  milli iradeyi hiçe sayarak millet için millete karşı zulmeden zihniyet bugün hak, hukuk, adalet sloganlarıyla sokakta.  Ana Muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “MİT Tırları ile ilgili belgeleri Can Dündar’a verdiği iddiasıyla, 25 yıl hapis cezasıyla yargılanan casusluk davasından tutuklu Enis Berberoğlu için, “Adalet” pankartı ile Ankara’dan başlattığı 345 km’lik yürüyüşünü 23 günde tamamlayarak 09 Temmuz 2017’de Maltepe Mitingi ile sonlandırdı. Teröre ve provokasyona geçit vermeyen, emniyet güçlerinin, yürüyüş ve miting tertip komitesinin gayreti takdire şayandır.

“Adalet” dünya kurulduğundan bu tarafa mazlum mustazafların, ezilenlerin, hakları ellerinden alınanların talebidir. Maalesef CHP tarihsel çizgisinin seyrini ideolojik, dini değerler karşıtı bir yapılanma ile ortaya koydu. Dini değerleri hiçe sayan seküler çevrelerin umut kapısı oldu. Bu arzu ve istek hem yürüyüş boyunca hem de mitingde açık bir şekilde yazılı ve sözlü sloganlarla kendini gösterdi.

Cumhuriyet tarihi boyunca oligarşi düzen, “Dindar-Muhafazakâr” çevrelerin adalet taleplerini her dönemde yok saydı. “Adalet, hak ve hukuku” talep eden bu yapının geçmişi “Adaletsizliklerle” doludur. CHP, keşke bu yürüyüş ve mitingle geçmişi ile yüzleşseydi ve bir gelecek stratejisi ortaya koysaydı; çok daha tutarlı ve belki inandırıcı olurdu. Ama bu olmadı. Peki, ne oldu? Yürüyüş boyunca ve mitingde atılan sloganlara şöyle bir göz atalım;

Yenikapı ruhu öldü, yaşasın Maltepe ruhu.
Darbeyi engelleyeceğiz, adaleti getireceğiz. Sokaksa,  sonuna kadar sokak.
Çankaya yolu şeriata kapalıdır.
Türkiye laiktir, laik kalacak.
Mollalar Çankaya’ya çıkamaz.
Kasımpaşa imamı kaça sattın vatanı?
Tandoğan’da bindirdik, Çağlayan’da indirdik.
Cumhuriyet’in düşmanı Meclis Başkanı.
Demokrasi gericiliğe hoşgörü değildir.
İslami faşizme hayır.

Bu küfür, hakaret ve aşağılama dolu sloganların yanında ikiyüzlülük ve çifte standartların dikâlâsı tutum da sahnelenmedi değil. Nedir o? “Allah adaleti emreder.” Evet, bu çok doğru. Allah  (cc.) adaleti şöyle emrediyor; “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adalete şahitlik eden kimselerden olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mâide5/8) Sıkıştığında ayete sarılan zihniyete sormak lazım: Bu Ayet-i Kerime yeni mi indi? 28 Şubat sürecinde apaçık ortada değil miydi? O günlerde ayet okuyan, dini söylemde bulanan insanlara muameleniz nasıldı? Keşke böylece, Allah’ın emrettiği gibi inanılsa ve adaletsizliğe karşı çıkılsa. Ama dert bu değil. Yukarıdaki sloganlarla karşılaştırıldığında bir çelişki görüyor musunuz? Hele bir de Mekke’den Medine’ye Hicret benzetmesi, evlere şenlik. Bu paradoksal yaklaşım “Laikliğin ve din istismarı”nın adıdır. Küfür, aşağılama ve hakarete alkış işin cabası. Sol literatürde hakaret ve küfre alkışın adı “adalet” olsa gerek.

Atılan sloganlar, kusulan öfkeler, adaleti değil geçmişte yapılan, “Darbeye davet” niteliği taşıyan, Cumhuriyet mitinglerini çağrıştırdı. Kandil’de mukim PKK liderlerinin de istek ve arzuları doğrultusunda mitinge; PKK, DHKP-C, FETÖ gibi terörize gruplar da katıldı. Yetmedi, ağır hasta Ahmet Türk, Celal Doğan, Ertuğrul Kürkçü Kılıçdaroğlu ile kol kola, yan yana yürüdüler ki; bu CHP-HDP işbirliğinin göstergesidir. Avrupa ve ABD nasıl PKK/PYD-YPG terör örgütlerine bir meşruiyet sağlayarak silah dolu yüzlerce tırlarla yardım ediyorsa, CHP’de HDP’yi ve diğer marjinal terörist gruplara kol-kanat açarak onlara meşruiyet kazandırmaya çalışmakta, “Erdoğan yıkılıncaya kadar” PKK, DHKP-C, FETÖ ve yerli yabancı tüm şer odakları ile işbirliğini meşru kılmaktadır. Hiç kimsenin burnu kanamadan yürüyüş ve mitingin tamamlandığı bir ülkede; “insan hakları ve hukukun üstünlüğü yoktur, dikta ve diktatör vardır,” diyenlerin inandırıcılığı var mıdır? PKK Terör Örgütü ile savaşan askerimiz ve emniyet güçlerimizden bir Allah’ın günü yok ki şehit haberi gelmesin. Hal böyle iken Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor? Nasıl bu insanlarla birlikte kol kola, yan yana bir yürüyüş ve miting düzenliyor? Sanki bu ülkede 40 yıldır katliam yapan PKK değil.

 

Bu zihniyet geçmişte, yüzlerce insanı darağacında sallandırdı. Kedi-köpek davası ile Menderes ve arkadaşlarını idam etti. Merve Kavakçı’yı başörtüsü sebebiyle Meclisten dışarı attı ve elinden vatandaşlığını aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı okuduğu bir şiir sebebiyle hapse attı. Kendi grup toplantılarında bir çift eleştirel laf eden kişi için; “Atın bu adamı dışarı” diyen Kılıçdaroğlu değil miydi? Erbakan ve arkadaşlarına “Habis ruhlu” kişiler diyen,  ağza alınmayacak hakaretlerde bulunanalar bu zihniyetin sahipleri değiller miydi? Şimdi bunların “Adalet, hak ve hukuk” söylemi nasıl inandırıcı olabilir?

Üniversiteler de başörtülü kızların eğitim hakkını elinden alan, ikna odaları kuran, insan hak ve hukukunu hiçe sayan faşist Kemal Alemdaroğlu ile kol kola yürümek “Adalet için” değil, gelecekte olması muhtemel bir “hak gaspının” yeniden habercisidir.

15 Temmuz Darbe Girişiminde 9 bin asker, 35 uçak, 246 zırhlı araç kullanıldığı yönünde haberler basına yansıdı. F-16’lar ve askeri helikopterlerle Meclis bombalandı. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkemizin muhtelif yerlerinde 250 Şehit 2193 gazi verildi. ABD himayesinde FETÖ ve işbirlikçileri o gece şehirlerimizi kana buladı. FETÖ tutuklusu Bylock’cu Danışman Fatih Gürsul’un MTS kayıtlarına göre Enis Berberoğlu ile tam 250 görüşme yaptığı iddia edilmekte. Ne demek; “Hem 15 Temmuz Şehitleri için yürüyoruz, hem de hapisteki darbe mağdurları için yürüyoruz?”  Bu nasıl söz? Böyle paradoksal konuşmalara çok şahit olundu. Maalesef FETÖ “adalet ve mağduriyet” pazarlamasını bu yürüyüş ve miting üzerinden yapmaktadır. Bütün bu olanları izlerken insan sormadan edemiyor. Acaba meşruiyetin kaynağı CHP zihniyeti mi yoksa Millet mi?

Büyükada toplantısı ve Sakarya’da Adalet yürüyüşünün üzerine sürülmesi planlanan, içi AK Parti bayrak ve flamaları ile doldurulmuş minibüsün, bu yürüyüşle ilgili planın bir parçası olduğu düşüncesi ya da algısı vardır. Allah korusun bu durum çok tehlikeli bir büyük provokasyonun habercisiydi. Gezi provokasyonu gibi bir stratejinin planlanmış olabileceği akılları meşgul eden bir başka durumdur.

“Sokaksa sokak” sözü çok tehlikeli bir “Gezi” söylemidir. “Tehdit ve intikam” dilidir. Bizlere; Gezi eyleminde öldürülen ve yaralanan insanları, yakılan otobüsleri, ambulansları, iş makinalarını, itfaiye araçlarını, yağmalanan ve yakılıp yıkılan mağaza ve işyerlerini, hatırlatıyor. Yegâne amaç;  adalet ve hukukun tesisi için bilgi ve kültürün geliştirilmesi midir? Yoksa daha fazla sokak olayları ve çatışma ortamının hazırlanması mıdır?

Bu ülkede kutuplaşmanın mimarı Kılıçdaroğlu zihniyetidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, ilk defa hicap duymadan, edep ve ahlaka mugayir olarak, “diktatör bozuntusu” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu’dur. Erdoğan, nefreti üzerine kurulmuş bir siyasetle, stratejiyle bir gelecek inşa etmeniz asla mümkün olmayacaktır.

Kılıçdaroğlu, adalet yürüyüşünün amacının “Daha fazla sokak ve Erdoğan’ı sarayından indirmektir. Bunu yapmaya kararlıyız,” diyor. Bu antidemokratik, ideolojik dayatmalardan beslenen söylem adalet kültürünün gelişmesine bir katkı sağlar mı? Sokaktaki ideolojik ve radikal unsurların yasadışı eylemlerine alan açmaz mı? Ülke huzurunu alt-üst etmez mi? Bu söylem ve demeçlere sahip olan bir muhalefet lideri “Adalet, hukuk ve insan haklarına dayalı bir yargının” teminatı olabilir mi?

ABD ve Kıta Avrupa’sının “İslamofobi” düşmanlığı ile “İslami faşizme geçit yoktur”, diyenler arasında bir fark var mı? Nasıl Kıta Avrupa’sı ve ABD’nin vizyonu İslam ve Türkiye düşmanlığı ise, ABD ve AB faşizminin işbirliklerinin de sloganları aynı… İslam düşmanlığında birleşmektedirler. Bunun adına kolektif kolonyalist müstemlekecilik denir.

Kanımca bu yürüyüşün insani bir duyarlılığı yoktur. Sadece parti başkanlığını pekiştirdi, muhaliflerini susturdu. “Biyonik adam” “Gandi” ve şimdi “Genel Başkan oldu” diye sevinenler, umutlanmasın bu yürüyüşten ne bir lider çıkar ve ne de bir iktidar. Yukarıda atılan sloganlarla; yeni bir siyaset üretilemez, vizyon sergilenemez. Böyle bir ekip/kadro ve zihinsel yapı CHP’de hâlihazırda yoktur. Keşke olsaydı.

ABD, Batı ve Türkiye’deki işbirlikçilerinin Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığının sebebi; “otoriteleşme, diktatörlük” filan değil, sadece bağımsız ve bağlantısız Müslüman olmasıdır.

ABD yeni Roma’dır. ABD ve Avrupa’nın Haçlı Ruhu; İslam düşmanlığıdır. Basiret sahibi Milletimiz bu oyunu, 15 Temmuz Darbe Girişimi ile görmüş, lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan öncülüğünde destansı bir mücadeleyle bozmuştur.

Gayret bizden, lütuf, inayet ve muzafferiyet Allah’tandır.

Vesselam.

 

YORUMLAR 15 TÜMÜ
  • Cafer ÇİÇEK 8 yıl önce Şikayet Et
    Herkesin bir amacı ve hedefi var. Önemli olan MİLLET olarak bizim ne yapmamız gerekiyor. Bu zihniyetlerin, bu algı operasyonlarına karşı ne yapmamız gerektiğidir. Yaptığımız görevleri bir ibadet aşkıyla yapabiliyormuyuz? Yoksa Dünyevileşme ideallerimizi bitirdi mi ? Eger dünyevileşme ağırlığı arttı ise; ALLAH C.C. dilimizdeki tesiri de kaldıracaktır. Büyük tehlike budur aslında. Parayla sınavımız
    Cevapla
  • Cafer ÇİÇEK 8 yıl önce Şikayet Et
    Kıymetli kardeşim Mehmet Bey; Evvela bu değerli, objektif, hakkaniyete uygun yazılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Elinize, dilinize , yüreğinize sağlık. Tabii bu zihniyetin amacı sizlerinde çok güzel ifade ettiğiniz gibi belli: Amaç dışarıdaki işbirlikcilerine verdikleri sözü yerine getirmek. Bu zihniyetin toplumumuz nezdinde bir karşılığı olmadığını bildikleri için; şer odaklarıyla planlar oluşturup toplumsal bir kargaşa ile provakasyonlardan medet umarak uluslarası bir baskıyla devleti elegeçirme oyunlarııdı
    Cevapla
  • Adem 8 yıl önce Şikayet Et
    Kendisi için yürüyor...Acı olan da bu ... 'Düşüncelerine katılmıyorum ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim'(Voltair)sözüne samimi olarak inanansa ve sadece Enis Berberoğlu için değil de öncesin de Salih Mirzabeyoğlu na adalet için de yürüse,başörtüsüne özgürlük dese,yürürken yoksulluktan bahsetse ne bu herkeste tüketim çılgınlığı dese ,komşusu açken jip te ne dese,yürürken Kudüse özgürlük dese Amerika emperyalizmine hayır dese ....Ve 'Yaşamak bir ağaç gibi tek ve özgür,bir orman gibi kardeşçesine'(Nazım Hikmet) sözü ile bitirse...O zaman yürüyüşü anlamlı olur.SELAM VE DUA İLE
    Cevapla
  • TAHA 8 yıl önce Şikayet Et
    Sn Müdürüm, Bunların amacı adalet değil ülkeyi içinden çıkmaz bir hale getirmek. Dış mihrapların isteğini yerine getirip Türkiye'yi dünyada yalnız bırakmak. Hocam gerçekten çok güzel tespitlerde bulunup bizi ayndınlattınız. Emeğinize, yüreğinize, kaleminize sağlık. Allah'a emanet olunuz
    Cevapla
  • Yusuf 8 yıl önce Şikayet Et
    Hocam Kalem tutan ellerinize RABBİM zeval vermessin selamlar durmak yok yola devam
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle